Transüretral prostat rezeksiyonu vakalarında postspinal hipotansiyonu öngörmede inferior vena kava ve femoral ven kollapsibilite indeksinin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANTALYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ŞEMSETTİN EKİNGEN
Danışman: Kerem İNANOĞLU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Spinal anestezi sonrası gelişen hipotansiyon, özellikle yaşlı ve komorbiditesi olan hastalarda ciddi morbidite ve mortaliteye yol açabilen önemli bir komplikasyondur. Bu çalışmada, transüretral prostat rezeksiyonu (TUR-P) cerrahisi geçirecek hastalarda, spinal anestezi sonrası hipotansiyonu öngörmede inferior vena kava kollapsibilite indeksi (IVC-CI) ve femoral ven kollapsibilite indeksinin (FVCI) ultrasonografik olarak değerlendirilebilirliğini araştırmak amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Bu prospektif gözlemsel çalışmaya, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde spinal anestezi altında TUR-P operasyonuna alınan toplam 101 hasta dahil edildi. Spinal anestezi öncesinde tüm hastaların inferior vena kava ve femoral ven çapları ultrasonografi ile ölçülerek IVC-CI ve FVCI değerleri hesaplandı. Spinal anestezi sonrası ortalama arter basıncı (OAB) 60 mmHg'nin altına düşmesi, sistolik arter basıncında başlangıç değerine göre %30'dan fazla azalma veya sistolik basıncın 90 mmHg'nin altına inmesi hipotansiyon olarak kabul edildi. Hastalar hipotansiyon gelişen ve gelişmeyen olmak üzere iki gruba ayrılarak parametreler karşılaştırıldı. Bulgular: Hipotansiyon gelişen hastalarda IVC-CI ve FVCI değerlerinin anlamlı olarak yüksek olduğu saptandı (p 0,93). Sonuç: IVC-CI ve FVCI parametreleri, spinal anestezi sonrası hipotansiyonu öngörmede güvenilir, hızlı ve noninvaziv göstergeler olduğu düşünülmektedir. Femoral venin yüzeyel yapısı sayesinde FVCI ölçümleri teknik olarak daha kolay olup, IVC-CI'ye alternatif bir parametre olarak klinik uygulamalarda kullanılabilir. Daha geniş hasta serilerinde yapılacak ileri çalışmalar bu bulguları destekleyecektir.