Aile hekimliği birimlerine başvuran yetişkin bireylerin obstrüktif uyku apne sendromu hakkındaki bilgi düzeyi ve tutumlarının araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANTALYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SÜMEYYE KARAKURT

Danışman: Remziye NUR EKE

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Obstrüktif uyku apnesi sendromu (OUAS), değişen yaşam koşulları ve artan obezite pandemisi nedeniyle giderek daha endişe verici bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Bu durumun yaygınlığı artmış olmasına karşın, diğer kronik hastalıklar kadar geniş çapta tanınmamakta ve bazen göz ardı edilmektedir. Çalışmamız, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Aile Hekimliği Kliniği birimlerine başvuran bireylerde STOP-Bang Anketi ile risk durumlarını belirlemeyi, OUAS hakkındaki bilgi düzeyini ve tutumları ölçmeyi, böylece OUAS konusunda farkındalığı artırmayı hedeflemektedir. Gereç ve Yöntem: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel tipte bir çalışma olup, 324 katılımcı ile tamamlandı. Çalışma için 16.02.2023 tarihinde Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu'ndan onay alındı. 01 Mart 2023 - 31 Nisan 2023 tarihleri arasında Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Aile Hekimliği Kliniği birimlerine başvuran ve çalışmaya dahil edilme kriterlerini karşılayan bireylere araştırma hakkında kapsamlı bilgi verilerek çalışmaya davet edildi. Katılımcılara bilgilendirilmiş gönüllü olur formu verilerek, yazılı onamları alındı. Öncelikle krikoid kıkırdak hizasından boyun çevresi ölçümü ve boy-kilo ölçümleri yapıldı, sonrasında vücut kitle indeksi (VKİ) hesaplandı. Katılımcılara yüz yüze görüşme yöntemiyle sosyodemografik özellikleri sorgulayan anket formu ile "STOPBang Anketi", "OUAS Bilgi Düzeyi Anketi" ve "Tutum Anketi" uygulandı. Daha sonra STOP-Bang skoru ile risk durumları hesaplanarak buna göre uygun yönlendirmeler yapıldı ve duruma uygun önerilerde bulunuldu. Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksel analizi SPSS 23.0 istatistik paket programı kullanılarak yapıldı. Sürekli değişkenler ortalama±standart sapma (SS) ve medyan (min-maks), kategorik değişkenler frekans (n) ve yüzde (%) ile gösterildi. Verilerin istatistiksel analizinde tanımlayıcı istatistikler ile birlikte Fisher extract testi, Ki-kare analiz testi kullanıldı. Anova testi ile sağlaması yapıldı. OUAS için orta ve yüksek risk grubunda yer almayı öngören yaş için eşik değer ROC analizi ile hesaplandı. Normal dağılım varsayımının kontrolünde Shapiro-Wilk testi kullanıldı. İstatistiksel olarak p<0,05 düzeyi anlamlı kabul edildi. Bulgular: Çalışmaya katılan 324 kişinin 250'si (%77) kadın, 74'ü (%23) erkekti. Katılımcıların VKİ ortalaması 30,2±6,9 kg/m2, yaş ortalaması ise 47,2±15 yıl idi. Katılımcıların OUAS risk durumu STOP-Bang anketi ile değerlendirildiğinde %44 riskli olarak bulundu. Çalışma grubundaki kesin tanılı OUAS prevalansı ise %4 idi. Kronik hastalıklar özelinde STOP-Bang risk skoru karşılaştırması yapıldığında ise diyabetes mellitus, hipertansiyon, hipotiroidi ve metabolik sendrom varlığında OUAS risk skoru anlamlı şekilde artmıştı (p<0,01). OUAS farkındalığı ile ilgili yöneltilen tutum sorularında; bu hastalığı daha önce duyduğunu söyleyenler 247 (%76,2) kişi, daha önce bu hastalığı hiç duymadığını söyleyenler ise 77 (%23,8) kişiydi. Tanı konulan hastaların önerilen tedavilere uyumları incelendiğinde; cerrahi müdahale önerilen ve bu operasyonu geçiren hastalar haricinde, tedaviye uyum ve devamlılık konusunda eksiklikler mevcuttu. Hastalık yönetiminde yaşam tarzı değişiklikleri gibi konservatif yaklaşımların sağlık profesyonelleri tarafından hastalara yeterli ve etkin bir şekilde aktarılmadığı fark edildi. Katılımcıların OUAS bilgi düzeyine bakıldığında ise %67,3'ünün yetersiz, %24,7'sinin yeterli, yalnızca %8,0'inin yüksek bilgi düzeyine sahip olduğu görüldü. Sonuç: Çalışmamızda OUAS riski yüksek olan grupta hastalık hakkında önemli oranda bilgi eksikliği tespit edilmiş olup bu durum sağlığı teşvik etmek ve hastalıkları önlemek adına aile hekimliği gibi koruyucu sağlık hizmeti sunucularına büyük sorumluluklar yüklemektedir. Hastaların, güvenilir bilgi kaynaklarına ve yenilikçi tanı yöntemlerine erişimini artırmak, bu alandaki sağlık hizmetlerinin standartlarını yükseltecek ve hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde iyileştirecektir.