Antiretroviral tedavi (ART) almakta olan Human Immunodefıcıency Vırus (HIV) pozitif hastalarda düşük düzey viremi görülme sıklığı, risk faktörleri ve potansiyel sonuçları
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL PROF. DR. CEMİL TAŞÇIOĞLU ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, ENFEKSİYON HASTALIKLARI VE KLİNİK MİKROBİYOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ESMA BETÜL ATEŞ
Danışman: Funda ŞİMŞEK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Human Immunodeficiency Virus (HIV) tedavi yanıtının takibinde virolojik süpresyon (VS) ile virolojik başarısızlık (VF) arasında kalan gri alan düşük düzey viremi (DDV) olarak tanımlanmıştır. Literatürde bu konuda yapılmış çalışmalar sınırlıdır. Çalışmamızda merkezimizde takip edilen HIV ile enfekte hastalarda DDV görülme sıklığını, risk faktörlerini, potansiyel sonuçlarını ve seyrini saptamayı ve literatüre katkı sunmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Retrospektif kohort çalışmamıza Şubat 2015-Şubat 2023 tarihleri arasında kliniğimizde takip ve tedavi edilen HIV pozitif hastalar dahil edildi. Antiretroviral tedavi başlangıcından 6-12 ay sonrasında en az ardışık 2 ölçümde viral yükün 50-1000 kopya/mL arasında saptanması DDV olarak tanımlandı. DDV görülen hastaların demografik verileri, klinik ve laboratuvar parametreleri, ilaç uyumları kayıt altına alındı ve karşılaştırmalı olarak incelendi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 1272 hastanın %7,47'sinde DDV saptandı. Tanı anındaki viral yük medyan 350.000 kopya/mL olarak bulundu. DDV sonrası virolojik durum; VS %62,8, VF %7,1 ve devam eden DDV %30,1 şeklindeydi. Tedavi öncesi CD4+ T lenfosit sayısı arttıkça DDV döneminde ≥500/mm³ düzeyinde kalma/ulaşma olasılığının anlamlı olarak arttığı görüldü. DDV'nin seviyesi (51-199, 200-399, 400-999 kopya/mL) ilaç direnci saptanan, tedaviye uyum göstermeyen ve PI (Protease Inhibitor) alanlarda daha yüksek, NRTI (Nucleoside Reverse Transcriptase Inhibitor) alanlarda ise daha düşük saptandı. DDV sonrası virolojik seyir incelendiğinde VF; ilaç direnci saptanan, tedaviye uyum göstermeyen ve PI grubu ilaç alanlarda, VS ise INSTI (Integrase Strand Transfer Inhibitor) grubu ilaç alanlarda daha yüksek saptandı. Tedavi değişimi NNRTI (Non-nucleoside Reverse Transcriptase Inhibitor) ve farmakokinetik değiştirici kullanan grupta daha fazla, INSTI alan grupta daha az yapılmıştı. Ek hastalık ve başlangıç viral yükünün bu değişkenler üzerinde anlamlı etkisi gösterilemedi. Çalışmamızda tüm nedenlere bağlı mortalite %2,7 olarak saptandı. Sonuç: Günümüzde etkin ART ile virolojik baskılanma çok büyük oranda sağlanabiliyor olsa da bizim merkezimizde ve literatürde saptanan DDV prevalansları DDV'nin göz önünde bulundurulması gereken bir durum olduğunu ve literatürde kabul gören ortak bir tanımının olması gerektiğini göstermektedir. Bizim çalışmamız özellikle ilaç uyumu, primer antiretroviral ilaç direnci ve tercih edilen tedavi rejiminin DDV'nin seviyesi ve seyri üzerinde önemli etkileri olduğunu gösterdi. DDV'nin öneminin anlaşılabilmesi ve yönetilebilmesi için aydınlatıcı daha çok çalışma yapılmasına ihtiyaç vardır.