Subaraknoid kanamalı hastalarda anormal elektrokardiyografik bulguların klinik sonlanım üzerine etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, HAMİDİYE ULUSLARARASI TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HALİL AHMET BİLGİNER
Danışman: Özgür SÖĞÜT
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç Bu çalışmada, acil serviste non-travmatik anevrizmal Subaraknoid Kanama (SAK) tanısı konulan hastalarda anormal elektrokardiyografi (EKG) bulgularının karekteri ve sıklığı ve bunun klinik sonlanım ile ilişkili olup olmadığının retrospektif olarak analiz edilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem Bu retrospektif, tanımlayıcı, gözlemsel ve tek merkezli çalışmaya, hastanemiz Acil Tıp Kliniği'ne 01 Ocak 2020 ve 31 Aralık 2022 tarihleri arasında başvuran ve Bilgisyaralı Tomografi ile doğrulanmış SAK tanısı alan hastalar dahil edildi. Bu vakaların önceden oluşturulan vaka veri formuna: yaş, cinsiyet gibi demografik verileri, ilk başvuru semptomları, semptomların süresi, eşlik eden hastalıkları, vital bulguları, başvuru anındaki Hunt- Hess skoru, Glasgow Koma Skalası (GKS) skoru, Fisher Skoru, EKG ve laboratuvar bulguları kaydedildi. Toplanan veriler sonrasında hastalar, 28 günlük mortalitelerine göre yaşayanlar ve öleneler olarak iki gruba ayrıldı. Mortalite ile ilişkili faktörlerin belirlenmesi amacıyla demografik veriler, vital bulgular, skorlamalardan GKS, Hunt-Hess ve Fisher ile EKG bulguları karşılaştırıldı. Yine hastalar başuvuru anındaki Hunt-Hess skorlarına göre üç gruba ayrıldı (Hunt-Hess I-II = İyi, Hunt-Hess III = Orta, Hunt-Hess = IV-V = Kötü) ve gruplar arasında EKG bulguları, vital bulgular ve Fisher skorları karşılaştırıldı. Bulgular Çalışmaya 76'sı kadın (%48,10), 82'si erkek (%51,90) toplamda 158 hasta dahil edildi. Hastaların yaş ortalaması 54,70±7,07 idi. Hastaların %67,72(n = 107)'sinde EKG'de anormal bir bulgu tespit edildi. Hastalarımızda en sık görülen anormal EKG bulgusu olarak T dalgası morfoloji değişikliği (n:54, %50) saptandı. Bunu sırasıyla, PR uzaması (n=44, %41), ST segment değişikliği (n=43, %41), QRS genişlemesi (n=40, %40), disritmi (n=34, %31), sağ dal bloğu (n=33, %30), QT interval uzaması (n=19, %17), patolojik Q dalgası (n=15, %14), bradikardi (n=13, %12), Prematür ventriküler kompleks (PVC) (n=13, %12), taşikardi (n=11, %10) ve sol dal bloğu (n=10, %9) izledi. Hunt ve Hess skoru değerine göre ayrılan hasta grupları eşlik eden ek hastalıklar açısından karşılaştırıldığında gruplar arasında HT, DM vii ve diğer hastalık (KOAH, Peptik Ülser, Romatoid Artrit, Hipertrigeliseridemi) sıklığı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark gözlendi (p=0,008, p=0,038 ve p=0,009; sırasıyla). Benzer şekilde Hunt ve Hess skoruna göre ayrılan gruplar arasında ortalama Fisher gradeleme skoru değeri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı (p<0,001). Ancak, gruplar arasında anevrizma boyutu açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p=0,149). Hasta grupları EKG bulguları açısından kıyaslandığında; gruplar arasında PR uzaması, patalojik Q dalgası, QRS aralığında genişleme, sol dal bloğu, prematür ventriküler kompleks, disritmi, ST segment değişikliği ve T morfolojisi değişikliği sıklığında istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı (p <0,001, p =0,004, p =0,001, p<0,001, p=0,002, p=0,023 p<0,001 ve p <0,001, sırasıyla). Sonuç Non-travmatik anevrizmal SAK tanısı konulan hastaların yarısından fazlasında EKG'de anormal bulgular izlendiği söylenebilir. En sık rastlanan anormal EKG bulgusunu T dalgası morfoloji değişiklikleri oluşturmuştur. Anormal EKG bulgusunun olması ve yüksek Hunt ve Hess skoru ile yüksek Fischer grade skoru değeri bu hastalarda kötü klinik sonlanımı öngörmede yararlı olabilir. Ayrıca, çoklu değişkenli lojistik regresyon analizine göre, yüksek Hunt ve Hess skoru ile yüksek Fischer grade skorunun mortalitenin bağımsız prediktörleri olduğu ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Subaraknoid kanama, EKG, Hunt-Hess skoru, Fisher skoru, Mortalite