Subakut dönemde hemiplejik omuz ağrısında düşük doz lazer tedavisi ile transkütanöz elektriksel sinir stimülasyonunun etkinliklerinin karşılaştırılması, tedavilerin üst ekstremite fonksiyonu ve yaşam kalitesi üzerine etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ETLİK ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ALİYE AYGÜN
Danışman: Nihal TEZEL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bu prospektif, randomize kontrollü çalışmada, subakut dönemde hemiplejik omuz ağrısı olan inme hastalarında düşük doz lazer tedavisi (LLLT) ve transkütanöz elektriksel sinir stimülasyonunun (TENS) konvansiyonel rehabilitasyon programına eklenmesinin ağrı, üst ekstremite fonksiyonu, günlük yaşam aktiviteleri, yaşam kalitesi, uyku, yorgunluk, depresyon ve bakım veren yükü üzerine etkilerinin karşılaştırılması amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Ocak 2025 ile Ocak 2026 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Etlik Şehir Hastanesi nörolojik rehabilitasyon servisinde yatan ve dahil edilme kriterlerini karşılayan toplam 54 hemiplejik hasta alındı. Hastalar bilgisayar tabanlı randomizasyon ile her biri 18 hastadan oluşan üç gruba ayrıldı: 1. grup LLLT + konvansiyonel rehabilitasyon, 2. grup TENS + konvansiyonel rehabilitasyon, 3. grup konvansiyonel rehabilitasyon programına dahil edildi. Tüm hastalar tedavi öncesinde, 1. ayda ve 3. ayda klinik olarak değerlendirildi, aynı zaman noktalarında omuz patolojilerinin belirlenmesi amacıyla ultrasonografik (USG) inceleme de yapıldı. Bulgular: Gruplar arasında demografik özellikler ve başlangıç klinik özellikler açısından genel olarak anlamlı fark saptanmadı (p>0,05). Primer sonlanım ölçütü olan Görsel Analog Skala (VAS) değerlendirildiğinde, istirahat VAS'ında tüm gruplarda tedavi öncesine (T0) göre 1. (T1) ve 3. (T2) ayda anlamlı azalma gözlendi; ancak gruplar arasında T0–T1, T0–T2 ve T1–T2 değişim skorları açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (sırasıyla p=0,098, p=0,389, p=0,404). Egzersiz VAS'ında tedavi öncesi ile 1. ay arasındaki değişim gruplar arasında anlamlı farklılık gösterdi (p=0,003) ve bu fark TENS grubu ile konvansiyonel tedavi grubu arasında saptandı (p 0,05). İnmeye Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği puanlarında tüm gruplarda zaman içinde anlamlı iyileşme izlendi (tüm gruplarda p<0,001); ancak gruplar arasında T0–T1, T0–T2 ve T1–T2 değişim skorları açısından anlamlı fark bulunmadı (sırasıyla p=0,793, p=0,344, p=0,223). Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi puanlarında hem grup içi hem de gruplar arası anlamlı değişim saptanmadı (gruplar arası T0–T1 p=0,554; T0–T2 p=0,917; T1–T2 p=0,485). Yorgunluk Değerlendirme Ölçeği puanlarında da gruplar arasında anlamlı fark bulunmadı (T0–T1 p=0,080; T0–T2 p=0,062; T1–T2 p=0,276). Beck depresyon puanlarında gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı (T0–T1 p=0,134; T0–T2 p=0,279; T1–T2 p=0,493); ancak yalnızca TENS grubunda zaman içinde anlamlı değişim izlendi (Friedman p=0,001). Bu grupta anlamlı düzelme özellikle tedavi öncesi ile 3. ay arasında saptandı (p=0,001). Bakım veren yükü ölçeğinde T0–T1 ve T0–T2 değişim skorları açısından gruplar arasında anlamlı fark bulundu (sırasıyla p=0,033 ve p=0,028) ve ikili karşılaştırmalarda bu fark LLLT ile TENS grupları arasındaydı (her ikisi için p=0,009). TENS grubunda bakım yükündeki azalma 1. ayda başlamış ve 3. aya kadar devam ettiği görüldü (Friedman p=0,001; T0–T1 p=0,013; T0–T2 p=0,006; T1–T2 p=0,005). Ultrasonografik değerlendirmede toplam USG skorundaki değişim açısından gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı (T0–T1 p=0,644; T0–T2 p=0,242). Grup içi analizlerde de toplam USG skorlarında zaman içinde anlamlı değişiklik izlenmedi (LLLT p=0,607; TENS p=0,083; konvansiyonel ted avi p=0,368). Sonuç: Bu çalışmada, hemiplejik omuz ağrısında TENS uygulamasının özellikle erken dönemde egzersiz ağrısı üzerinde konvansiyonel rehabilitasyona ek analjezik katkı sağlayabildiğini, ancak bu üstünlüğün uzun dönem takipte devam etmediği görüldü. LLLT'nin egzersiz ağrısı üzerindeki etkisi, konvansiyonel tedaviye göre daha fazla azalma yönünde olmakla birlikte, bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. TENS'in, özellikle erken dönemde semptom kontrolü açısından konvansiyonel rehabilitasyona göre istatistiksel olarak anlamlı üstünlük sağladığı; non-invaziv, erişilebilir ve evde uygulanabilir bir yöntem olması nedeniyle HOA tedavi yönetiminde avantaj oluşturabileceği sonucuna varılmıştır. Buna karşın, fonksiyonel ve psikososyal iyileşmenin sağlanmasında temel belirleyicinin konvansiyonel rehabilitasyon programı olduğu görülmüştür.