Serebral palsi tanılı çocuklarda epilepsi gelişimi ile ilgili risk faktörleri


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: TUĞÇE ÇETİN

Danışman: Sadık Sami HATİPOĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Serebral palsi (SP), gelişmekte olan beyinde prenatal, natal ve postnatal dönemde gerçekleşen hasar sonucu ortaya çıkan, kalıcı motor fonksiyon kaybıyla seyreden ve çocukluk çağında en sık görülen hareket ve motor bozukluğudur. Epilepsi, SP tanılı hastalarda sık görülen, önemli komorbiditelerden biridir. SP tanılı çocuklarda epilepsi gelişimi açısından ilişkili faktörlerin belirlenmesi hastaların izlemi ve etkin tedavi planının sağlanabilmesi açısından önemlidir. Bu çalışmada, SP'li hastalarda epilepsi beraberliğini ve epilepsi prognozunu etkileyen faktörleri belirlemek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Nöroloji Polikliniği'nde Ocak 2018 ile Aralık 2020 tarihleri arasında SP tanısı ile takip edilen 196 hasta çalışmaya dahil edildi. Çalışmaya dahil edilen olguların demografik bilgileri, doğum ağırlığı, doğum haftası, çoğul gebelik olup olmadığı, yenidoğan dönemi nöbet öyküsü, ailede epilepsi öyküsü olup olmadığı retrospektik olarak kaydedildi. Hastaların, SP tipi ve KMFSS değeri ile MRG bulguları kaydedildi. Epilepsisi olan ve olmayan hastalar arasında demografik, klinik ve radyolojik veriler karşılaştırıldı. Epilepsisi olan SP'li hastalarda da dirençli epilepsi risk faktörlerinin belirlemek amacıyla da demografik, klinik ve radyolojik veriler karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmaya katılanların yaş ortalaması 6,7 ± 4,2 yıldı. Hastaların %58,7'si erkek, %41,3'ü kızdı. Olguların %53,1'inde preterm doğum öyküsü, %9,7'sinde çoğul gebelik öyküsü %8,7'sinde ailesinde epilepsi öyküsü, %9,7'sinde ise yenidoğan döneminde nöbet öyküsü mevcuttu. SP tipleri sınıflandırıldığında spastik SP'li %97,4 hastada saptandı. Spastik SP alt tiplerinden tetraparetik %44,5, hemiparetik %26,7, diparetik %28,8 hasta mevcuttu. MRG bulgularında malformasyon %17,3, beyaz cevher hasarı %49,5, gri cevher hasarı %18,4 ve sınıflandırılamayan lezyonlar %14,8 oranında bulundu. Preterm SP'lilerde MRG bulgularında beyaz cevher tutulumu diğer bulgulara göre anlamlı olarak yüksek saptandı (p=0,001). SP tanılı hastaların %53'ünde epilepsi görüldü. Yenidoğan döneminde nöbet geçirme öyküsü olanlarda olmayanlara göre epilepsi gelişme oranı istatiksel olarak anlamlı yüksek bulundu (p=0,001). Diparetik SP'li hastalarda epilepsi görülme oranı tetraparetik ve hemiparetik olanlara göre anlamlı olarak düşük saptandı (p=0.014). MRG bulguları açısından epilepsi tanısı olan ve olmayan hastalar arasında istatistiksel olarak farklılık saptandı (p=0,04). Beyaz cevher hasarı olan grupta epilepsi gelişme oranı diğerlerinden anlamlı oranda düşük bulundu. Epilepsi tanısı olan hastaların %63'ünde dirençli epilepsi tespit edildi. Yenidoğan döneminde nöbet öyküsü varlığı dirençli epilepsi olanlarda olmayanlara göre istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulundu (p=0,014). Spastik tip SP'li hastalarda hemiparetik olanlarda dirençli epilepsi görülme oranı, tetraparetik ve diparetik olan hastalarda istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşük saptandı (p=0,025). Sonuç: SP tanısı alan hastalarda epilepsi gelişimini öngörebilmek için YD nöbet öyküsünün olup olmadığını ve SP tipini belirlememiz önem arz etmektedir. MRG'de patolojik bulgularının çok sık saptanması ve bazı durumlara göre (SP tipi,preterm durumu) bu bulguların değişkenlik göstermesi nedeniyle her hastaya tanı,tedavi,takip ve prognoz açısından MRG tetkiki istenmelidir. Anahtar Kelimeler: Serebral palsi, Epilepsi, Manyetik Rezonans Görüntüleme,beyaz cevher hasarı, kaba motor fonksiyon sınıflama sistemi