Pankreas adenokanserinde miyeloid kökenli baskılayıcı hücrelerin (MDSC) hastalık, prognoz ve tedaviye yanıt ile ilişkisi


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, HAMİDİYE SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ, İMMÜNOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: GÜLÇİN ŞAHİNGÖZ ERDAL

Danışman: Nilgün IŞIKSAÇAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Tez çalışmamın amacı, pankreas adenokarsinomu (PAC) hastalarında miyeloid türevli baskılayıcı hücrelerin (MDSC'ler) ve immünosupresif moleküllerin farklı hasta gruplarındaki rollerini değerlendirmektir. MDSC'lerin tümör mikroçevresindeki bağışıklık baskılayıcı etkileri ve bu etkilerin tümör progresyonuna katkısı ayrıntılı olarak incelenmiştir. Gereç ve Yöntem: Çalışmama dahil edilen hasta grupları; inoperabl yani ileri evre ve ameliyat edilemeyen, tümör yükü çok fazla olanlar, tümör yükü daha az olan ve ameliyat ile tümörün çıkarıldığı hastalar ve sağlıklı kontrol gruplarından oluşmaktadır. Ameliyat yapılan hastalar pereoperatif grup olarak yani tümör dokusu mevcut iken ve postoperatif grup olarak yani tümör dokusu çıkarıldıktan sonra tekrar değerlendirilmiştir. MDSC'lerin alt tipleri (G-MDSC, M-MDSC, e-MDSC) akım sitometrisi ve immünosupresif moleküllerin seviyeleri (İnterlökin 8, İnterlökin 10, İnterlökin 35, Vasküler Endotelyal Büyüme Faktörü) ELISA yöntemiyle değerlendirilmiştir. İstatistiksel analizlerle hasta grupları arasındaki farklar belirlenmiştir. Bulgular: İnoperabl hasta grubunda MDSC ve immünosupresif moleküllerin seviyelerinin en yüksek olduğu, preoperatif ve postoperatif gruplarda bu seviyelerin tümör yükü ile orantılı olarak azaldığı tespit edilmiştir. Sağlıklı kontrol grubunda ise bu seviyeler minimal düzeydedir. Özellikle inoperabl grupta belirlenen MDSC cutoff değerinin tümör progresyonuyla ilişkili olduğu gözlemlenmiştir. Sonuç: Çalışmamız, MDSC'lerin ve immünosupresif moleküllerin PAC progresyonundaki rolünü net bir şekilde ortaya koymuştur ve MDSC'lerin hedeflenmesinin PAC tedavisinde umut verici bir strateji olabileceğini düşündürmektedir. İmmünoterapilerle kombinasyon halinde kullanılacak MDSC inhibitörlerinin, tümör mikroçevresindeki immünosupresyonu azaltarak bağışıklık yanıtlarını güçlendirebileceği öne sürülebilir. Bu bulgular, PAC tedavisinde yeni tedavi yaklaşımlarına kapı aralamaktadır.