COVID-19 pnömonisi olan hastalarda pnömoni derecesi ve serum endokan düzeyi ilişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: DUYGU GÜZEL
Danışman: İhsan ATEŞ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve Amaç: 31 Aralık 2019'da Çin'in Hubei eyaleti, Vuhan şehrinde bir grup nedeni bilinmeyen pnömoni vakası tanımlanmıştır. Ocak 2020'de etken SARS-CoV-2 olarak tanımlanmış olup sebep olduğu hastalığa COVID-19 adı verilmiştir. Tüm dünyayı kısa sürede etkisi altına alan hastalık 11 Mart 2020'de Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilmiştir. Henüz kesin tedavisi olmayan hastalık ile ilgili aşı çalışmaları da hızla devam etmektedir ve dünya çapında birçok ülkede aşılama programı başlatılmıştır. Mevcut şartlarda halen en büyük silah; bulaşın engellenmesi ve erken tanı ile hasta olan bireylerin izolasyonunun en kısa sürede sağlanmasıdır. COVID-19'un sebep olduğu klinik durumlara, yapılan postmortem incelemelere baktığımızda, hastalıkta endotel disfonksiyonunun ve bir tromboinflamasyonun var olduğu görülmektedir. Endotel disfonksiyonunun tespiti için çeşitli görüntüleme yöntemleri ve biyokimyasal belirteçler kullanılmaktadır ancak henüz bu konuda altın standart bir test bulunmamaktadır. Daha önce yapılan çalışmalar sonucunda endokan düzeyinin endotel disfonksiyonu olan süreçlerde arttığı tespit edilmiştir. Bu çalışmada, endokan düzeyinin COVID-19 enfeksiyonu olan hastalarda pnömoni derecesi ile ve erken dönemde hastalığın prognozu ile ilişkili olup olmadığının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Şehir Hastanesi Dahiliye Kliniği'nde yatarak takip edilen 18-85 yaş arası, Sağlık Bakanlığı COVID-19 Tanı Rehberi doğrultusunda RT-PCR ile doğrulanmış kesin COVID 19 tanısı alan hastalar çalışmaya dahil edilmiştir. Dahiliye kliniğinde yatan hastalar kesitsel olarak taranmış ve uygun olan hastalar çalışmaya dahil edilmiştir. Hastalar klinik, laboratuvar ve görüntüleme bulgularına göre hafif-orta pnömoni ve ağır pnömoni olarak iki gruba ayrılmıştır. Hastaların yaş, cinsiyet, komorbid hastalıkları, bir aylık sağkalımları veri tabanına kaydedilmiştir. Bulgular: Çalışmaya hafif/orta pnömoni grubunda 40, ağır pnömoni grubunda 40 olmak üzere toplam 80 hasta dahil edildi. Hastaların %56,3'ü (n:45) kadın ve %43,8'i (n:35) erkek ve ortalama yaşları 57,8±14,3 yıl (aralık: 26-84 yıl) olarak saptandı. Ağır pnömoni şiddeti olanlarda, hafif/orta pnömonisi olanlara kıyasla eşlik eden komorbid durumlar daha yüksek oranda saptandı ancak anlamlı farklılık göstermedi. Ağır pnömoni şiddeti olanlarda hafif/orta pnömonisi olanlara kıyasla ortalama hastanede yatış süresi (sırasıyla: 12 ve 7,5; p<0,001) ve ölüm oranı (sırasıyla; %7,5 ve %0; p= 0,037) yüksek saptandı. 30 günlük izlemde ölüm oranı %3,75 (n:3) olarak saptandı. Ferritin, CRP, IL-6, fibrinojen ağır pnömonide yüksek iken lenfosit değeri ağır pnömonide daha düşük saptandı. Çalışmamızın sonucunda pnömoni derecesi ile serum endokan düzeyi arasında anlamlı farklılık saptanmadı (p=0,220). Hafif/orta pnömoni ile ağır pnömonide ortanca semptom süresi aynıydı (8 gün). Venöz kan gazında laktat düzeyi ile serum endokan düzeyi arasında pozitif korelasyon saptandı. Sonuç: Çalışmamıza göre her iki grupta ortalama 8. gün aldığımız kan parametresindeki endokan düzeyinin klinik sonlanıma göre sınıflandırıldığında anlamlı farklılık göstermediğini saptadık. Yani mevcut bulgularla endokan düzeyinin hastalığın prognozu ile ilişkili erken dönem bir prognostik marker olmadığını düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: COVID-19, Endokan (ESM-1), Endotel disfonksiyonu ,Mortalite, Klinik sonuç