COVİD-19 pandemisi sonrası KOAH alevlenmesi ile interne edilen hastalarda solunum yolu PCR paneli ile belirlenen bakteriyel ve viral etkenlerin sıklığı


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAŞAKŞEHİR ÇAM VE SAKURA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MUHAMMET ATIF KARAGÖL

Danışman: Sibel YURT

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmada, COVID-19 pandemisi sonrası dönemde, KOAH alevlenmesi nedeniyle hastaneye yatırılan olgularda, solunum yolu PCR paneli ile saptanan spesifik bakteriyel ve viral patojenlerin sayısal dağılımındaki değişikliklerin değerlendirilmesi ve bu etkenlerle ilişkili kliniğe yansıyan semptom profili, komorbidite dağılımı, laboratuvar parametreleri ve hastane yatış süresi gibi değişkenler üzerinden olası klinik etkilerin ortaya konulması amaçlanmıştır. Materyal ve metot: Çalışma retrospektif olarak planlanmış olup Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) COVID-19 pandemisi için küresel acil durumu sonlandırdığı 5 Mayıs 2023 tarihi ile çalışmanın başlangıç tarihi olan Ekim 2024 arasında KOAH alevlenmesi nedeniyle servisimize interne edilen ve solunum yolu paneli çalışılan toplam 100 olgu ile yapılmıştır. Bulgular: Hastaların %51'inde panel pozitifliği saptanmış olup, %47.1' inde sadece viral, %37.3'ünde sadece bakteriyel, %15.7 'sinde ise her iki türde etken belirlenmiştir. En sık viral ajan rinovirüs (%15,7), en sık bakteriyel ajan ise Haemophilus influenzae (%31,4) olarak saptanmıştır. Panel pozitif grupta öksürük (p=0,028), komorbidite varlığı (p=0,013) ve balgam kültürü istemi (p=0,047) panel negatife göre anlamlı olarak daha yüksektir. Viral enfeksiyonu olan hastalarda LDH düzeyleri yüksek saptanırken (p=0,009), ko-enfeksiyon grubunda trombosit sayıları anlamlı olarak düşüktür (p=0,046). Dikkat çeken bir diğer bulgu ise rinovirüs pozitif olgularda yatış süresinin diğer panel pozitiflere göre anlamlı şekilde daha kısa olmasıdır (6,1±2,3 vs. 7,3±2,9 gün; p=0,008). Ayrıca rinovirüs saptanan hastalarda aktif sigara içiciliği oranı (p=0,036) anlamlı olarak yüksek ve komorbidite varlığı (p=0,042) anlamlı olarak daha düşük saptanmıştır. Yaş, cinsiyet, CRP ve lökosit düzeyleri açısından solunum paneli pozitif ve negatif gruplar arasında anlamlı fark saptanmamıştır. Sonuç: Sonuç olarak, bu çalışma, COVID-19 pandemisi sonrası dönemde KOAH alevlenmelerinde hem bakteriyel hem de viral etkenlerin rolünün devam ettiğini, etkenlerin klinik fenotip üzerinde belirgin etkiler oluşturabileceğini göstermektedir. Solunum paneli gibi hızlı ve kapsamlı tanı yöntemleri, etkenlerin belirlenerek uygun tedavi planlarının oluşturulmasında klinik açıdan önemli katkı sağlamaktadır. Ancak, çalışmamızın sınırlı hasta sayısı ve tek merkezde yürütülmüş olması nedeniyle, bu sonuçların daha geniş hasta gruplarında ve uzun süreli takip içeren çalışmalarla desteklenmesi gerekmektedir. Anahtar kelimeler: KOAH alevlenmesi, solunum paneli, viral enfeksiyon, rinovirüs, COVID-19