Rozase hastalarındaki klinik bulgular ile demodeks yoğunluğu ve dermoskopik bulgular arasındaki ilişkinin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ELAZIĞ FETHİ SEKİN ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DERİ VE ZÜHREVİ HASTALIKLAR ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SELMAN AÇIKGÖZ

Danışman: Savaş ÖZTÜRK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmanın amacı, dermaskopik bulguların, rozasea hastalarının klinik özellikleri ile ilişkisini belirlemek ve standart yüzeyel deri biopsisi tekniği ile tespit edilen demodeks yoğunluğunun, hastalık şiddeti, dermoskopik ve klinik bulgular üzerindeki etkisini değerlendirmektir Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Polikliniği'ne Eylül 2024 – Mart 2025 tarihleri arasında başvuran ve klinik olarak rozasea tanısı almış hastalar üzerinde gerçekleştirildi. Çalışmaya 18-65 yaş arasında olan, deriyi etkileyebilecek başka bir inflamatuar veya sistemik hastalığı olmayan ve daha önce rozase tedavisi almayan hastalar dahil edildi. Rozase tanısı konan hastaların rozase şiddeti Amerikan Ulusal Rozase Topluluğu'nun derecelendirme sistemi (National Rozase Society Grading System [NRSGS]) kullanılarak ölçüldü ve klinik bulgular ile birlikte dermoskopik özellikleri de kaydedildi. Standart yüzeyel deri biopsisi yöntemi ile 1 cm2'deki demodeks yoğunluğuna bakıldı. Elde edilen bilgiler ışığında rozase hastalarındaki dermoskopik özellikler, demodeks yoğunluğu ile klinik bulgular ve rozase hastalık şiddeti arasındaki ilişki araştırıldı. İstatistiksel değerlendirme için SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) yazılımı kullanıldı. Bulgular: Bu çalışmada toplam 160 birey (80 rozase hastası, 80 kontrol) değerlendirilmiştir. Gruplar arasında yaş ve cinsiyet açısından anlamlı fark bulunmamıştır (χ²(1) = 0.156, p =0.693). Rozase hastalarında en sık görülen alt tip eritematotelenjiektatik rozase (ETR) (%40) olup, erkeklerde fimatöz (PHM) alt tipi daha sık (n=7; %46.7) görülmüştür. Ortalama hastalık süresi 10,2 yıl olup, sürenin artışıyla rozase şiddeti arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü (ρ=0.299, p=0.007) ilişki saptanmıştır. Dermoskopik olarak hastalık süresi uzadıkça dallanan damarlar (DD) ve çizgisel damarlar (ÇD) bulgularında artış, perifoliküler pembe kırmız renk (PPK), beyaz çizgiler (BÇ) ve siyah vellus kıl (SVK) bulgularında azalma görülmüştür ve bu ilişkiler istatistiksel olarak anlamlı derecede bulunmuştur (p < 0.05). Rozase şiddeti ile dermoskopik bulgular arasında DD (ρ = 0.371, p = 0.001), püstül (P) (ρ = 0.311, p = 0.005) ve poligonal ağsı damar (PAD) (ρ = 0.252, p = 0.024) artışı istatistiksel olarak anlamlı bir paralellik göstermiştir. Demodeks pozitiflik oranı hasta grubunda %55, kontrol grubunda %40 olup; kadın hastalarda pozitiflik (%61.5) erkeklere (%26.7) göre daha yüksektir. Bu fark istatistiksel olarak anlamlıdır (χ²(1) = 5.988, p = 0.014). Rozase alt tipleri içinde en yüksek demodeks pozitiflik oranı papülopüstüler rozase (PPR) + oküler rozase (OCR) grubunda (%87.5) bulunmuştur. Rozase grubunda dermoskopik özelliklerden DD (p < 0.001), ÇD (p < 0.001), foliküler protrude materyal (FPM) (p < 0.001), PAD (p = 0.020) ve P (p = 0.001) bulguları kontrole göre daha belirgindir ve istatistiksel olarak anlamlıdır. Demodeks enfestasyonu saptanan olgularda ise FPM (p<0.001), perifoliküler sarı turuncu renk (PST) (p<0.001), foliküler açıklık (FA) (p<0.001), beyaz vellüs kıl (BVK) (p=0.028) ve P (p=0.005) skorları istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksektir. ROC analizinde en yüksek tanısal değer FPM ve PST'a aittir. Lojistik regresyon analizine göre FPM skorundaki artış demodeks pozitiflik olasılığını yaklaşık 3.9 kat, PST skorundaki artış ise 1.76 kat artırmaktadır. Sonuç: Bu çalışma rozase hastalarında belirli dermoskopik özelliklerin hem hastalık süresi hem de klinik şiddet ile ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Özellikle FPM ve PST bulgularının demodeks pozitifliğini öngörmede yüksek ayırt edici güce sahip olması, bu parametrelerin klinik değerlendirme ve tanısal süreçte önemli olabileceğini düşündürmektedir. Bulgular, dermoskopinin rozase ve demodeks enfestasyonu ilişkisini anlamada değerli bir araç olduğunu göstermektedir.