MRG (manyetik rezonans görüntüleme) ile yağlı pankreas görülen 40-50 yaş hastaların klinik ve laboratuvar bulgularının incelenmesi ve yağlı karaciğer ile potansiyel ilişkisinin retroprospektif olarak değerlendirilmesi.
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HATİCE DEMİR
Danışman: Levent FİLİK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve Amaç: NAFPD'yi (Non-Alcoholic Fatty Pancreas Disease) önemli alkol tüketimi olmaksızın pankreasta obezite ile ilişkili yağ birikimi olarak tanımlamak mümkündür. Pankreasın yağ replasmanını ve yağ infiltrasyonunu kapsayan pankreatik steatoz, radyologlar tarafından yaygın olarak gözlenen ancak sıklıkla ihmal edilen bir bulgudur. Asya'daki popülasyona dayalı çalışmalardan tahmin edilen pankreatik steatoz prevalansı yaklaşık %16'dır. Hastaneye dayalı popülasyonlarda tip 2 diyabet ve obezitesi olanlarda daha yüksek bir prevalans kaydedilmiştir. Aşırı yağ birikimi, metabolik sendrom, tip 2 diyabet ve kardiyovasküler sistem hastalıkları gibi birçok ciddi sağlık sorununun artmasına neden olur ve artan mortalite ile önemli ölçüde ilişkilidir. Araştırmamızda diyabet ve adipoz doku arasındaki kanıtlanmış ilişkiden yola çıkarak pankreas yağlanmasının obezite, beta hücre disfonksiyonu ve metabolik/laboratuvar parametrelerle ilişkisini göstermeyi ve bu parametrelerin pankreatik steatozu öngörmede, erken tanınmasında ve komplikasyonlarının önlenmesinde etkili olup olmayacağını belirlemeyi amaçladık. Aynı zamanda pankreatik yağlanma ile hepatik yağlanma arasındaki ilişkiyi ortaya koymayı amaçlıyoruz. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Ocak 2018-Kasım 2021 tarihleri arasında Dahiliye/Gastroenteroloji polikliniklerine başvuran herhangi bir nedenle abdomen MRG çekilen 40-50 yaş aralığında alkol alımı, gebelik ve laktasyon, geçirilmiş pankreatit veya pankreasa yönelik girişimsel işlem öyküsü olmayan hastalar dahil edildi. Hastaların demografik verileri, ek hastalıkları, güncel laboratuvar parametreleri hastane otomasyon sistemi üzerinden tarandı ve kayıt altına alındı. Hastaların hastane sisteminde mevcut olan MRG'leri alanında uzman deneyimli radyolog tarafından pankreatik yağlanma ve hepatik yağlanma açısından yeniden değerlendirildi. Elde edilen demografik veriler, laboratuvar verileri ve radyolojik görüntüleme sonuçlarının istatiksel analizi yapıldı. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 132 hastanın 86'sı kadın (%65,2), 46'sı (%34,8) erkek olup hastaların yaş ortalamaları 45,80±2,92'idi. Hastaların BMI ortalamaları 27,78±3,57 kg/m²'ydi. Çalışmaya dahil edilen hastaların pankreatik yağ oranı ortalaması %5,2±6,5, hepatik yağ oranı ortalaması %5,9±10, olup hastaların 47'sinde (%35,6) pankreatik yağlanma mevcutken 48'inde (%36,4) hepatik yağlanma vardı. Çalışmada hastalar pankreatik yağlanma olanlar ve olmayanlar olarak iki gruba ayrılarak, gruplar arasında demografik veriler, ek hastalıklar, laboratuvar parametreleri ve radyolojik bulgular incelendi. Pankreatik yağlanma olan grupta olmayan gruba göre cinsiyet açısından anlamlı farklılık görülmedi ancak pankreatik yağlanması olan hastaların yaşı istatiksel açıdan anlamlı olarak daha yüksekti. VKİ açısından bakıldığında pankreatik yağlanma olan grupta VKİ anlamlı olarak daha yüksekti ve pankreatik yağlanma olan grupta obez hasta sayısı anlamlı derecede daha fazlaydı. Pankreatik yağlanma olan grupta olmayan gruba göre diyabet, hiperlipidemi, hipertansiyon oranı anlamlı derecede daha fazlaydı. Pankreatik yağlanma olan grupta olmayan gruba göre AKŞ, HbA1c, insülin açlık, HOMA-IR, total kolesterol, LDL, trigliserid, AST, GGT, ferritin istatiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek, HDL ve amilaz değerleri anlamlı olarak daha düşük saptandı. Pankreatik yağlanma olan grupta hepatik yağlanma oranı %80,9 olup pankreatik yağlanma olmayan grupta %11,8'dir ve fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,001). Pankreatik yağlanma olan grubun %80,9'unda hepatik yağlanma varken, hepatik yağlanma olan grubun %79,2'sinde pankreatik yağlanma mevcuttu. Yapılan spearman korelasyon analizinde pankreatik yağ oranı ile hepatik yağ oranı, yaş, BMI, AKŞ, HbA1c, insülin açlık, HOMA-IR, total kolesterol, trigliserit arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki varken HDL ile negatif yönlü anlamlı ilişki görülmüştür. Yapılan tek değişkenli ve çok değişkenli regresyon analizleri sonrası pankreatik yağlanma için en önemli risk faktörleri DM ve HOMA-IR olarak bulunmuştur.Sonuç: Çalışmamızda pankreatik yağlanma ile diyabet, obezite, hepatik yağlanma ve insülin direnci gibi metabolik parametrelerle pozitif ilişki saptanmıştır. Bu durum pankreatik yağlanmanın daha erken tanınmasının ve yol açabileceği komplikasyonların önlenmesi açısından önemlidir. NAFPD, obezitedeki artışla gelişir ve pankreas fonksiyon bozukluğuna sekonder insülin direnci ve diyabete neden olabilir. Kilo verme ve egzersiz gibi yaşam tarzı değişikliklerinin tüm bu mekanizmalarla pankreatik yağlanmayı ve doğuracağı sonuçları iyi yönde etkileyeceğini düşünmekteyiz. NAFPD ile insülin direnci ve diyabet gelişimi arasındaki nedensellik ilişkisi net değildir ve bu ilişkinin ortaya konulabilmesi için geniş kapsamlı, deneysel ve moleküler düzeyde daha ileri çalışmalara gerek vardır.