Genç erişkin iskemik inme hastalarında dolaşımdaki mikroRNA-29b ve mikroRNA-99b ekspresyon düzeylerinin prognostik rolü
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL HASEKİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ŞULE KAAN
Danışman: Özgür SÖĞÜT
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:AMAÇ: İnme, özellikle 60 yaş üstü bireylerde en önemli ölüm ve sakatlık nedenlerinden biridir; ancak son yıllarda genç erişkinlerde de görülme sıklığı artmıştır. Bu durum, genç erişkin hastalarda damar hastalıklarına yol açan risk faktörlerinin daha yaygın hale gelmesiyle ilişkilidir. Yapılan araştırmalar, mikroRNA (miRNA) adı verilen küçük genetik moleküllerin inme gelişiminde rol oynadığını göstermiştir. Özellikle serum miRNA-29b ve miRNA-99b ekspresyon düzeylerinin genç erişkin hastalarda inmenin şiddetini belirlemede ve prognozu tahmin etmede potansiyel bir rolünün olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle, çalışmamızda acil serviste genç erişkin inme tanısı konulan hastalarda serum miRNA-29b ve miRNA-99b'nin ekspresyon düzeylerinin inme ciddiyetini belirlemede ve klinik karar verme süreçlerinde tanısal rolünün etkisi amaçlanmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışmaya 01 Aralık 2023 ve 28 Şubat 2024 tarihlerini kapsayan 3 aylık bir dönemde klinik bulgularla ve radyolojik görüntüleme yöntemleri ile akut iskemik inme tanısı konulan 18-50 yaş aralığında genç erişkin 35 hasta ve kontrol grubu olarak 15 sağlıklı gönüllü prospektif olarak dahil edildi. Acil servise akut iskemik inme kliniğinde başvuran hastaların anamnez, fizik muayene, laboratuvar ve görüntüleme yöntemlerinden yararlanılarak ilk başvuruda Ulusal Sağlık Enstitüsü İnme Skalası (NIHSS) skoru hesaplandı. NIHSS skoruna göre hastalar inme ciddiyeti hafif (≤4) ve orta-ağır (>5) olarak iki subgruba ayrıldı. Hastalardan ve sağlıklı kontrollerden 2'şer adet vakumlu jelli tüpe 5'er ml venöz kan alındı ve sonrasında serum miRNA-29b ve miRNA-99b düzeyleri kantitatif gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu (RT-qPCR) kullanılarak değerlendirildi. BULGULAR: Çalışmaya 22'si erkek (%62,9), 13'ü kadın (%37,1) olmak üzere toplam 35 hasta dahil edildi. Kontrol grubundaki 15 sağlıklı gönüllünün 10'u erkek (%66,7), 5'i kadın (%33,3) idi. Kontrol grubu ile karşılaştırıldığında hasta grubunda ortalama serum miRNA-29b düzeyi upregüle olmasına rağmen bu fark istatistiksel olarak anlamlı saptanmadı (7,30±5,90 vs. 5,40±6,70, p=0,271). Benzer şekilde, kontrol grubu ile karşılaştırıldığında hastalarda ortalama serum miRNA-99b düzeyi istatistiksel olarak anlamlı olmamasına rağmen, upregüle olarak saptandı (4,70±6,40 vs. 5,60±3,30, p=0,824). Ek olarak, NIHSS skoruna göre inme ciddiyeti hafif ve orta-ağır olan gruplar arasında ortalama serum miRNA-29b ve miRNA-99b düzeyleri açısından anlamlı bir fark bulunmadı (p=0,792 ve p=0,097, sırasıyla). Ayrıca, NIHHS skorları ile miRNA-29b ve miRNA-99b düzeyleri arasında anlamlı korelasyon saptanmadı (rho = -0,103, p = 0.554 ve rho = -0,301, p = 0.079; sırasıyla). SONUÇ: Kontrol grubu ile karşılaştırıldığında, akut iskemik inme geçiren genç erişkin hastalarda miRNA-29b ve miRNA-99b ekspresyon düzeyleri istatistiksel olarak anlamlı olmamasına rağmen artmıştır. Ayrıca, akut iskemik inme şiddetini belirlemede kullanılan NIHSS skalası ile her iki miRNA-29b ve miRNA-29b düzeyleri arasında anlamlı bir korelasyon bulunamamıştır. Bu nedenle, serebrovasküler hastalıkların patogenezinde bu miRNA'ların işlevsel önemlerinin tam olarak anlaşılabilmesi için daha geniş vaka sayılarına sahip randomize ve kontrollü çalışmalara ihtiyaç vardır.