Kord kan gazında laktatı yüksek olan yenidoğanlarda total oksidan durum / total antioksidan kapasite ve dna hasarının değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, HAMİDİYE ULUSLARARASI TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: AYDEMİR YALVAÇ

Danışman: Derya BÜYÜKKAYHAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Göbek kord kan analizi, kordonun klemplenmesi ile kord dolaşımının durduğu doğum anında bebeğin asit-baz dengesi hakkında bilgiler sağlar. Fizyolojik koşullar altında, dokularda oksidan ve antioksidanlar arasında bir denge mevcuttur ve bu denge genellikle antioksidanların lehinedir. Çalışmamızda kord kan gazında laktat yüksekliği olan yenidoğanların ne derece oksidatif strese maruz kaldığı, oksidatif strese maruz kalmış ise oksidatif stresten ne kadar etkilendiklerini ve oksidatif stresin DNA hasarı geliştirip geliştirmediğini değerlendirmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız prospektif klinik çalışma olarak term, kord kan gazında laktat seviyesi 5 mmol/L ve üzerinde olan yenidoğanlar alındı. Doğum bilgileri, cinsiyetleri, doğum ağırlıkları, anne yaşları, risk faktörleri APGAR skorları kaydedildi. TOS (Total Oksidan Durum) ve TAC (Total Antioksidan Kapasite) çalışıldı. İlk 12 saatteki sonuçlar TOS1/TAC1 olarak, 72-96. saatindeki sonuçlar TOS2/TAC2 olarak isimlendirildi. DNA hasarı için sadece ilk 12 saatteki alınan numunelerdeki örnekler çalışıldı. Bulgular: Çalışma grubunun ortalama laktat değeri 6,09±0,93 mmol/L iken kontrol grubunun laktat değeri 2,64±0,63 mmol/L idi (p<0,001)., pH ≤ 7,2 tahmini için en iyi laktat kesme değeri 5,005 mmol/L hesaplandı ve bu değerin duyarlılığı %92,9 ve özgüllüğü %48,9 idi. Hasta grubunun TOS1, TOS2, TAC1, TAC2 değerleri ve DNA Hasarı oranı kontrol grubu değerlerinden istatiksel olarak anlamlı yüksekti. Çalışma ve kontrol grubunun OSİ1 (İlk 12 saatte bakılan OSİ değeri) ve OSİ2 (72-96 saat sonra laktat düzeyi normal iken bakılan OSİ değeri) değerleri arasındaki fark istatistiksel açıdan anlamlı fark saptanmadı. Sonuç: Hasta grubunun TOS1-2 ve TAC1-2 değerlerini kontrol grubuna göre daha yüksek saptadık. Çalışma grubumuzda kan gazı laktatı 5 mmol/L'nin altına düştüğünde değerlendirilen TOS'un azaldığı ancak TAC'nin değişmediğini saptadık. Kontrol grubunda ise hem TOS hem de TAC'de herhangi bir değişiklik olmamıştı. Çalışma grubunun DNA hasarı kontrol grubuna göre daha yüksekti. DNA hasarı tüm grupta TOS, TAC ve laktat düzeyi ile pozitif korele iken çalışma grubunda ise DNA hasarı TOS ve TAC ile pozitif korele saptanmıştı. Her ne kadar TOS değerinde ilerleyen 4 gün içinde azalma gözükse de hasta ve kontrol grubu arasında DNA hasarı oranı anlamlı derecede yüksek bulunmuştur.