Çok düşük doğum ağırlıklı yenidoğanlarda geç başlangıçlı sepsis prognostik faktörleri
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ZEYNEP KAMİL KADIN VE ÇOCUK HASTALIKLARI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SALİH DEMİRHAN
Danışman: Güner KARATEKİN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinin modernleşmesi, sterilizasyon ve enfeksiyon kontrol önlemleri hakkındaki farkındalığın artması ve güçlü antibiyotik tedavilerine rağmen, sepsis hala yenidoğan döneminin en önemli morbidite ve mortalite sebeplerindendir. Çalışmamızda 2013 ve 2018 yılları arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Neonatoloji Kliniği'nde yatan çok düşük doğum ağırlıklı (ÇDDA) yenidoğanlarda gelişen geç başlangıçlı sepsislerin prognostik faktörlerini araştırmayı amaçladık. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışma süresince hastanemizde doğup, neonatoloji kliniğimizde izlenen ÇDDA yenidoğanlardan geç başlangıçlı sepsis geçirenler çalışmamıza alındı. Hastalara ait demografik veriler, komorbiditeler, sepsis anındaki klinik durum, sepsise yönelik verilen tedaviler, laboratuvar verileri, yatış süresindeki solunumsal veriler, sepsis öncesi süredeki santral kateter ve beslenme durumu ile ilgili verilere hasta dosyalarından ulaşıldı. Hastalar sepsis nedenli vefat durumlarına göre iki gruba ayrıldı ve prognostik faktörler bu gruplar arasında değerlendirildi. Bu çalışmada veri kaydetme ve istatistiksel analizler; Microsoft Office 2016 Excel ve SPSS 20.0 (Statistical Package for the Social Sciences) programı ile yapıldı. Sonuçlar, anlamlılık p<0.05 düzeyinde, %95'lik güven aralığında değerlendirildi. BULGULAR: Sepsis nedeniyle vefat edenler grubunda gestasyon yaşı, doğum ağırlığı ve 5. dk APGAR skorunun ortanca değeri daha düşüktü ve farklar istatistiksel olarak anlamlı idi (sırasıyla; p:0,001, p:0,001, p:0,004). Sezaryen doğum ve en az bir doz antenatal steroid alma oranı sağ grubunda daha yüksekti ve farklar istatistiksel olarak anlamlı idi (sırasıyla; p:0,003, p:0,04). Bronkopulmoner displazi (BPD), sepsisle ilişkili böbrek yetmezliği ve diyaliz ihtiyacı, evre 2 ve üzeri germinal matriks-intraventriküler kanama (GM-İVK), sepsis öncesi dönemde invaziv mekanik ventilasyon (İMV) desteği ihtiyacı oranı vefat grubunda daha yüksekti ve fark istatistiksel olarak anlamlı idi (sırasıyla; p:0,04, p<0,001, p<0,001, p:0,02, p:0,01). Hastaların sepsis sırasındaki dissemine intravasküler koagülasyon (DİK), septik şok ve koagülopati kliniği sıklığı vefat grubunda daha yüksekti ve farklar istatistiksel olarak anlamlı idi (sırasıyla; p<0,001, p<0,001, p<0,001). Sepsis atağının tespiti anındaki lökopeni, nötropeni, trombositopeni sıklığı vefat grubunda yüksekti ve vefat grubunda kan gazındaki ortanca pH ve baz açığı (BE) düşük, laktat yüksek idi ve farklar istatistiksel olarak anlamlıydı (sırasıyla; p:0,001, p:0,04, p<0,001, p<0,001, p<0,001, p:0,003). Sepsis öncesi dönemde santral kateter varlığı ve süresinin prognoz ile ilişkisi gösterilemedi. Sağ grubunda enteral beslenme oranının ve günlük alınan kilo başına anne sütü hacminin ortanca değerinin daha yüksek olduğu ve farkların istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptandı (sırasıyla; p:0,003, p:0,009). SONUÇ: Hastaların antenatal ve komorbid durumlarının yanında sepsis tespit anındaki hematolojik ve kan gazı parametrelerinin ÇDDA yenidoğanlarda geç başlangıçlı sepsisin prognozunu tahmin etme açısından yol gösterici olduğu saptandı. Çalışmamız hastaların sepsis atağından önceki enteral beslenme oranları ve aldıkları kilo başına anne sütü hacimlerinin fazlalığının geç başlangıçlı sepsiste mortalite açısından iyi prognostik faktör olduğunu gösteren ilk çalışmadır.