Perianal hastalıklar ve tuvalet alışkanlıkları ilişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, KONYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BURAK MUSTAFA DURNA
Danışman: İsmail HASIRCI
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bu çalışmada amaç hemoroidal hastalık ve anal fissür temelinde perianal hastalıkların sosyodemografik özellikler, Beden Kitle İndeksi, sigara ve alkol kullanımı, beslenme ve egzersiz alışkanlıkları ve en önemlisi tuvalet alışkanlıkları ile ilişkisini incelemek; perianal hastalığı olmayanlarla farklarını ortaya koymaktır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma 1 kasım 2021 – 1 ocak 2022 tarihleri arasında Konya Şehir Hastanesi Genel Cerrahi eğitim polikliniğine herhangi bir nedenle başvuran ve gönüllü olup dahil edilme kriterlerine uyan 140 hasta 140 kontrol olmak üzere 280 kişiye anket sorularının yöneltilmesi ile yapılmıştır. Hasta grubu polikliniğe perianal hastalıklar (hemoroid ve anal fissür) tanısıyla başvuran hastalardan oluşmaktadır. Kontrol grubu ise polikliniğe diğer tanılar (taşlı kese, multinodüler guatr, meme hastalıkları vb) ile başvuran hastalardan oluşmuş olup, özellikle hastaların geçmişinde herhangi bir perianal hastalık olmadığı teyit edilmiştir. Daha önceden perianal bölge ile ilişkili hastalığı olanlar çalışmaya dahil edilmemiştir. Ayrıca çevresel etkenlerin özellikle de tuvalet alışkanlıklarının daha objektif olarak ortaya konabilmesi için karın içi basınç artışına neden olan veya karın içi basınç artışının sonucunda ortaya çıkan durumlara sahip olan hastalar da çalışma dışında bırakılmıştır. Bulgular: Katılımcıların %43,5'i kadın %56,5'i erkek idi. Cinsiyet ile hasta olma durumu arasında istatistiksel olarak fark vardı. Fark kadınların daha fazla hasta grubunda olmasından kaynaklanmaktaydı. Katılımcıların %70,7'si 18-55 yaş arasında iken %29,3'ü 56 yaş ve üzerinde idi. 18-55 yaş aralığında olan katılımcıların hasta grubunda olma oranları istatistiksel olarak daha yüksek tespit edildi. Katılımcıların gelir durumları hasta ve kontrol grubunda karşılaştırıldığında 3 bin tl ve altında geliri olanların hasta grubunda istatistiksel olarak anlamlı yüksek olduğu saptandı. Hasta grubunda sigara kullanma oranı kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulundu. Çalışmaya dahil edilen katılımcılardan kabız olduğunu düşünenlerin oranı hasta grubunda kontrol grubundaki katılımcılara göre istatistiksel olarak anlamlı yüksekti. İrritabl Barsak Sendromu ve Fonksiyonel Kabızlık tanısı alma oranları hasta viii grubunda istatistiksel olarak anlamlı yüksek saptandı. Lifli gıda ile her gün beslenme oranı kontrol grubunda istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulundu. 2 litre ve üzeri günlük su tüketme oranı kontrol grubunda hasta grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı yüksek olarak tespit edildi. Haftada düzenli olarak yürüyüş yapmama oranı hasta grubunda istatistiksel olarak anlamlı yüksek olarak saptandı. Hasta grubunda haftada 3'ten az dışkılama oranı istatistiksel olarak anlamlı yüksek saptandı. Kontrol grubunda 5 dk ve daha az sürede tuvalette kalma oranı hasta grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulundu. Tuvalet meşguliyeti olmama oranı kontrol grubunda istatistiksel olarak anlamlı yüksek saptandı. Kontrol grubundaki katılımcıların tuvalete hemen gitme oranları hasta grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulundu. Katılımcılardan beck skoru minimal olanların oranı kontrol grubunda hasta grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı yüksek saptandı. Sonuç: Bu çalışma sonucunda kadın cinsiyet, 18-55 yaş arasında olma, aylık 3 bin tl altı gelir sahibi olma ve sigara kullanımının hasta grubunda anlamlı yüksek olduğu görülmüştür. Haftada bir veya birkaç kez lifli gıda beslenme ile her gün yürüyüş yapmak kontrol grubunda anlamlı yüksek bulunmuştur. Haftada üçten az dışkılama hasta grubunda anlamlı yüksek bulunmuştur. Tuvalete hemen gitme, tuvalet meşguliyeti olmaması ve tuvalette beş dakikadan daha az süre geçirme ile Beck anksiyete skorunun minimal olması durumu ise kontrol grubunda anlamlı yüksek bulunmuştur. Birinci basamak sağlık hizmetlerinde hemoroidal hastalık ve anal fissür sık görülen, kolaylıkla tanı konup takip edilebilecek hastalıklardır. Bu hastalıkların tanısında en önemli basamak inspeksiyonun dahi yeterli olduğu bir fizik muayene ve anamnez ile sıkı hasta-hekim ilişkisidir. Aile hekimlerinin hastalarını biyopsikososyal yaklaşım ile değerlendirerek önerilerde bulunmaları hastaların yaşam kalitelerine belirgin katkı sağlayacaktır.