Ayak bileği kırıklı hastalarda posterior malleolun posterolateral girişimle tespitinin klinik sonuçlar üzerine etkisinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL GAZİOSMANPAŞA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2016

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FIRAT FİDAN

Danışman: Ahmet AYBAR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Çalışmada posterior malleol komponenti olan ayak bileği kırıklarında bu fragmanın boyutuna bakmaksızın posterolateralden tespitinin ayak bileği klinik sonuçlarının üzerine olan etkisini değerlendirmeyi amaçladık. Yöntem: 2012-2015 yılları arasında GOP Taksim EAH Ortopedi Kliniğine başvuran posterior malleol komponenti olan 65 ayak bileği kırıklı hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaların preoperatif grafileri ve BT'lerindeki kırık fragmanın boyutunun toplam eklem yüzeyine oranları karşılaştırıldı.Tüm hastalarda posterolateral insizyonla posterior malleol tespiti yapıldı. Hastalar postoperatif dönemde; klinik olarak eklem açıklığı ve AOFAS sonuçları, radyolojik olarak direk grafi ve BT görüntüleriyle değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 65 hastanın toplam 29'u erkek (%44,6) ve 36'sı kadındı (%55,4). Hastaların yaş ortalaması 39,61±14,2 (17-89) yıl idi. 65 hastanın 40'ında (%61,5) lateral grafide kırık gözlenmezken çekilen BT de kırık saptandı. BT'de lateral grafideki kırık oranları karşılaştırılıdığında BT de kırık oranı anlamlı olarak daha yüksek bulundu (p<0,001). Hiç bir hastada klinik ve radyolojik olarak instabilite bulgusu gözlenmedi. Postoperatif AOFAS ortalama 91,6 (69-100) olarak hesaplandı. Eklem hareket açıklığı karşı taraf ile karşılaştırıldığında uyumlu olarak saptandı. Sonuç: Bilgisayarlı tomografi ile posterior malleol kırığının ve sindesmozun patoanatomisi daha iyi anlaşılacağından instabiliteye neden olabilecek avülsiyon kırıkları da gözden kaçmamış olur. İnstabilteye neden olabilecek bu avülsiyon kırıklarının boyutuna bakılmaksızın tespitini önermekteyiz. Postoperatif çekilecek olan bilgisayarlı tomografi ile de redüksiyonun daha iyi değerlendirilebilceğini düşünmekteyiz.