COVID-19 ilişkili multisistem inflamatuvar sendrom (MIS-C) ile akut semptomatik COVID-19 tanısı almış çocuk olguların serum örneklerinde solubl endoglin değerlerinin endotelyal disfonksiyon açısından karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANTALYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HAYRULLAH TÜRKMEN

Danışman: Bilge ALDEMİR KOCABAŞ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: COVID-19 pandemisinde semptomatik COVID-19 ve MIS-C olgularında gözlenen yüksek D-dimer seviyeleri, hastalığın patogenezinde vasküler inflamasyonun önemli olduğunu düşündürmektedir. Bu çalışmada semptomatik COVID 19 ve MIS-C tanısı ile izlenen hastalarda endotel fonksiyonlarının farklılaşıp farklılaşmadığını ve serum sEng düzeylerindeki değişikliklerin endotel hasarının öngörülmesi ve takibinde kullanılıp kullanılamayacağını araştırmayı amaçladık. Uzun takiplerde sEng'in klinik seyir, morbidite ve mortalite beklentisi açısından klinisyene fikir verebileceğini ve inflamatuar biyobelirteçlerle olan bu ilişkinin klinik kötüleşmeyi öngörebileceğini varsaydık. Gereç ve Yöntem: Çocuk pandemi kliniğimizde Nisan 2021- Nisan 2022 tarihleri arasında MIS-C tanısı ile izlenen 1 ay-18 yaş arası 28 çocuk çalışmaya dahil edildi. Nisan 2021 ile Nisan 2022 arasında akut semptomatik COVID-19 tanısı alan, MIS-C grubu ile benzer yaş aralığındaki 17 çocuk takibe alındı. Bulgular: MIS-C vakalarının medyan tanı yaşı 110 (79-137), COVID-19 grubunda ise 157 (16-187) ay; VKİ SDS ortanca değeri MIS-C grubunda 0,09 (-0,67-1,02) iken, COVID-19 grubunda 1,36 (0,07-1,8) idi. MIS-C olgularında %54, COVID-19 olgularında %53 olmak üzere her iki grupta da erkek cinsiyet hakimiyeti mevcuttu. MIS-C vakalarının Ocak ve Eylül aylarında (%18), COVID-19 vakalarının ise Nisan ayında (%24) daha sık başvurduğu gözlemlendi. MIS-C olgularının en yaygın şikayeti ateş (%100), döküntü (%68) ve karın ağrısı (%64); bulguları ise taşikardi (%86), mukozal hiperemi (%79) ve konjonktivit (%71) idi. Tüm olguların başlangıç, 1 ve 3. aylardaki sEng düzeyleri karşılaştırıldığında MIS-C grubunun başlangıç ve 1. aydaki sEng düzeyleri COVID-19 grubunda göre daha yüksekti ve bu durum iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlıydı (p 0.05). Sonuç: Başlangıç sEng değerinin MIS-C grubunda COVID-19 grubuna göre daha yüksek olması bazalde endotelyal hasar olduğunu, 1. aya kadar endotelyal hasarı göstermede ayırt edici özelliğe sahip olduğunu düşündürmektedir. MIS-C grubunda sEng seyrinin 5. gün pik yaptığı, sonra yavaş yavaş gerilediğini, plato çizmeden 1. ayda gerilemeyi sürdürdüğünü, 1. aydan sonra ise bazal seviyeye geldiğini gözlemledik. Bu durum endotelyal hasarın geri dönüşlü olduğunu düşündürmektedir. COVID-19 grubunda ise endotelyal hasara sebep olacak komplikasyon olmadıkça hiperinflamasyon cevabının olmadığı, bir başka deyişle endotelyal hasarın olmadığı yorumu yapılabilir. sEng biyobelirtecinin COVID-19 ilişkili durumlar ve MIS-C olgularında prognozu ile mortalite açısından bilgi verebilmesi için daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır. Kısıtlı imkanlarla yapılabilen çalışmamızda takip sürecinde 1. aya kadar bakılan sEng düzeyinde düşüş olması prognozun iyiye gideceğini ve mortalitenin düşük olabileceğini öngörebilir yorumunu yapmak mümkündür. Bir başka deyişle, MIS-C patogenezinde vasküler endotelyal hasarın olduğu ve bu hasarın immünmodülatör tedavi ile asgariye indirilmesinin indirekt bir göstergesi olarak sEng düzeylerinin yol gösterici olabileceği sonucuna ulaştık. Anahtar kelimeler: COVID-19, endoglin, endotelyum, inflamasyon, pandemi.