COVID-19 hastalarında toraks BT'de tanımlanan vasküler dilatasyon işaretinin hematolojik ve biyokimyasal parametreler ile ilişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL SULTAN ABDÜLHAMİD HAN SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: KENAN KADİRLİ
Danışman: Fatma Sibel BAYRAMOĞLU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:GİRİŞ ve AMAÇ: Aralık 2019'da, Çin'in Hubei Eyaleti, Wuhan şehrinde tesbit edilen yeni patojenik insan koronavirüsü SARS CoV - 2 (şiddetli akut solunum yolu sendromu koronavirüsü 2) olarak isimlendirilmiştir. Bu virüs yakın temas ile insandan insana geçiş sağlayabilmekte ve ciddi koronavirüs hastalığına (COVID - 19), özellikle de pnömoniye neden olmaktadır. Virüs ortaya çıktığı aralık 2019 tarihinden itibaren kısa sürede bir çok ükeye yayılmış olup 30 Ocak 2020'de Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), COVID-19 salgınının Uluslararası Önem Arz Eden Halk Sağlığı Acil Durumu haline geldiğini duyurmuş ve 11 Mart 2020'de durumun artık pandemiye dönüştüğünü ilan etmiştir. Hastalığın halen etkili bir tedavisi bulunanamamış olup geliştirilen aşılar pandemi ile mücadelede umut vadetmektedir. COVID- 19 hastalığının tanısı için PCR testi kullanılmaktadır, PCR testinin spesifitesi yüksek olmakla birlikte sensitivitesi düşük bulunmuş olup bu durum yanlış negatif sonuçlara yol açmaktadır. Yapılan çalışmalarda Toraks BT'nin COVID -19 vakalarının yakalanmasında yüksek sensitiviteye sahip olduğu ve COVID -19 pnömonisi için tipik tutulum paternleri bildirilmiştir. Pandemi başlangıcından itibaren itibaren ülkemizde ve tüm dünyada COVID -19 vakalarının tanısınını konulabilmesinde Toraks BT sıkça kullanılmış ve pandemi ile mücadelede çok yararlar sağlamıştır. Tetkikin sensitivitesi yüksek olmakla birlikte spesifitesinin görece düşük olması ve tanımlanan paternlerin enfektif veya non enfektif diğer patolojiler ile benzer tutulum gösterebilmeleri nedeniyle radyologlar tanı koymada zorluklar yaşamış ve COVID -19'u benzer görünüme neden olan diğer patolojilerden ayırabilmek için yardımcı olabilecek bulgulara ihtiyaç duyulmuştur. COVID- 19 pnömonisi geçiren hastaların Toraks BT 'sinde parankimal infiltrasyon alanı içindeki veya yakınındaki subsegmenter vasküler yapılarda çap artışı izlenmesi durumu vasküler dilatasyon işaret olarak tanımlanmıştır. Bu radyolojik işaretin Toraks BT'de benzer tutulum paterni gösteren non- COVID tutulumların aksine COVID – 19 hastalarında yüksek sıklıkla görüldüğü bildirilmiş ve ayırıcı tanıda radyologlar için önemli bir işaret haline gelmiştir. Bu çalışmada, COVİD -19 pnömonisi geçiren hastalarda Toraks BT 'de tanımlanan vasküler dilatasyon işareti ile biyokimyasal ve hematolojik parametrelerin ilişkisi olup olmadığı araştırılmış olup bu parametrelerle olası ilişkisine göre vasküler dilatasyon işaretin patofizyolojisinin aydınlatılmasına katkı sağlanması amaçlanmaştır. GEREÇ ve YÖNTEM: Çalışma SBÜ Hamidiye Klinik Araştırmalar Etik Kurul'unun 28.07.2020 tarihli toplantısında 20-92 protokol kodu ile izin alınarak yapılmıştır. Hastane arşivi üzerinden hastaların tomografi görüntüleri ve biyokimyasal sonuçları retrospektif olarak değerlendirilmiştir. 17.03.2020 tarihi ile 30.06.2020 tarihleri arasında İstanbul SBÜ Sultan Abdülhamit Han Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan COVID – 19 PCR testi pozitif sonuçlanan ve çekilen kontrastsız toraks BT sinde buzlucam şeklinde infiltrasyonu olan 60 hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Bu hastalardan asküler dilatasyon bulgusunun bulunup bulunmamasına göre 30 kişilik 2 grup oluşturulmuş olup bu gruplar arasında serum CRP, LDH, Nötrofil/Lenfosit Oranı, D dimer, Ferritin, Fibrinojen, Sedimentasyon değerleri arasında anlamlı fark olup olmadığı araştırılmıştır. Gruplar arasında nicel değişkenler bakımından farklılıklar; verilerin normal dağılıma uygunluk göstermesi durumunda bağımsız örneklem t testi ile gerçekleştirilmiş ve aritmetik ortalama, standart sapma değerleri sunulmuştur. Verilerin normal dağılıma uygunluk göstermemesi durumunda karşılaştırmalar Man-Whitney U testi ile gerçekleştirilmiş ve medyan, minimum ve maksimum değerleri sunulmuştur. İki kategorik değişken arasındaki karşılaştırmalarda ki-kare testi kullanılmıştır. BULGULAR : Çalışmamıza toplam 60 hasta dahil edilmiş olup bu hastalardan vasküler dilatasyon bulgusunun bulunup bulunmamasına göre 30 kişilik 2 grup oluşturulmuştur. Çalışmaya dahil edilen hastaların yaşları 24 ile 67 arasında değişmekte olup hastaların 38'i(%63,3) erkek 22'si (%36,7) kadındır. İki grup arasında yaş ve cinsiyet yönünden, yoğun bakıma yatış ihtiyacı, mortalite oranları açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmamıştır. Vasküler Dilatasyon işareti pozitif ve negatif gruplar arasında CRP, D- Dimer, Ferritin, Sedimentasyon, Nötrofil/Lenfosit Oranı, Fibrinojen, LDH arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmamıştır. SONUÇ: Vasküler dilatasyon işareti ile yapılan çalışmalarda daha çok bu işaretin diagnostik özelliklerinden bahsedilmiş olup COVID – 19 hastalığını tanısında sağladığı faydalar üzerinde durulmuş ve bu hasta grubunda sıklıkla görüldüğü bildirilmiştir. Birkaç çalışmada bu bulgunun prognostik öneminden ve bu işaretin oluşmasına neden olan patofizyolojiden bahsedilmiştir. Patofizyolojinin açıklanmasında literatürde endotel hasarı/yaygın mikrotrombüs formasyonu ve sitokin aracılı hiperemi/arteriovenöz anastomoz disregülasyonu tezleri öne sürülmüştür. Bizim çalışmamızda vasküler dilatasyon işareti pozitif ve negatif olan gruplar arasında prognostik açıdan anlamlı fark olmayışı, trombüs oluşumu ve tromboemboliler ile yakın ilişkisi bilinen D dimer ve Fibrinojen değerleri arasında ve çalışmada incelenen diğer laboratuar parametreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olmayışı bu bulgunun reversibl bir bulgu olabileceği ve daha çok sitokin aracılı hiperemi ile ilişkili olabileceğini düşündürmektedir. Endotel hasarı/mikrotombüs formasyonu postmortem hastalar üzerinde yapılan çalışmada bildirilmiş olup bu çalışma ciddi seyirli COVID- 19 nedeniyle ex olan hastalar üzerinde yapılmıştır. Oysa literatürde vasküler dilatasyon işareti için hastaların büyük kısmında görülen ve COVID – 19 için spesifik kabul edilen tanısal bir bulgu olarak söz edilmektedir. Bu durumun da sitokin aracılı hiperemi tezine bir dayanak oluşturabileceği ve dolayısıyla bu bulgunun her olguda mutlaka kötü prognoz göstergesi olmayabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Covid -19, D-Dimer, Vasküler, Dilatasyon, Toraks