İmmün trombositopenik purpura (İTP) tanısı ile takip edilen çocuk hastaların klinik ve laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ÜMRANİYE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MUSTAFA SERDAR USTA
Danışman: Suar ÇAKI KILIÇ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Çalışmamızın temel amacı, çocukluk çağında en sık karşılaşılan edinsel trombositopeni nedeni olan İmmün Trombositopenik Purpura (İTP) tanısı almış hastaların klinik seyirlerini daha iyi anlamak ve hastalığın prognozuna etki eden parametreleri belirlemektir. İTP, otoimmün mekanizmaların etkisiyle gelişen, trombosit yıkımının arttığı ve üretiminin baskılandığı bir hastalıktır. Bu bağlamda, çocuklarda İTP'nin akut, persistan ve kronik formlarının hastalık gidişatı üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi, erken dönemde prognozu öngörebilecek klinik ve laboratuvar göstergelerin belirlenmesi hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntemler: Retrospektif olarak ; 01 Ağustos 2017 - 01 Ağustos 2024 tarihleri arasında Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Hematoloji polikliniğine başvuran ve İTP tanısı almış 85 çocuk hastanın verileri incelenmiştir. Çalışma kapsamında hastaların demografik bilgileri, başvuru şikayetleri, tanı anındaki ve takip sürecindeki laboratuvar parametreleri ile uygulanan tedavi protokolleri analiz edilmiştir. Başvuru trombosit düzeyleri, hemoglobin, ortalama trombosit hacmi (MPV), beyaz küre alt parametreleri, D vitamini ve B12 düzeyleri kaydedilmiştir. Elde edilen veriler istatistiksel analiz programı kullanılarak değerlendirilmiş, hastalığın akut-persistan ya da kronik forma evrilmesinde etkili olan değişkenler lojistik regresyon analizi ile belirlenmiştir. Bulgular: Çalışma bulgularına göre hastaların %56,5'i akut-persistan, %43,5'i kronik İTP tanısı almıştır. Başvuru yaşı, PLT düzeyleri, MPV yüksekliği, atak sayısı ve lenfopeni gibi parametreler kronikleşme ile anlamlı ilişki göstermiştir. Özellikle 1., 3., 6. ve 12. aylardaki trombosit düzeyleri hastalığın seyri üzerinde belirleyici olmuştur. Örneğin, 1. ayda PLT <100.000/mm3 olan hastalarda kronikleşme riski 65 kat, 3. ayda ise bu risk 20 kat artmıştır. Başvuru yaşı yüksek olan hastalarda da viii kronikleşme oranı daha yüksek bulunmuştur. Lenfopeni pozitifliği kronikleşme riskini 7,4 kat, atak sayısındaki her bir artış ise bu riski 3,5 kat artırmıştır. MPV değeri yüksek hastaların kronikleşme oranı anlamlı şekilde daha fazladır. Anemi, nötropeni ve D vitamini eksikliği gibi değişkenler ise hastalığın seyri ile anlamlı ilişki göstermemiştir. Tedavi seçenekleri incelendiğinde, IVIG akut-persistan grupta en sık tercih edilen yöntem olurken, kronik grupta Eltrombopag tedavisi öne çıkmıştır. Sonuç: Sonuç olarak, çocukluk çağında İTP tanısı alan hastalarda başvuru anındaki ve takip sürecindeki bazı klinik ve laboratuvar parametrelerin hastalığın kronikleşme riskini öngörmede önemli olduğu belirlenmiştir. Özellikle düşük trombosit düzeyleri, lenfopeni, ileri yaş, MPV yüksekliği ve artan atak sayısı, kronikleşme için bağımsız risk faktörleri olarak öne çıkmaktadır. Bu bulgular, çocuk hastaların erken dönemde risk sınıflandırmasına tabi tutulması ve bireyselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesi açısından yol gösterici olabilir. Yakın takip ve uygun tedavi stratejilerinin geliştirilmesi prognozu olumlu yönde etkileyebilir. İleriye yönelik prospektif çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar Kelimeler: İmmun Trombositopenik Purpura, ITP, Prediktif risk faktörleri, Çocukluk çağı,