Çocukluk çağı kanserinden sağ kalan olgularda fonksiyonel gastrointestinal hastalıkların sıklığının ve etki eden faktörlerin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ŞİŞLİ HAMİDİYE ETFAL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AYBİKE AYTURAN ÜÇGÜL
Danışman: Dildar Bahar GENÇ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Kanser, dünya genelinde ve ülkemizde morbidite, mortalite ve tedavi maliyeti açısından en önemli sağlık sorunlarından biridir. Çocukluk çağı kanserleri nadir görülse de tedavi sonrasında uzun yaşam beklentisi nedeniyle yaşam kalitesinin korunması ve geç etkilerin azaltılması büyük önem taşımaktadır. Kanserden sağ kalan çocuklarda, kemoterapi, radyoterapi ve cerrahi gibi tedavilere bağlı olarak geç dönemde gastrointestinal sistem etkilenmeleri görülebilmekte; ancak literatürde fonksiyonel gastrointestinal hastalıkların (FGİH) sıklığına ilişkin çalışmalar bulunmamaktadır. FGİH, organik bir neden bulunmaksızın gelişen sindirim sistemi yakınmalarıyla karakterizedir. Bu çalışma, çocukluk çağı kanserinden sağ kalanlarda FGİH sıklığını ve etki eden faktörleri değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız 20.12.2023-31.12.2024 tarihleri arasında ve 10-43 yaş aralığındaki 346 olguda gerçekleştirildi. Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Kliniğinde tedavisini tamamlamış ve kontrollere gelen sağkalan bireylere karşılık, bu olguların varsa kardeşleri ve eş yaşta sağlıklı gönüllü bireyler kontrol grubu olarak dahil edildi. Demografik bilgiler ve hasta grup için onkolojik tanı, tedavi ve uzun vadeli diğer yan etkiler hakkındaki bilgiler hasta dosyalarından ve hastane işletim sisteminden toplandı. Fonksiyonel GİS hastalığı için ROME IV kriterleri kullanıldı. Depresyon ve kaygı durumu Çocuklarda Anksiyete ve Depresyon Ölçeği-Yenilenmiş (ÇADÖ-Y) (18 yaş altı için), STAI (18 yaş üzeri için) ölçekleri ile değerlendirildi. Frekans ve değişkenler arasındaki ilişkiler IBM SPSS 22 Paket İstatistik Programıyla değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya 173 kanserden sağ kalan çocuk ve ergen ile 173 kontrol bireyi (110'u kardeş) dahil edilmiştir. Hasta grubunda en sık görülen tanı lösemi (%53,2), ardından lenfoma (%22) ve kemik/yumuşak doku tümörleri (%8,7) olmuştur. FGİH, hasta grubunda %30,6 oranında görülürken kontrol grubunda bu oran %21,4'tür ve aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p=0,002). FGİH ile kronik hastalık öyküsü (p=0,011), düzenli ilaç kullanımı (p=0,001), daha yüksek VKİ (p=0,046) ve obezite (p=,006) arasında anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Hasta grubunda FGİH ile cinsiyet, eğitim düzeyi, cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi türleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0,05). Anksiyete düzeyi açısından değerlendirildiğinde, hasta grubunda STAI-II puanı FGİH olanlarda daha yüksek saptanmış (p=0,008); ÇADÖ-Y puanı da anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p=0,006). Kontrol grubunda ise yalnızca STAI-I puanı FGİH olanlarda anlamlı düzeyde yüksek çıkmıştır (p=0,018). Sonuç: Bu çalışma, çocukluk çağı kanserinden sağ kalan bireylerde FGİH insidansının yüksek olduğunu gösteren ilk çalışmadır. FGİH sıklığı ve kaygı düzeyleri hasta grubunda anlamlı düzeyde yüksek saptanmıştır ve FGIH sıklığı yüksek VKİ, kronik hastalık öyküsü, düzenli ilaç kullanımı ve yüksek kaygı düzeyi ile ilişkili bulunmuştur. Bulgular doğrultusunda; sağ kalan bireylerin uzun dönem izlemlerinde FGİH, kaygı düzeyi ve obezite yönünden düzenli değerlendirilmesi önerilmekte, multidisipliner yaklaşımla yaşam kalitesinin korunması hedeflenmektedir.