Tüplü dalışlarda dislipidemi varlığının endotel fonksiyonu üzerine etkisinin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, GÜLHANE TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GÖZDE BÜŞRA SARIYERLİ DURSUN
Danışman: Münire Kübra ÖZGÖK KANGAL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş: Dekompresyon hastalığının patofizyolojisinde endotelyal disfonksiyonun yeri bilinmektedir. Dislipidemi de endotelyal disfonksiyon ile sonuçlanan bir sağlık sorunudur. Dislipideminin, dalıcılarda endotelyal disfonksiyonu arttıracağını ve dolaylı olarak dekompresyon hastalığı için bir risk faktörü olabileceğini düşünerek, dislipidemisi olan ve olmayan iki dalıcı grubunda bir defa gerçekleştirilen tüplü dalışın endotel fonksiyonuna olan etkisinin karşılaştırmayı amaçladık. Gereç-yöntem: Çalışmamız prospektif olarak planlanmıştır. Çalışmada iki grup oluşturulmuştur; dislipidemi grubu ve lipid profili normal olan kontrol grubu. Gönüllülerin kendi programları dahilinde olan dalışlarına eşlik edilerek dalış öncesi doppler ultrason ile akım aracılı dilatasyon (flow-mediated dilatation – FMD) ölçümü yapılmış; dalış sonrası 10. Dakikada FMD ölçümü tekrarlanmıştır. Ayrıca dalıştan sonra 5. Ve 30. Dakikada sağ subklavyen ven üzerinden doppler ultrason ile kabarcık ölçümü yapılmıştır. Sonuçlar: Çalışmaya dislipidemisi olan (n=7) ve olmayan (n=8) toplam 15 gönüllü dalıcı dahil edilmiştir. Dislipidemi grubu ve kontrol grubunun demografik özellikleri, dalış özgeçmişleri ve ölçümün gerçekleştirildiği dalışın özelliklerinin benzer olduğu görüldü. Tüm örneklem bir bütün olarak değerlendirildiğinde dalış sonu FMD'de dalış öncesine göre anlamlı bir azalma saptanmıştır (p=0,001). Dislipidemik grup ve kontrol grubu ayrı ayrı analiz edildiğinde ise her bir grup için FMD'de dalış sonunda anlamlı bir azalma görülmüştür (sırasıyla p= 0,018, p=0,012). Dalışın FMD üzerine olan etkisinin gruplar arası karşılaştırması da istatistiksel olarak incelenmiştir. Dalış sonrası FMD'deki azalma dislipidemik grupta sayısal olarak daha fazla görünmesine rağmen gruplar arasındaki bu fark istatistiksel olarak anlamlı değildi (p=0,336). Tüm örneklemde dalış sonrası 5. Dakika kabarcık evresi 0 idi. Dislipidemi grubunun tümünde 30. dakikada da evre 0 idi. Kontrol grubunda ise 30. dakikada bir (%12,5) gönüllüde evre 1, bir gönüllüde de (%12,5) evre 2 kabarcık tespit edilmiştir. Tartışma: Literatür ile uyumlu olarak çalışmamızda tek dalışın tüm örneklemde endotel disfonksiyonuna yol açtığı görülmüştür. Dislipidemi grubunda dalış sonunda FMD'de daha fazla azalma olduğu görülürken kontrol gruba göre bu farkın istatistiksel anlamlı fark bulunmamasının ana sebebinin örneklem sayımızın az olması olduğunu düşünüyoruz. Çalışmamız bir ön çalışma olarak değerlendirildiğinde, dislipideminin dalışta endotel disfonksiyonu arttırabileceğine dair istatistiksel bir kanıt elde edilememesine rağmen bu konunun daha büyük örneklem gruplarında tekrar çalışması gerektiğine dikkat çeken sonuçlar sağlamıştır. Gelecekte dalış profilinin standardize edildiği, dalış öncesi koşulların (diyet, sigara, alkol) sıkı şekilde kontrol edildiği, daha büyük örneklem üzerinde özellikle belirli dislipidemik grupların ayrı ayrı inceleneceği benzer tasarıma sahip bir prospektif çalışmanın planlanmasını öneriyoruz.