COVID-19 ilişkili Multisistem İnflamatuvar Sendrom (MIS-C) ile akut semptomatik COVID-19 tanısı almış çocuk olguların serum örneklerinde endocan değerlerinin endotelyal disfonksiyon açısından karşılaştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANTALYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: KADİR ARAS DEMİRCAN
Danışman: Bilge ALDEMİR KOCABAŞ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: COVID-19 pandemisi süresince semptomatik COVID-19 olguları ve MIS-C olgularında D-dimer seviyeleri yüksek saptanmıştır. Bu durum vasküler inflamasyonun bahsedilen hastalıkların patogenezinde önemli bir yerinin olduğunu düşündürmektedir. Bu çalışma ile semptomatik COVID-19 ve MIS-C olgularının endotel fonksiyonları açısından kıyaslandığında aralarında bir fark olup olmadığının saptanmasının yanı sıra serum Enc düzeylerindeki farklılıkların endotel hasarının önceden belirlenmesini ve hastalık takibinde klinisyeni yönlendirmesini amaçladık. Takipler sonucunda Enc'nin mortalite ve klinik seyir açısından fikir verebileceğini aynı zamanda inflamatuar biyobelirteçlerle arasındaki ilişkinin klinik kötüleşmeyi farketmede öngörü oluşturabileceğini varsaydık. Gereç ve Yöntem: Sağlık Bilimleri Üniversitesine bağlı Antalya Eğitim Araştırma Hastanesinin Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları ve Pandemi Kliniği'ne Nisan 2021 ile Nisan 2022 arasında yatırılarak izlenen, 1 ay-18 yaş arası MIS-C tanılı 26 olgu ile, COVID-19 tanılı 17 olgu takibe alındı. Bulgular: MIS-C olgularının tanı aldıkları medyan yaşı 110 (64-156) ay, COVID-19 olgu grubunda ise 123 (42-204) ay; VKİ bakımından SDS değeri MIS-C olgularında 0,28 (-0,99-1,55) iken, COVID-19 olgularında 1,21 (-0,29-2,71) idi. Cinsiyet dağılımı bakımından erkek cinsiyet her iki grupta da hakimdi. MIS-C olgularının %57,6'sı, COVID-19 olgularının %53'ü erkekti. Tanı alınan aylara göre bakıldığında Ocak ve Mart ayında başvuruların sık olduğu gözlendi. Olguların başlangıç (0. gün ), 1. ay ve 3. aylardaki Enc düzeyleri incelendiğinde serum örneklerinin alındığı üç ayrı zamanda da MIS-C olgu grubunun Enc düzeyleri COVID-19 olgu grubuna göre belirgin şekilde daha yüksekti ve 1. ay ve 3.ay ölçümleri iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlıydı (p<0.05). MIS-C olgu grubunda beşinci gün Enc düzeylerinin bazal değere göre bir tepe değere ulaştığı, izlemin devam ettiği diğer zamanlarda ise plato çizmeden azalarak 6. ayda bazal seviyeye tekrar ulaştığı gözlendi. Sonuç: Hastalardan alınan serum örneklerinde tanı anı (0. gün ) Enc seviyeleri MIS-C olgularında COVID-19 olgularına göre yüksek saptanmıştır. Burdan yola çıkarak MIS-C'de endotel hasarının bazalde de mevcut olduğu sonucuna ulaşabiliriz. MIS-C olgularında Enc düzeylerinin 5. günde bir pik değere ulaştığı ve ardından bir plato yapmadan 1.ay ve 3. ayda düzeyin azalarak 6. ayda bazal seviyeye ulaştığını gözlemledik. Bu veriler doğrultusunda endotel hasarının kalıcı olmadığı, geri dönüşlü olduğu çıkarımı yapılabilir. COVID-19 olgularında ise endotelyal hasara neden olabilecek komplikasyon görülmedikçe hiperinflamatuar yanıtın oluşmayacağı yani endotelyal hasarın gelişmeyeceği yorumu yapılabilir. Enc'nin COVID-19 ve MIS-C ile ilişkili durumların prognoz ve mortalitesi hakkında bilgi verebilmesi için bu biyobelirteç üzerinde daha detaylı ve kapsamlı çalışmalara gereksinim vardır. Çalışmamız kısıtlı imkanlarla tamamlanmıştır. Takiplerimiz süresince Enc düzeylerinde MIS-C hastaları için 1. ayda düşüş gözlenmiştir. Bu düşüş ile klinik seyrin iyiye gideceği ayrıca mortalitenin de düşük oranda olacağı yorumu yapılabilir. Bir başka ifade ile çalışmamızda MIS-C hastalığının patogenezinde bazalde bir endotelyal hasarın bulunduğunun ve bu hasarın geri dönüşlü olabileceğinin ayrıca Enc düzeylerinin de bu geri dönüşü göstermede indirekt bir belirteç olabileceğinin sonucuna vardık. Anahtar kelimeler: COVID-19, endocan, endotelyum, pandemi, inflamasyon.