Çocukluk çağında metabolik sendrom tanısı alan obez hastalarda kardiyovasküler risk faktörlerinin sıklığı ve kardiyak bulguların ekokardiyografi ile değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2020

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: GÜZİN ÖZDEN

Danışman: Ayşe Esin KİBAR GÜL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmada çocukluk çağı obezitesinde sıklığı giderek artan metabolik sendromla (MS) ilişkili kardiyovasküler risk faktörlerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve yöntemler: Çocuk endokrinoloji polikliniğinde 10-17 yaş aralığında (ortalama yaş:14.5±1.8yıl) obezite tanısıyla takipli 76 hasta (46'sı MS, 30'u non-MS) ve 37'si kontrol grubu olmak üzere toplam 113 hasta çalışmaya alındı.Vücut kitle indeksi (VKİ) 95p üzerinde olan olgular obez olarak kabul edildi. Non-MS obez grup normotansif, semptomsuz ve herhangi bir hastalıkla komplike olmamış olgular idi. Metabolik sendrom tanısı IDF'in çocuk ve adelosanlar için tanımladığı kriterler kullanılarak konuldu. M-mode ve PW Doppler ekokardiyografiyle sol ventrikül (SV) fonksiyonları değerlendirildi ve sol ventrikül kitlesi (SVK/gr), ile göreceli duvar kalınlığı (GDK) hesaplandı. Kardiyovasküler risk ve MS oluşumunu değerlendirmede; sol ventrikül kitle indeksi (SVK g/m2), göreceli duvar kalınlığı (GDK), plazma aterojenite indeksi (PAİ:log TG/HDL-K), total kolestrol /HDL oranı ve non-HDL aterojenik göstergeleri kullanıldı. Bulgular: Obezite süresi, VKİ, kan basıncı, açlık insülin ve insülin direnci, non-HDL ve trigliserid düzeyi, TG/HDL ve total kolestrol/HDL oranı ile PAİ MS grubunda, non-MS obez ve kontrol grubuna göre anlamlı yüksek saptanırken, LDL düzeyi anlamlı düşük idi (p<0.05). Obezite ve hepatosteatoz tanısı alan 58 hastanın 44'ü (%75,8) MS, 14'ü (%24,2) non-MS hastalardan oluşmakta idi. Metabolik sendrom olan obezlerde abdominal obeziteye en sık eşlik eden bileşenin %41,3 (n=19) ile hipertansiyon ve HDL düşüklüğü olduğu görüldü. Obez-MS'lerde non-MS gruba göre; SV diyastol sonu duvar kalınklıkları, SV diyastol sonu çapı, sol ventrikül kitlesi (SVK)/indeksi (SVKİ), GDK, sol ventrikül ve atrium diyastol sonu volumleri/indeksi, sol atriyum/aort çapı oranı, mitral E dalgası deselerasyon zamanı ve aort akım hızı anlamlı yüksek tespit edilirken,mitral E/A oranı anlamlı düşük idi (p<0.05). Tüm obez hastalarda SVKİ ile VKİ, bel çevresi, açlık insülin, insülün direnci,kan basıncı,LDL düzeyi, sol atrium volümü/indeksi, sol ventrikül volümü/indeksi, PAİ ve GDK arasında anlamlı pozitif korelasyon saptanırken; mitral E/A oranı ve HDL ile negatif korelasyon göstermekte idi (p<0.05). Obez-MS grupta ise SVKİ ile sol atrium diyastol sonu volümü arasında anlamlı pozitif, GDK anlamlı negatif ilişki bulundu (p<0.05). Obez olgularda SVKİ, GDK, insülin direnci ve bel çevresi kardiyovasküler risk belirteci olarak PAİ ile anlamlı pozitif ilişkili gösterdiği saptandı. Metabolik sendrom olan ve olmayan obez gruplarda SV geometrisinde görülen en sık değişiklik sıklık sırasına göre konsantrik remodeling, konsantrik hipertrofi ve ekzantrik hipertrofi idi. Sol ventrikül geometri paterni ile SVKİ, insülin direnci ve VKİ arasında anlamlı ilişki saptanmadı. Sonuç: Çalışmamızda obez-MS grupta kardiyak hipertrofi, anormal SV geometrisi ve diyastolik disfonksiyon birlikteliği daha belirgin saptanmıştır. Sonuçlar obez olgularda özellikle metabolik sendrom gelişenlerde hem kardiyovasküler risklerin hemde prognozunun belirlenmesinde PAİ, TG/HDL oranı, total kolestrol/HDL oranı ve non-HDL düzeyi ile birlikte SVKİ ve GDK'nın önemli parametreler olduğunu ortaya koymuştur. Bu belirteçler MS için riskli obez çocukların belirlenmesi, takiplerinin yapılması ve tedavi planlarının belirlenmesinde kullanılabilir.