Preeklampsi ve şiddetini öngörmede 1 ve 3. trimesterdaki sır markerlarının yeri


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ZEYNEP KAMİL KADIN VE ÇOCUK HASTALIKLARI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: TUNAHAN KILIÇ

Danışman: Pınar KUMRU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Preeklampsi trofoblast invazyon eksikliğine bağlı geliştiği düşünülen gebelerin önemli bir kısmını etkileyen etkileyen sistemik inflamatuar bir hastalıktır.Preaklampsi; maternal mortalite ve morbiditenin preterm doğum, perinatal ölüm ve intrauterin büyüme geriliğinin başlıca nedenidir.Türkiyede hipertansif hastalıklar postpartum hemorajiden sonra en sık 2. Maternal ölüm nedenidir.Bu çalışmada, İstanbul Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde takibi ve tedavisi yapılan preeklampsi ve şiddetli preeklampsi hastalarının 1. Ve 3. Trimester SIR markerlanın(MLR,NLR,PLR,SII,MPV) kontrol grubuyla karşılaştırılarak preeklampsinin olumsuz maternal ve fetal sonuçları ortaya çıkmadan öngörülümesinin mümkün olup olmadığı araştırıldı. Çalışmanın hedefleri SIR markerlarının 1. Ve 3. Trimesterdaki değerlerinin preeklampsi veya şiddetli preeklampsi arasındaki, ilişkinin belirlenip sonuçların litaratürdeki diğer çalışmalar ile kıyaslanmasıdır. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif kohort çalışmasında, 2019 ile 2024 tarihleri arasında, Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuran 192 çalışma hastası ile 96 kontrol grubu hastası dahil edildi. Preeklampsi ve şiddetli Preekmalpsi tanısı alan gebeler ve kontrol gurubu olarak komorbid hastalığı olmayan gebeler dahil edildi. SIR markerları(NLR, PLR, MLR, SII) için bu gebelerin 1.ve 3. trimestardaki poliklinik muayneleri sırasında bakılan bilgisayar tabanlı hasta kayıtlarında bulunan hemogram parametlerinden bakıldı. Diyabet, hipertansiyon, nefropati, renal veya hepatit disfonksiyon, aktif veya sistemik enfeksiyon, koryoamniyonit veya herhangi bir sistemik hastalığı olan hastalar bu çalışmadan çıkarıldı. Aktif enfeksiyon belirtileri(ağrı, ateş veya vajinal akıntı) olan hastalar çalışmadan çıkarıldı. Veri Analizi: Çalışmaya dahil edilen 288 hastanın yaş, gravida, parite, abortus ve vücut kitle indeksi gibi demografik verileri ile 1.ve 3. Trimester SIR markerları karşılaştırıldı. Tanımlayıcı istatistikler, sürekli değişkenler için ortalama, standart sapma, medyan, minimum ve maksimum değerler olarak sunulmuştur. Gruplar arasındaki karşılaştırmalarda Mann-Whitney U testi, Wilcoxon rank test, Kruskal-Wallis testi ve Pearson Ki-kare testi kullanıldı. Sürekli değişkenlerin en iyi kestirim noktası için ROC eğrisi analizi yapılmış ve Youden indeksine göre en iyi kesim noktası belirlenmiştir. İki yönlü p değeri <0.05 olan durumlar istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Veri analizi SPSS (Statistical Package for Social Sciences) versiyon 29.0.2 kullanılarak yapıldı. Bulgular: Çalışmada preeklampsi ve şiddetli preeklampsi hastalarının 1. ve 3. trimesterdeki SIR markerları (MLR, NLR, PLR, SII, MPV) incelenmiştir. Preeklampsi grubunda sağlıklı kontrol grubuna kıyasla tüm SIR markerlarının anlamlı derecede yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Bu durum, inflamasyonun preeklampsi gelişiminde rol oynadığını ve SIR markerlarının preeklampsinin tanı ve prognozunda potansiyel bir gösterge olabileceğini göstermektedir. Ayrıca, şiddetli preeklampsi grubunda, hafif preeklampsi grubuna kıyasla SIR markerlarının daha yüksek değerlere sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu bulgu, markerların hastalığın ciddiyetini yansıtabilme kapasitesini desteklemektedir. 1. trimesterde ölçülen NLR ve PLR değerlerinin, preeklampsinin erken dönemlerde tanınmasında yardımcı olabileceği görülmüştür. 3. trimesterdeki SII ve MLR değerleri ise preeklampsinin ilerleyişini ve hastalığın şiddetini belirlemede daha etkili bulunmuştur. Sonuç: Bu çalışma, SIR markerlarının (MLR, NLR, PLR, SII, MPV) preeklampsi tanı ve prognozunda klinik olarak değerli olabileceğini ortaya koymaktadır. Özellikle NLR ve PLR'nin 1. trimesterde yüksek olması, preeklampsi riski taşıyan gebelerde erken tanıya olanak sağlayabilir. 3. trimesterde ise SII ve MLR değerleri, hastalığın şiddetini değerlendirmede faydalı olabilir. Çalışma bulguları, preeklampsinin inflamatuar bir süreçle ilişkili olduğunu desteklemekte ve bu markerların gebelik boyunca preeklampsi riskini belirlemek ve hastalığın ilerleyişini öngörmek için kullanılabileceğini göstermektedir. Sonuç olarak, SIR markerlarının erken dönemde ölçülmesi, yüksek riskli gebelerde preeklampsi gelişimini önlemek için erken müdahalelere olanak tanıyabilir. Çalışmanın literatüre katkısı, inflamatuar markerların preeklampsi tanı ve yönetiminde kullanılması konusunda daha fazla araştırma yapılmasının önemini vurgulamaktadır