Akut bronşiolit tanısı ile yatırılarak takip edilen olguların klinik özelliklerinin ileriye dönük olarak değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, BURSA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HATİCE ZEYNEP TERZİ
Danışman: Murat TUTANÇ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve Amaç: Akut bronşiolit iki yaşın altındaki çocuklarda viral üst solunum yolu enfeksiyonu sonrası gelişen ve bronşiollerdeki inflamasyona bağlı hışıltı, takipne ile karakterize alt solunum yolu enfeksiyonu durumudur. Bebeklerde ve küçük çocuklarda hastaneye yatışların önde gelen nedenlerinden biridir. Genelde hafif ve orta şiddette geçen hastalığın seyri oldukça değişken olduğundan altta yatan hastalık ve risk faktörleri bulunması durumunda komplikasyonlar açısından dikkatle izlenmelidir. Bu çalışmada akut bronşiolit tanısı ile hastaneye yatırılan 1-24 ay arası hastalarda Liu klinik skoru ile belirlenen hastalık şiddetinin demografik özellikler, risk faktörleri, klinik bulgular, laboratuvar parametreleri, inflamatuvar indeksler ve klinik sonuçlarla ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu tek merkezli prospektif kohort çalışmaya 01.01.2025-01.03.2026 tarihleri arasında akut bronşiolit tanısıyla yatırılarak izlenen 1-24 ay arası 200 hasta dahil edildi. Hastaların demografik özellikleri, risk faktörleri, semptom süreleri, laboratuvar değerleri ve klinik sonuçları kaydedildi. Klinik şiddet yatışın ilk 24 saatinde Liu skoru kullanılarak hafif, orta ve ağır bronşiolit olarak sınıflandırıldı. Gruplar arası karşılaştırmalarda uygun parametrik ve non-parametrik testler kategorik değişkenlerde ki-kare analizi ve ayırt edici performans için ROC analizi kullanıldı. Bulgular: Çalışmaya alınan 200 hastanın %30'u hafif, %52'si orta ve %18'i ağır bronşiolit grubunda yer aldı. Hasta yaşı, gestasyonel yaş, doğum ağırlığı ve doğum şekli açısından gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı. Klinik bulgular içinde burun akıntısı, dispne ve takipne ağır grupta daha sık izlendi. Yatış boyunca olan öksürük, burun akıntısı, dispne, balgam ve takipne süreleri ağır grupta anlamlı olarak daha uzundu. Çocukta alerji varlığının ağır grupta daha sık görüldüğü bulundu. Laboratuvar incelemelerinde pH, lökosit, nötrofil, monosit ve CRP düzeyleri inflamatuvar indekslerden ise NLR, L/M oranı, SII ve SIRI klinik şiddet ile ilişkili saptandı. ROC analizinde bazı parametreler istatistiksel olarak anlamlı olsa da ayırt edici güçleri sınırlı düzeydeydi. Ağır klinik şiddet grubunda oksijen ihtiyacı, yoğun bakım yatışı, entübasyon gereksinimi ve hastanede yatış süresi anlamlı olarak daha yüksekti. Sonuç: Akut bronşiolitin klinik şiddeti tek bir klinik veya laboratuvar parametresi ile açıklanamayacak kadar kompleks ve multifaktöriyel bir yapıya sahiptir. Çalışmamız klinik değerlendirmenin bronşiolitli hastaların yönetimindeki temel belirleyici olmaya devam ettiğini, inflamatuvar indekslerin ise bu değerlendirmeye yardımcı ek araçlar olarak kullanılabileceğini göstermiştir. Özellikle ağır seyirli olguların erken dönemde tanınması ve yakın izlenmesi, yoğun bakım gereksinimi ve hastanede yatış süresi gibi önemli klinik sonuçların öngörülmesi açısından önem taşımaktadır. Bununla birlikte laboratuvar parametrelerinin tek başına yeterli ayırt edicilik göstermemesi nedeniyle hasta yönetiminde klinik bulguların öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.