Poseidon grup 1 ve 2 hastalarda farklı kontrollü ovarian hiperstimulasyon (KOH) protokollerinin intrasitoplazmik sperm enjeksiyonu (ICSI) başarısına olan etkilerini karşılaştırmak


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ZEYNEP KAMİL KADIN VE ÇOCUK HASTALIKLARI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: EZGİ AHAT SEVİLLA

Danışman: Belgin DEVRANOĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışma, POSEIDON Grup 1 ve Grup 2 hastalarında uygulanan farklı kontrollü ovaryan hiperstimülasyon (KOH) protokollerinin (rekombinant FSH [rFSH] ve kombine [rFSH + hMG]) intrastoplazmik sperm enjeksiyonu (ICSI) tedavisindeki etkinliğini değerlendirmek ve bu protokollerin üreme sonuçları üzerindeki etkilerini karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: 2014-2024 yılları arasında Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Ünitesi'nde tedavi gören toplam 295 hasta retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Dahil edilen hastalar, POSEIDON Grup 1 ( 35 yaş, yeterli over rezervi) kriterlerini karşılayan bireylerden oluşmaktadır. Hastalara, rekombinant FSH (rFSH) veya kombine (rFSH + hMG) protokolleri uygulanmıştır. Birincil sonuç klinik gebelik oranı olarak belirlenirken, sekonder sonuçlar arasında fertilize edilen oosit sayısı, toplanan toplam oosit ve metafaz II (MII) oosit sayıları, transfer edilen embriyo sayısı, stimülasyon süresi ve serum hormon seviyeleri yer almıştır. Bulgular: rFSH protokolü, kombine protokole kıyasla daha yüksek toplam oosit (p<0.001), MII oosit (p<0.001) ve fertilize edilen oosit oranlarıyla (p<0.05) ilişkilendirilmiştir. Kombine protokol grubunda, daha yüksek gonadotropin dozlarına ihtiyaç duyulmuş (p<0.001), ancak klinik gebelik oranları açısından iki protokol arasında anlamlı bir fark saptanmamıştır (p=0.132). Poseidon Grup 2 hastalarının, Grup 1 hastalarına göre daha ileri yaşta olduğu, daha düşük antral folikül sayısına ve daha uzun infertilite süresine sahip olduğu belirlenmiştir (p<0.001). Sonuç: Bu çalışma, POSEIDON sınıflamasına dayalı bireyselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarının önemini ve rFSH'nin oosit verimini artırmada daha etkili olduğunu göstermektedir. Ancak, gebelik oranları açısından anlamlı bir fark saptanamamış olup, bu durum, diğer faktörlerin tedavi sonuçlarına etkisini değerlendirme gerekliliğini vurgulamaktadır. Sonuçlar, POSEIDON Grup 1 ve 2 hastalarında bireyselleştirilmiş stimülasyon stratejilerinin önemine işaret etmektedir.