Preeklampsi olan annelerin bebeklerinde kord kan gazı ve ortalama trombosit hacmi değerlerinin morbiditeler üzerine etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: NUR ÖZLEM ÖZDOĞAN
Danışman: Belma SAYGILI KARAGÖL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Preeklampsi Olan Annelerin Bebeklerinde Kord Kan Gazı ve Ortalama Trombosit Hacmi Değerlerinin Morbiditeler Üzerine Etkisi Amaç: Patogenezi tam anlamıyla çözülememiş bir gebelik komplikasyonu olan preeklampsi, maternal ve neonatal çok sayıda morbidite ve mortaliteye neden olmaktadır. Preeklampside fetal ve neonatal komplikasyonlara sebep olarak çoğunlukla utero-plasental yetmezlik gösterilse de etiyopatolojisi tam olarak aydınlatılamamıştır [1]. Literatürde preeklampsisi olan anne bebeklerinde fetal asfiksinin mortalite ve morbidite üzerine etkileri olduğunu bildiren çok sayıda yayın mevcuttur. Bu konuda yapılmış olan çalışmalarda fetal hipoksiden geçen bebeklerin perinatal ve postnatal dönemde nekrotizan enterokolit (NEK), bronkopulmoner displazi (BPD), patent duktus arteriozus (PDA), intraventriküler kanama (İVK) , respiratuar distres sendromu (RDS) gibi hastalıklar üzerine etkisi olduğu gösterilmiştir [2-5]. Buna ilaveten preeklamptik gebelerde mean platelet volume (MPV) değerlerinin artmış olduğunu ve bunun preeklampsi tanı ve tedavisi için etkilerinin olabileceğini gösteren[6] ya da bu konuda anlamlı sonuçlar bulmayan çalışmalar da bulunmaktadır[7]. Bu tez çalışmasında amaç, maternal açıdan sistemik inflamatuar komponenti olan preeklampsi bulgularının fetus ve yenidoğanlarda da oluşup oluşmadığını göstermek, ayrıca bu bebeklerde hastanemizde rutinde bakılan kord kan gazı parametreleri ile yine bu bebeklerde 6. saat tam kan sayımındaki ortalama trombosit hacmi (MPV) değerlerinin yenidoğan dönemindeki morbiditeler üzerine etkilerini araştırmaktır. Bu çalışma sayesinde preeklamptik annelerde yükselen ortalama trombosit hacmi değerlerinin bu annelerin bebeklerinde de yüksek seyredip seyretmediğini ve bu değerlerin olası morbiditeler üzerine etkisi olup olmadığı değerlendirilecektir. Aynı zamanda kord kan gazı değerleri ile bu bebeklerin asfiksiden geçip geçmemesi ve bu durumun yine yenidoğan morbiditeleri üzerine etkisine de bakılacaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya; 20.11.2021 – 01.03.2022 yılları arasında hastanemize takip edilen 50 preeklamptik anne bebeği ve 54 ek hastalık tanısı bulunmayan kontrol hasta grubu olmak üzere toplamda 104 hasta prospektif olarak değerlendirildi. xi Asfiksi için preeklamptik anne bebeklerinin doğum sonrası kord kan gazı parametrelerindeki (PH, pO2, pCo2, HCO3, BE ve Laktat) değişiklikler ile preeklamptik anne bebekleri ile MPV ilişkisini değerlendirmek için ilk 6 saatte bebeklerden alınan tam kan parametrelerine (HGB, HCT, WBC, MCV, MCHC, RDW, PLT, MPV, MPV/PLT) bakıldı. Ayrıca preeklamptik anne bebeklerinin perinatal ve postnatal geçirdiği NEK, BPD, PDA, İVK, RDS, ROP(prematüre retinopatisi), Neonatal Sepsisin morbiditeler üzerine etkisi değerlendirildi. Bu aşamada hastanemizde doğan preeklamptik anne bebekleri hastaneden taburcu olana kadar takip edilerek, taburculuk sonrası yenidoğan polikliniğinde postnatal 28.gün (prematüre bebekler için düzeltilmiş yaş olarak 28 gün) olana kadar izleme alındı. İstatistiksel Yöntem: Verilerin normal dağılıma uygunluğu Shaphiro-wilk testi ile test edilmiştir. Normal dağılan sayısal değişkenlerin 2 bağımsız grupta karşılaştırılmasında Student t testi, normal dağılmayan sayısal değişkenlerin 2 grupta karşılaştırılmasında Mann whitney u testi kullanılmıştır. Kategorik değişkenler arasındaki ilişkiler ki-kare testi ile sayısal değişkenler arasında ilişkiler Spearman rank korelasyon katsayısı ile test edilmiştir. Analizlerde SPSS for Windows version 24 yazılımı kullanılmış ve p değerinin 0,05 den küçük olması istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: 50 preeklamptik anne bebeği ve 54 ek hastalık tanısı bulunmayan kontrol hasta grubu olmak üzere toplamda 104 bebek çalışmaya dahil edildi. Cinsiyete (p:0.826) ve gebelik haftalarına (p: 0.971) göre çalışma ve kontrol grupları karşılaştırıldığında gruplar arasında farklılık bulunmadı. Preeklamptik anne bebeklerinde doğum ağırlıklarının daha az ve SGA oranlarının daha fazla olduğu ama istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görüldü (p: 0.254). Preeklamptik anne bebeklerinde ENS, GNS, BPD, NEK, İVK, ROP ve PDA oranlarının, preeklamptik olmayan anne bebeklerinden daha fazla görüldüğü bulunmuştur. MPV değerlerinin TTN, ENS, GNS, RDS, BPD, NEK, İVK, ROP ve PDA ile belirgin değişiklik göstermediği bulunmuştur. Ayrıca bakılan kord kan gazı parametrelerinde her iki grup arasında anlamlı fark görülmemiş olup, asfiksi açısından ilerleyen dönemde oluşabilecek morbiditeler üzerine etkisi uzun süreli takip kısıtlılığı nedeniyle bilinmemektedir. Hastanemizde Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde ve anne yanında izlenmiş olan bebekler arasından 50 preeklamptik anne bebeği ve kontrol grubu olarak 54 preeklamptik olmayan anne bebeği ile değerlendirme yapılmıştır. Prospektif olarak yapılan bu çalışmada, bebeklerden alınan kan tetkiklerinden ve klinik bilgilerinden yararlanılmıştır. xii Sonuç: Preeklamptik anne bebeklerinin doğum ağırlıklarının daha az ve SGA oranlarının daha fazla olduğu görülmüştür. Preeklamptik anne bebekleri ile preeklamptik olmayan anne bebeklerinin MPV değerlerinin farklılık göstermediği ve bu MPV değerlerinin TTN, RDS, BPD, NEK, İVK, ROP, Neonatal Sepsis ve PDA gibi morbiditeler üzerine belirgin değişiklik göstermediği bulunmuştur. Ayrıca bakılan kord kan gazı parametrelerinde her iki grup arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Preeklamptik anne bebeklerinde her ne kadar doğum ağırlıklarının düşük ve SGA oranlarının fazla olmasına karşın, MPV değerlerinin kontrol grubuna göre farklı olmadığı ve bu durumun prematüre morbiditeleri üzerine anlamlı bir etki yaratmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Preeklamptik Anne Bebeği, Kord Kan Gazı, MPV, Morbidite