Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dermatoloji Kliniğinde takip edilen büllöz pemfigoid olgularının tedavi protokollerinin retrospektif incelenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL HAYDARPAŞA NUMUNE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DERİ VE ZÜHREVİ HASTALIKLAR ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SİNEM GÜREL

Danışman: Şirin YAŞAR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Büllöz Pemfigoid ileri yaşlı popülasyonda sık görülen ve tedavide zorlandığımız bir otoimmün büllü hastalık grubudur. Çalışmadaki amacımız büllöz pemfigoid hastalarına ait demografik özellikleri, laboratuvar verileri ve tedavi protokollerini retrospektif olarak değerlendirip literatüre hastalık yönetimi açısından katkı sağlamaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza 2015-2025 yılları arasında Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Kliniği Takipli Hasta Polikliniği'ne başvuran tanısı histopatolojik olarak kesinleşmiş 56 büllöz pemfigoid hastası dahil edilmiştir. Veriler retrospektif olarak incelenmiştir. Yaş, cinsiyet, mukozal tutulum, hastalık şiddeti ve süresi, Total serum Ig E, eozinofil sayısı, eozinofil/lenfosit oranı, kaşıntı varlığı, komorbiditeleri, düzenli kullanılan ilaçlar, büllöz pemfigoide yönelik kullanılan tedavi protokolleri, yanıtlar ve nüksler değerlendirilmiştir. Bulgular: Dahil edilen 56 hastanın %81,4'ü (n:45) kadın ve %83'ünün (n:47) 60-90 yaş arası olduğu görüldü. Hastaların mukozal tutulum oranları %36 idi. Tutulum yüzdeleri incelendiğinde %46,4'ünde vücut yüzey alanına göre şiddetli tutulum tespit edildi. Komorbiditeler değerlendirildiğinde en sık rastlanılan hastalıklar %66,1'inde hipertansiyon, %60,7'sinde diyabetes mellitus, %14,3'ünde kronik böbrek yetmezliği ve %12,5'inde nörolojik hastalık olduğu görüldü. Düzenli ilaç kullanımları incelendiğinde beta blokerler %28,6 asetilsalisilik asit %21,4 ve dipeptidil peptidaz-4 inhibitörlerinin %19,6 oranında kullanıldığı ortaya çıktı. Total serum Ig E bakılan 48 hastanın %85'inde (n:41) bu oran yüksek tespit edildi. Eozinofil yüksekliği ve kaşıntı varlığı, total serum Ig E yüksekliği olan hastalarda anlamlı olarak daha yüksek bulundu x (p=0.02 ve 0.03, sırasıyla). Hastaların tamamı dönem dönem kortikosteroid kullanmaktaydı ve %87,5'i düşük doz (<0,5 mg/kg/gün) şeklinde almaktaydı. Adjuvan ilaçlar incelendiğinde en sık kullanılan ajanlar dapson, omalizumab ve mikofenolat mofetildi. Birinci yıldaki tam yanıt oranları değerlendirildiğinde sırasıyla %66, %80 ve %90 olarak görüldü. Refrakter hastalıkta en sık tercih edilen kombinasyon tedavisi mikofenolat mofetil ve omalizumab idi. Birinci yılda tam yanıt oranı %80'di. Omalizumab standart dozda kullanılırken diğer adjuvan tedavilerde tolerasyon sorunları ve/veya yan etkiler nedeniyle suboptimal dozların da tercih edildiği olmuştur. Genel relaps oranı %55 (n:31) olarak bulunmuştur. Sonuç: Bu çalışma literatüre büllöz pemfigoid hastalarına ait tek merkezli yerel epidemiyolojik veri sunmuştur. Bunun yanı sıra tedavi protokolleriyle ilgili rakamsal veriler bize tedavi başarılarını etkileyen birçok etken olduğunu ve bireyselleşmiş tedavi seçeneklerini belirlerken bu verileri dikkatle yorumlamak gerektiğini göstermiştir. Uygun tedavi protokolünü seçmek ve hastalık seyrini yorumlayabilmek için daha geniş çaplı, çok merkezli ve prospektif çalışmalara halen ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Büllöz Pemfigoid, Dapson; Mikofenolat Mofetil, Omalizumab.