Moleküler yöntemlerle doğrulanmış COVID-19 olgularında demografik, epidemiyolojik ve klinik verilerin analizi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ADEM AZ

Danışman: Özgür SÖĞÜT

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç Aralık 2019'da Çin'in Hubei eyaletinde başlayan COVID-19 salgını kısa sürede Antarktika hariç bütün kıtalara yayılmıştır. DSÖ, yeni koronavirüs salgınını önce "uluslararası endişe veren bir halk sağlığı acil durumu" ardından "pandemi" olarak ilan etmiştir. Türkiye'de ilk vaka 11 Mart 2020'de teşhis edilmiştir. Mayıs ayının ortasına gelindiğinde tüm Dünyada olduğu gibi ülkemizde de vaka sayıları artış göstermiştir. Bu çalışmada, hastanemiz Acil Tıp Kliniği'ne başvuran ve moleküler yöntemler ile doğrulanmış COVID-19 hastalarında demografik ve klinik verilerden, komorbiditelerden ve laboratuvar bulgularından mortaliteyi ve hastalığın şiddetini nelerin öngördüğünün, hangi kan grubuna sahip bireylerde enfeksiyonun daha sık görüldüğünün ortaya konması amaçlandı. Gereç ve Yöntem Bu retrospektif, tanımlayıcı, gözlemsel ve tek merkezli çalışmaya, hastanemiz Acil Tıp Kliniği'ne 11.03.2020 ile 31.05.2020 tarihleri arasında, olası COVID-19 bulguları ile başvuran hastalardan, tanısı moleküler yöntemlerle doğrulanan ve acil servisten ayaktan taburcu edilen ya da yatırılarak takip edilen 18 yaş üstü erişkin hastalar dahil edildi. Bu vakaların önceden oluşturulan vaka veri formuna: yaş, cinsiyet, meslek, kan grubu gibi demografik verileri, ilk başvuru semptomları, semptomların süresi, eşlik eden hastalıkları, vital bulguları, pnömoni ciddiyet skoru (CURB-65), sıralı organ yetmezliği değerlendirme puanı (qSOFA), klinik, radyolojik ve laboratuvar verileri kaydedildi. Toplanan veriler sonrasında hastalar, T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan COVID-19 Erişkin Hasta Tedavisi Rehberi'ndeki tanımlamalar doğrultusunda hastalığın ciddiyetine göre hafif, şiddetli ve kritik hastalık olmak üzere üç gruba ayrıldı. Gruplar arasında ve mortalite ile ilişkili faktörlerin belirlenmesi amacıyla; ölen ve yaşayan hasta grupları arasında demografik veriler, vital bulgular, skorlamalardan CURB-65 ve qSOFA ile hematolojik ve biyokimyasal parametreler karşılaştırıldı. Bulgular Çalışmaya dahil edilen toplam 540 hastanın 302'si (%55,9) erkek ve 238'i (%44,1) ise kadın olup; yaş ortalaması 48,00 ± 14,60 (aralık, 18-91) idi. Hastaların genel mortalitesi %4,3 (n=23) olup, mortalite oranı erkeklerde %5,0 (n=15), kadınlarda ise %3,4 (n=8) olarak saptandı. Ölen hastaların %65,2'si 60 yaş üstü hastalardan oluşmakta idi. Kan grubu bilgisine ulaşılabilen 138 hastada en sık gözlenen kan grubu A Rh+ (n=71, %51,4), en az görülen kan grubu ise AB Rh- (n=1, %0,7) idi. Rh+/- faktör açısından incelendiğinde hastaların %90,6'sı (n=125) Rh+, %9,4'ü (n=13) ise Rh- idi. Vakaların %40,9 (n=221)'u hafif, %53,7 (n=290)'si şiddetli ve %5,4 (n=29)'ü kritik hasta grubunda yer almakta idi. Gruplar arasında hematolojik parametrelerden ortalama serum WBC, hemoglobin, nötrofil, lenfosit ve trombosit değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı (p=0,035, p=0,002, p=0,004, p<0,001 ve p=0,013, sırasıyla). Benzer şekilde, gruplar arasında biyokimyasal parametrelerden; ortalama serum CRP, prokalsitonin, LDH, kreatinin, albümin, D-dimer, ferritin, troponin ve fibrinojen değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı (p<0,001, p<0,001, p<0,001, p<0,001, p<0,001, p<0,001, p<0,001, p<0,001 ve p=0,005, sırasıyla). Yaşayan ve ölen hasta grupları arasında hematolojik parametrelerden; ortalama WBC, hemoglobin, nötrofil ve lenfosit değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı (p=0,034, p=0,021, p=0,001 ve p<0,001, sırasıyla). Ayrıca, yaşayan ve ölen hasta grupları arasında biyokimyasal parametrelerden; ortalama CRP, prokalsitonin, LDH, kreatinin, albümin, D-dimer ve ferritin değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0,001, p=0,001, p<0,001, p<0,001, p<0,001, p=0,027 ve p<0,001, sırasıyla). Veriler çok değişkenli lojistik regresyon analizi Backward metodu ile incelendiğinde; CRP değeri (odds ratio, OR 1,020, confidence interval, CI [1,009-1,032]; p<0,001), qSOFA (OR 6,636, CI [1,803-24,422]; p=0,004) ve CURB-65 (OR 4,004, CI [1,288-12,447]; p=0,017) skorları değerleri hastalığın ciddiyetinin bağımsız belirleyicileri olarak bulundu. Yine, CRP değeri (OR 1,012, CI [1,002-1,022]; p=0,016), qSOFA (OR 8,517, CI [2,165-33,508]; p=0,002) ve CURB-65 (OR 4,848, CI [1,378-17,062]; p=0,014) skorları değerlerinin mortalitenin bağımsız prediktörleri olduğu tespit edildi. Sonuç Mortal seyreden vakaların yarısından fazlası erkeklerde ve 60 yaş üstü hastalarda gözlenmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular ışığında COVID-19 hastalarında hematolojik parametrelerden serum nötrofil, lenfosit ve trombosit değerleri hastalığın şiddetini öngörmede yararlı olabilir. Ek olarak, serum CRP, ferritin, LDH, kreatinin, troponin D-Dimer, fibrinojen ve albümin değerleri de hastalığın şiddetinin tahmin edilmesinde kullanılabilecek diğer laboratuvar parametrelerindendir. Ayrıca ilk başvuruda, artmış CRP değeri ile yüksek CURB-65 ve qSOFA skoru değerlerinin gerek hastalığın ciddiyetinin gerek ise de mortalitenin bağımsız prediktörleri olduğu sonucuna varıldı.