Yaygın nazal polipli kronik rinosinüzit hastalarında draf IIA frontal sinüs cerrahisinin sonuçlarını etkileyen faktörler
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ETLİK ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, KULAK BURUN BOĞAZ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MEHMET FURKAN DOĞAN
Danışman: Cem SAKA
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Nazal polipli (NP'li) Kronik Rinosinüzit (KRS) sık nüks gelişimi ve tekrarlayan cerrahi gereksinimi açısından önemli bir klinik sorundur. NP'li KRS'nin primer cerrahi tedavisinde uygulanan Endoskopik Sinüs Cerrahisi (ESC)'nin en zorlu aşamasını oluşturması, nükslerin ve kronik komplikasyonların en sık burada görülmesi nedeniyle frontal sinüs cerrahisi bu tedavinin en önemli parçalarından birini oluşturmaktadır. Gelişen endoskopik cerrahi yöntemler ve medikal tedavilere rağmen primer (Draf IIA) frontal sinüs cerrahisinin başarısı tartışılmaktadır. Özellikle astım, non-steroid alerjisi gibi hasta popülasyonlarında nüksün fazla görülmesi, frontal reses bölgesinin anatomik olarak dar yapısı ve bu bölgedeki hücrelerin çeşitliliği bu cerrahinin başarısını etkileyen öne çıkan sebeplerdir. Bizde çalışmamızda NP'li KRS hastalarının cerrahi tedavisinde kullanılan Draf IIA frontal sinüs cerrahisi yapılan hastaların tedavi başarısını etkileyen faktörleri belirlemeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız Ankara Etlik Şehir Hastanesi Kulak Burun Boğaz Kliniği'nde Mart 2024 – Nisan 2025 arasında NP'li KRS nedeniyle full-house ESC ile birlikte Draf IIA frontal sinüzotomi yapılan 60 erişkin hasta ile gerçekleştirildi. Hastaların demografik verileri, ek hastalıkları (astım, alerjik rinit, non-steroid ve aspirin alerjisi), laboratuvar bulguları (serum total eozinofil ve IgE), frontal ostiumların çapları (lateral, anteroposterior) ve alanları, uygulanan ek cerrahi prosedürler ve yaşam kalitesini ölçen anketler (SNOT-22 ve RSDI) değerlendirilerek kayıt altına alındı. Hastalar en az 6 ay takip sonrası polip nüksü ve frontal ostium açıklığı açısından değerlendirildi. Nüks izlenmeyen, polip nüksü izlenen ve polip nüksü izlenmeyen ancak frontal ostiumu kapalı hastalar olarak 3 gruba ayrıldı ve frontal ostiumlar ayrı ayrı ele alınarak karşılaştırma yapıldı. Bulgular: Ortalama yaş 44,68±13,46 (19,00-70,00) olan hastaların 47'si (%78,3) erkek, 13' ü (%21,7) kadın idi. Hastaların %41,7'sinde astım, %36,7'sinde alerjik rinit ve %15'inde non-steroid alerjisi vardı. Hastaların preoperatif çekilen PNBT'deki Lund-Mackay Skoru toplam her iki pasajdaki ortalaması 19,9 idi. Hastaların %81,7'si daha önce cerrahi operasyon geçirmemişken %18,3'ü daha önceden bir kez sinüs cerrahi öyküsü olan hastalar idi. Hastaların %25,8'inde polip nüksü ve ostium tıkanıklığı görülmezken %51,7'sinde polip nüksü izlendi. %22,5'inde ise polip nüksü yoktu ancak frontal ostium kapanmış idi. Yapılan istatistiksel analizde sağ taraf için intraoperatif ölçülen AP çap ve PNBT'den ölçülen AP çap medyan değerleri istatistiksel açıdan anlamlı seviyede farklılık gösterdi (p=0,041 / p=0,031). Sol taraf için PNBT'den ölçülen AP çap medyan değerleri istatistiksel açıdan anlamlı seviyede farklılık gösterdi (p=0,013). Sağ taraf için NSAİİ alerjisi istatistiksel açıdan anlamlı izlendi (p=0,026). Yapılan ROC analizinde tüm frontal sinüsler değerlendirildiğinde 8,2 mm cut-off değer olarak hesaplandı ve bu değerin üzerindeki genişliklerin nüks gelişiminde daha riskli olduğu görüldü. Nüksü öngörebilen faktörler arasında yapılan cox regresyon analizinde ise sol frontal ostium için ek hastalık varlığı istatistiksel olarak anlamlı seviyede nüks riskini artırıcı bir etki gösterdi (p=0,042). Ek hastalık yani astım, alerjik rinit ve non-steroid alerjisi bulunmasının polip nüksü gelişimini 2,5 kat arttırdığı gözlendi. Sonuçlar: KRS farklı fenotipleri ve endotipleri bulunan geniş yelpazeli bir klinik durumdur. Bu hastalığın cerrahi tedavisinde frontal sinüs bölgesi, açılı alet kullanımını gerektiren morfolojisi ve ostium kısmındaki kum saati şeklindeki darlık nedeniyle önem arz etmektedir. Güncel literatür daha çok bu dar yapıya vurgu yapmıştır. Çalışmamız ise bu konuya daha farklı bir perspektif katmaktadır. Frontal sinüs ostiumunun genişliğiyle polip nüksü arasında ters orantılı bir ilişki saptanması, nükslerin genişlikten ziyade özellikle KRS'nin tip 2 endotipindeki inflamatuar yük ile ilişkili olduğunu akla getirmektedir. Bunun için de hastadaki inflamasyon yükünü etkin bir şekilde azaltan ve uygulanan topikal tedavilerin frontal bölgeye daha etkili şekilde ulaşmasını sağlayan cerrahi prosedürler nükse yatkın bu hasta popülasyonunda daha tercih edilebilir seçenekler olabilir. Tip 2 endotip baskın nazal polipli KRS hastalarında homojen bir sınıf oluşturularak daha geniş vaka serili çalışmalar yapılması gerektiğini düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Nazal polip, frontal sinüzotomi, Draf IIA, endotip