Kliniğimizde henoch-schönlein purpurası(HSP) tanısı alan hastaların klinik, laboratuvar bulgularının ve bir yıllık takip neticesinde prognoz ile nükse etki eden faktörlerin retrospektif olarak incelenmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAĞCILAR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: VOLKAN TOSUN
Danışman: Meltem EROL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Henoch Schölein Purpurası (HSP) cilt, gastrointestinal sistem, eklem ve renal sistem tutulumları başta olmak üzere tüm sistemleri tutabilen kendi kendini sınırlayan çocukluk çağının en sık görülen vaskülitidir. Patogenezi ve etyolojisi ile alakalı çeşitli düşünceler bulunmasına rağmen henüz tam olarak açıklanamayan HSP'nin prognoz ve nüksünü belirleyen etkenlerle alakalı olarak da yeterli sayıda yayın bulunmamaktadır. Bu çalışmada kliniğimizde Temmuz 2016- Nisan 2021 tarihleri arasında HSP tanısı ile izlenen 171 olgunun demografik, klinik ve laboratuvar bulguları doğrultusunda 1 yıllık takipleri ile sistem tutulumlarına, nükse ve hastalığın prognozuna etki eden faktörlerin saptanması amaçlanmıştır. Çalışmamız yaşları 3 ile 16 arasında değişmekte olan, 108'i (%63,2) erkek ve 63'ü (%36,8) kız olmak üzere toplam 171 çocuk ile yapıldı. Çocukların yaş ortalaması 9,24±3,34 yıl olarak saptandı. Hastalarımızın erkek/kız oranı literatür ile uyumlu olarak 1,71 olarak saptandı. Hastalığın en sık görüldüğü dönem ilkbahar (%29,2) iken en sık görüldüğü yaş aralığı 6-10 yaş (%43,9) aralığı olarak görüldü ve literatür ile uyumlu bulundu. Çocukların tamamında purpura görülürken en sık görülen diğer semptom karın ağrısı (%43,9) idi. Çocukların %100'ünde cilt tutulumu, %25,7'sinde eklem tutulumu, %45'inde GİS tutulumu ve %42,7'sinde renal tutulum görüldü. Hastalık sonrası çocukların %25,9'unda nüks görüldü. Hastalığın nüksetme süreleri 2 ile 12 ay arasında değişirken ortalaması 5,67±3,46 ay'dı. Tedavi olarak ise hastaların %72,5'si sadece izlemle takip edilirken, %24,6'sı steroid, %0,6'sı ibuprofen ve %2,3'ü steroid ile ibuprofeni birlikte kullanmaktaydı. Çalışmamız artan yaş ile özellikle adölesan dönemde GİS ve renal sistem tutulumlarının arttığını, kızlar ve erkekler arasında eklem ve GİS tutulumu açısından farklılık saptanmazken, kızlarda renal sistem tutulumu gözlenme oranının anlamlı olarak yüksek olduğunu saptadı (p:0.023; p<0.05). Yaptığımız lojistik regresyon analizinde de yaşın renal tutulum riskini 1,236 kat, GİS tutulum riskini ise 1,136 kat arttırıcı etkisi olduğu saptandı. Platelet lenfosit oranı (PLO) renal, GİS ve eklem tutulumlarında istatistiksel olarak anlamlı bulunurken, nötrofil lenfosit oranının (NLO) sistem tutulumu üzerine istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi saptanmamıştır. Hematüri ve/veya GGK görülen hastalarda nüks görülme oranları açısından istatistiksel anlamlılık saptanmazken, proteinüri görülenlerde ise nüks görülme oranı görülmeyenlere kıyasla yüksek bulunmuştur. Yaş artışı ile de nüks görülme yüzdeleri artmıştır. Laboratuvar değerlerine bakıldığında ise nötrofil, lökosit ve crp değerlerinin sistem tutumları ile ilişkisi saptanmazken, GİS tutulumu olanlarda trombosit değerlerinin yüksek, renal sistem tutulum olanlarda ise lenfosit değerinin anlamlı olarak düşük olduğu görülmüştür. Sonuç olarak çalışmamızda yaş ile sistem tutulumlarının ve nüks görülme yüzdelerinin arttığı gözlendi. PLO değeri renal, eklem ve GİS tutulumu olanlarda anlamlı derecede yüksek saptandı. Proteinürinin nüks üzerine etkili olduğunu görüldü. HSP'de PLO değerinin prognozda, ileri yaş ve proteinüri varlığının ise nüks riskini saptamada önemli bir laboratuvar parametresi olarak kullanılabileceğini düşünmekteyiz.