Omuzda adeziv kapsülitte MRG bulgularının değerlendirilmesi ve tanısal kriterlerin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ADANA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2020

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HÜSEYİN AKKAYA

Danışman: Bozkurt GÜLEK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Adeziv kapsülit hastalarında omuz eklemine katılan ve adeziv kapsülitte etkilendiği düşünülen anatomik yapıların MR sinyalindeki değişiklikleri incelemeyi bu yapıların morfolojik değişikliklerini değerlendirmeyi ve elde edilen bulguların tanısal değerlerini kıyaslamayı amaçladık. Gereç ve yöntem: Çalışmamızda T.C. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Radyoloji Kliniği'nde 1 Ocak 2018- 30 Nisan 2020 yılları arasında adeziv kapsülit tanılı 221 omuz MR tarandı. Görüntü kalitesi nedeni ile 193 hasta çalışmaya dahil edildi. Kontrol grubu için ise Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Kliniği'nden 116 kontrol grubu omuz MR tetkiki olmak üzere toplam 309 omuz MR tetkiki incelemeye alındı. Değerlendirmede oblik koronal PD görüntülerde aksiller poş kalınlığına, oblik koronal PD görüntülerde inferior glenohumeral ligaman kalınlığına ve aksiyal PD görüntülerde superior glenohumeral ligaman kalınlığına, oblik sagital PD görüntülerde rotator intervalde sıvı artımı ve yumuşak doku kalınlğına, oblik koronal T1A görüntülerde korakohumeral ligaman kalınlığına, oblik sagital görüntülerde subkorakoid yağ doku obliterasyonu varlığına, oblik sagital PD görüntülerde biceps tendonu yapışma lokalizasyonunda sıvı artımı ve biceps tendonu yapışma lokalizasyonunun sinyalindeki artışa bakıldı. Çalışmamızda korakohumeral ligaman (KHL) kalınlığı 3 mm ve 4 mm eşik değer olarak alındığında adeziv kapsülit tanısı için duyarlılık ve özgüllüklerine bakıldı. Aksiller poş kalınlığı için 11 mm, 12 mm, 13 mm, 14 mm eşik değer olarak ölçüldü ve duyarlılık ve özgüllüklerine bakıldı. Adeziv kapsülit tanısında SGHL kalınlığı için 2 mm, 2.5 mm ve 3 mm eşik değer olarak belirlendi, İGHL kalınlığı için 2.5 mm, 3 mm ve 4 mm eşik değer olarak belirlendi ve adeziv kapsülit tanısı için bu eşik değerlerin duyarlılık ve özgüllüklerine bakıldı. Çalışmamızda rotator intervalde yumuşak doku olup olmadığına, varsa yumuşak dokunun boyutuna bakıldı; adeziv kapsülit tanısı için eşik değer olarak 2 mm, 2.5 mm ve 3 mm olarak belirilendi ve bu eşik değerlerin duyarlılık ve özgüllüklerine bakıldı. Bulgular: Hasta grubunda 119 kadın ve 74 erkek hasta mevcut iken kontrol grubunda 80 kadın ve 36 erkek mevcuttu. Adeziv kapsülit hasta grubunun yaş ortalaması 51.48 ± 12.60 yıl iken kontrol grubunun yaş ortalaması 48.50 ± 12.68 yıl olarak hesaplandı. Hasta ve kontrol grupları arasında yaş açısından istatistiksel olarak belirgin farklılık bulundu (p değeri 0.046). Hasta ve kontrol grupları arasında cinsiyet açısından istatistiksel olarak belirgin farklılık bulunmadı (p değeri 0.194). İncelenen omuz MR görüntülerde subkorakoid yağ yastığı obliterasyonuna bakıldığında adeziv kapsülit tanılı 193 hastanın 126'sında subkorakoid yağ doku obliterasyonun olmadığı, 67 hastada ise subkorakoid yağ doku obliterasyonu olduğu gözlenmiştir. Kontrol grubunun ise 72'sinde yağ doku obliteasyonunun olmadığı, 44'ünde ise subkorakoid yağ doku obliterasyonu olduğu gözlenmiştir. Her iki grup arasındaki farklar istatistiksel olarak anlamlı değildi (p değeri 0.568). Biceps tendonunun yapışma lokalizasyonuda sıvı artımı ya da sinyal artımı olup olmadığına bakıldığında ise; 193 adeziv kapsülit tanılı hastanın 151'inde sıvı veya sinyal artışı olduğu, 42'sinde biceps tendonu yapışma lokalizasyonunda sıvı veya sinyal artışı olmadığı; kontrol grubunda ise 116 omuz MR'ından 58'inde biceps yapışma lokalizasyonunda sıvı veya sinyal artışı olmadığı 58'inde ise biceps yapışma lokalizasyonunda sıvı veya sinyal artışı olduğu gözlendi. İki grup arasındaki değerler istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p < 0.05). İncelenen omuz MR tetkiklerinde adeziv kapsülit tanılı hasta grubunda aksiller poş kalınlığı ortalama 12.17 ± 2.09 mm (6-21mm), kontrol grubunda ise 3.93 ± 0.72 mm (3-6 mm) olarak ölçülmüştür. İki grup arasındaki değerler istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p < 0.05). İnferior glenohumeral ligaman kalınlığı adeziv kapsülit tanılı hasta grubunda 3.79 ± 0.66 mm (2-6 mm) kontrol grubunda ise 2.68 ± 0.63 mm (1-4 mm) ölçülmüştür. İki grup arasındaki değerler istatistiksel olarak anlamlıdır (p < 0.05). Superior glenohumeral ligaman kalınlığı adeziv kapsülit tanılı hasta grubunda 2.58 ± 0.99 mm (0.89-6.79 mm), kontrol grubunda ise 1.33 ± 0.25 mm (0.92-2.03 mm) ölçülmüştür. İki grup arasındaki değerler istatistiksel olarak anlamlıdır (p < 0.05). Korakohumeral ligaman kalınlığı adeziv kapsülit tanılı hasta grubunda 4.66 ± 1.13mm (1-8 mm), kontrol grubunda ise 2.81 ± 0.49 mm (2-5 mm) ölçülmüştür. İki grup arasındaki değerler istatistiksel olarak anlamlıdır (p < 0.05). Rotator intervalde yumuşak doku varlığı da araştırılmıştır. Bu yumuşak doku kalınlığı adeziv kapdülit tanılı hasta grubunda 3.72 ± 2.24 mm (0-9 mm) kontrol grubunda ise 0.84 ± 1.03 mm (0-4 mm) ölçülmüştür. İki grup arasındaki değerler istatistiksel olarak anlamlıdır (p < 0.05). Sonuç: Adeziv kapsülitte SGHL kalınlığının arttığı çalışmamızda gösterilmiştir. SGHL kalınlığı eşik değer olarak 2 mm alındığında tanı kriteri olarak kullanılabileceği belirlenmiştir. İGHL kalınlığının adeziv kapsülitte arttığı çalışmamızda ispatlanmış olup; ayrıca İGHL kalınlığı için eşik değer 3 mm alındığında adeziv kapsülit tanısında yüksek duyarlılık değeri göstermiştir. Adeziv kapsülitte korakohumeral ligaman kalınlığının arttığı çalışmamızda gösterilmiş olup eşik değer olarak 4 mm alındığında yüksek duyarlılık ve özgüllük göstermektedir. Çalışmamızda elde edilen veriler ışığında, subkorakoid yağ dokusu obliterasyonunun adeziv kapsülit tanısında yeri olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Aksiller poşta sıvı birikiminin adeziv kapsülit hastalarında arttığı görülmesine rağmen poş kalınlığı için eşik değer belirlenmeye çalışıldığında duyarlılık değerinin yüksek olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Biseps tendonu yapışma noktasında sıvı artımının istatistiksel olarak anlamlı çıkmasına rağmen benzer bulgulara yol açabilecek çok sayıda patolojinin olduğu, özgüllüğün azalacağı unutulmamalıdır. Çalışmamızda rotator intervaldeki yumuşak doku kalınlığının artışına da bakılmıştır. Bilebildiğimiz kadarı ile İngilizce literatürde bu bulgu araştırılmamıştır. Adeziv kapsülit hastalarında rotator intervalde yumuşak doku artışı olduğu çalışmamızda gösterilmiştir. Ayrıca adeziv kapsülit hastlarında rotator intervalde oluşan yumuşak doku kalınlığında eşik değer olarak 2 mm belirlendiğinde ise yüksek duyarlılık ve özgüllük elde edilmiştir.