Otoimmün epilepsili hastalarda immünoterapinin nöbet sıklığı üzerine etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DIŞKAPI YILDIRIM BEYAZIT SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2017

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: DERYA BAYRAK ERDEN

Danışman: Mehmet Fevzi ÖZTEKİN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

ÖZET Bayrak Erden D.(2017) Otooimmün epilepsili hastalarda immünoterapinin nöbet sıklığı üzerine etkisi Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Nöroloji ABD Tıpta Uzmanlık Tezi Otoimmün epilepsi,santral sinir sisteminde hücre içi proteinlerine ve özellikle de hücre yüzey antijenlerine karşı oluşan nöron spesifik antikorlarla ilişkili refrakter nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Antiepileptik ilaçlara dirençli, çok sayıda nöbet tipleri olan ve beraberinde psikiyatrik semptomların da eşlik edebildiği hastalarda otoimmün epilepsiden şüphelenilmesi gerekmektedir. Otoimmün epilepsili hastalarda en sık görülen hücre yüzey antikorları, N-methyl-D-aspartate receptör (NMDA-R) ve voltage gated potasium channel (VGKC) otoantikorlarıdır ve beyin omurilik sıvısında, serumda yüksek titrelerde bulunmaktadırlar.Bu otoantikorların saptanması tanı koydurucudur ancak tanı için mutlaka gerekli değildir.İmmünoterapiye olumlu yanıt alınması da tanıyı desteklemektedir.Hastalığın tedavisinde intravenoz (IV) metilprednizolon,iv immünoglobulin (IVIG), plazmaferez gibi immunoterapiler kullanılmakta olup tedavi rejimleri ile ilgili kesin bir klavuz bulunmamaktadır. Otoimmün epilepsi şüphesi olan hastalara haftalık veya aylık tekrarlanan yüksek dozlarda intravenöz metilprednizolon verilerek yapılan pek çok çalışma olmasına karşın,bu hastalarda tek kür pulse ıv metilprednizolon tedavisi verilerek yapılmış klinik çalışmalar oldukça sınırlı sayıdadır. Bu bulgular ışığında biz çalışmamızda otoimmün epilepsi şüphesi olan hastalarda immünoterapinin nöbet sıklığı üzerine etkisini değerlendirmeyi amaçladık.Bu çalışmaya 15 yaş üzerinde, kompleks parsiyel tipte nöbetleri olan,birden fazla antiepileptik ilaç kullanmasına rağmen 6 aydan daha fazla nöbetsiz dönemi olmayan,otoimmün epilepsi şüpheli 20 hasta alınarak, klinik ve demografik özellikleri değerlendirildi.Hastalara tek bir kür şeklinde 5 gün süreyle IV pulse metilprednizolon tedavisi verildi.Hastalar tedavi öncesinde ve tedavi sonrasında üç ay boyunca takip edildi.Tedavi öncesi ve tedavi sonrası üç aylık dönemlerdeki nöbet sıklıkları ve elektroensefalogram (EEG) bulguları karşılaştırıldı. Tedaviden 3 ay sonra,tedavi öncesine kıyasla nöbet sıklığında %50 den fazla azalma olan hastalar tedaviye olumlu yanıt veren hastalar olarak değerlendirildi.Çalışmanın sonucunda 4 hastada tedaviye olumlu yanıt alındı.Bu 4 hastadan 1'i tamamen nöbetsiz hale geldi.Fakat tedavi öncesi ve tedavi sonrası nöbet sıklıkları arasında istatiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Tedavi öncesinde EEG de epileptiform bulguları olan 9 hastanın 4'ünde tedavi sonrası bu bulgular kayboldu. Ancak tedavi öncesi ve tedavi sonrası EEG bulguları arasında istatiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Bu sonuçlara göre bizim çalışmamızda tek kür IV metiprednizolon tedavisi ile anlamlı tedavi yanıtının alınamamış olması bize refrakter nöbetleri olan hastalarda altta yatan sebep olarak otoimmün bir patolojinin dışlanamayacağını düşündürdü. Antiepileptik ilaçlara dirençli nöbetleri olan otoimmün epilepsi şüpheli hastalarda kortikosteroid tedavisine tekrarlayan dozlarda devam edilmesi durumunda tedaviye daha etkin bir yanıt alınabileceği kanısına varıldı.