Meme kanseri tanılı genç kadınlarda bilişsel duygu düzenleme stratejileri ile cinsel işlevler ve beden imajı ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL HAYDARPAŞA NUMUNE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BEGÜM YILDIRIM CİNEK

Danışman: Merih ALTINTAŞ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Çalışmamızın amacı meme kanseri tanılı genç kadınlarda depresyon düzeyini, cinsel işlevleri ve beden imajını meme kanseri olmayan sağlıklı kontrol grubu ile karşılaştırmak, meme kanseri tanılı kadınlarda kullanılan bilişsel duygu düzenleme stratejilerini belirlemek ve bu bilişsel duygu düzenleme stratejileri ile cinsel işlevler, beden imajı ve depresyon düzeyi arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın örneklemi, vaka grubuna dahil edilen 56 meme kanseri tanılı katılımcı ve kontrol grubuna dahil edilen 56 sağlıklı katılımcı olmak üzere toplamda 112 katılımcıdan oluşmaktadır. Tüm katılımcılara DSM-5 için yapılandırılmış klinik görüşme (SCID-5), Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeği (HAM-D) ve Hamilton Anksiyete Ölçeği (HAM-A) klinisyen tarafından uygulanmıştır. Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği (BDDÖ), Vücut Algısı Ölçeği (VAÖ), Kadın Cinsel İşlev Ölçeği (FSFI; Female Sexual Function Index) ve Golombok-Rust Cinsel Doyum Ölçeği (GRISS; Golombok Rust Inventory of Sexual Satisfaction) tüm katılımcılar tarafından doldurulmuştur. Bulgular: Meme kanseri tanılı hasta grubunda kontrol grubuna göre depresyon düzeyinin, cinsel işlev bozukluklarının (GRISS ile karşılaştırdığımızda ilişki sıklığı, doyum, kaçınma, dokunma, vajinismus, anorgazmi alanlarında bozulma; FSFI ile karşılaştırdığımızda cinsel istek, uyarılma, lubrikasyon, orgazm, doyum, ağrı alanlarında bozulma) ve olumsuz beden imajının daha fazla olduğu saptanmıştır, kullanılan bilişsel duygu düzenleme stratejileri açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Meme kanseri tanılı kadınlarda depresyon düzeyi ile cinsel ilişki sıklığı, cinsellikten kaçınma, uyarılma, orgazm alanlarında ve genel cinsel işlevlerde sorunlar arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu görülmüştür. Meme kanseri tanılı kadınlarda depresyon düzeyi ve anksiyete düzeyi ile olumsuz beden imajı arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Meme kanseri tanılı hasta grubu cinsel işlevlerde sorun riski yüksek (GRISS toplam puan ≥5, n=28) ve cinsel işlevlerde sorun riski düşük (GRISS toplam puan <5, n=28) olanlar şeklinde iki gruba ayrıldığında cinsel işlevlerde sorun riski düşük meme kanseri tanılı hastalarda depresyon ve anksiyete düzeyinin daha düşük ve olumsuz beden imajının daha az olduğu saptanmıştır. Meme kanseri tanılı kadınlarda depresyon düzeyi ile plan yapmaya yeniden odaklanma, olumlu yeniden değerlendirme, olayın değerini azaltma stratejilerinin kullanımı arasında ve anksiyete düzeyi ile plan yapmaya yeniden odaklanma, olumlu yeniden değerlendirme stratejilerinin kullanımı arasında negatif yönlü bir ilişki olduğunu görülmüştür. Meme kanseri tanılı hasta grubunda olumlu yeniden değerlendirme stratejisinin kullanımı ile cinsel doyum arasında pozitif bir ilişki olduğunu görülmüştür. Depresyon ve anksiyete etkisi ortadan kaldırıldığında olumlu yeniden değerlendirme ve cinsel doyum arasındaki ilişkinin kuvvetlenerek anlamlılığını koruduğu gözlenmiştir. Sonuç: Bulgularımız göz önünde bulundurulduğunda meme kanseri tanı ve tedavi sürecinde depresyon ve anksiyete bulgularının tanınmasının önemli olduğu, beden imajı ve cinsellikle ilgili sorunların eş zamanlı olarak değerlendirilmesi gerektiği ve terapötik süreçlerle özellikle olumlu yeniden değerlendirme, plan yapmaya yeniden odaklanma, olayın değerini azaltma stratejilerinin kullanımının arttırılmaya yönelik çalışmaların önemli olduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: beden imajı, cinsel işlev bozuklukları, depresyon, duygu düzenleme, genç kadınlar, meme kanseri