Elektrokonvülsif tedavinin şizofrenide glial hücre aktivitesi üzerine etkisinin GFAP ve S100B ile değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, HAMİDİYE ULUSLARARASI TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GÖZDE ATAÖV
Danışman: Özlem Devrim BALABAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:AMAÇ: Bu çalışmada Glial Fibriler Asidik Protein (GFAP) ve S100B proteinlerinin düzeylerinin elektrokonvulsif tedavi (EKT) öncesi ve EKT'den 3 ay sonrası ölçülerek EKT'nin şizofreni patogenezindeki olası nörodejeneratif sürece etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışmaya Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi yataklı tedavi kliniklerinde tedavi gören ve ilaç tedavisi alan şizofreni tanılı 39 hasta ile EKT+İlaç tedavisi alan 37 hasta ve 36 sağlıklı gönüllü olmak üzere, toplam 112 kişi dahil edildi. Hastalara Sosyodemografik ve Klinik Veri Formu, Pozitif ve Negatif Sendrom Ölçeği (PANSS) uygulanmıştır. EKT+İlaç tedavisi alan hastalar için EKT öncesi, 1. EKT seansı sonrası 1 gün içinde, son EKT seansından 3 ay sonra; sadece ilaç tedavisi alanlarda ilk ölçüm ilk EKT tarihi göz önünde bulundurularak, EKT+İlaç tedavisi alan gruba göre belirlenmiş ve taburculuk sonrası 3. ayda; sağlıklı gönüllülerden ise 3 ay ara ile 2 kez serum örneği alınmış, GFAP ve S100B düzeyleri ölçülmüştür. BULGULAR: İlaç tedavisi altındaki hasta grubunun tedavi öncesi ve 3. ay değerlendirmelerinde, PANSS skorlarında istatistiksel anlamlı azalma saptanmıştır (p<0,001). S100B ve GFAP kan düzeylerinde istatistiksel anlamlı fark saptanmamıştır (sırasıyla p=0,126 ve p=0,139). İlaç tedavisi altındaki hasta grubunda, GFAP düzeyi farkı ile eşdeğer klorpromazin dozları arasında pozitif yönde korelasyon saptanmış (r=0,382, p=0,016); PANSS skorundaki değişim ile hastalık süresi (r=-0,381, p=0,015) ve GFAP düzeyi değişimi (r=-0,330, p=0,040) arasında negatif yönde korelasyon saptanmıştır. EKT+İlaç grubu hastalarının, EKT öncesi ve EKT sonrası 3. ay değerlendirmelerinde, PANSS skorlarında istatistiksel anlamlı azalma saptanmıştır (p<0,001). S100B düzeyinde, 1. EKT seansı sonrası ve 3. ay değerleri arasında; GFAP düzeyinde, EKT öncesi ve 3. ay, 1. EKT seansı sonrası ve 3. ay değerleri arasında istatistiksel anlamlı fark saptanmıştır (sırasıyla p=0,028 ve p=0,031). Sağlıklı kontrol grubunun 3 ay ara ile yapılan kan değerlendirmelerinde, S100B ve GFAP düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır (sırasıyla p=0,454, p=0,057). S100B düzeyi, 1. ölçümde sağlıklı grupta hem ilaç hem de EKT+İlaç grubuna göre anlamlı düşük saptanırken (p=0,003); GFAP düzeyi 1. ölçümde (1.ölçüm, 1.EKT seansından 1 gün önce yapılmıştır) EKT+İlaç grubunda, hem ilaç grubu hem de sağlıklı gruba göre anlamlı yüksek saptanmıştır (p<0,001). Ayrıca S100B düzeyi, 3.ay ölçümlerinde ilaç grubunda hem EKT+İlaç hem de sağlıklı gruba göre anlamlı yüksek (p<0,001) iken; GFAP düzeyi, 3.ay ölçümünde ilaç grubunda, hem EKT+İlaç grubu hem de sağlıklı gruba göre düşük, sağlıklı grupta ise EKT+İlaç grubuna göre düşük bulunmuştur (p<0,001). SONUÇ: EKT+İlaç tedavisi alan hasta grubunda 1. EKT seansı-3. ay arasında ölçülen S100B ve GFAP düzeylerinde, anlamlı düşüş saptanmıştır. Çalışmamız, EKT'nin şizofrenide nörodejeneratif süreci yavaşlattığını, bunun da glial markerler ile periferik kana yansıdığını destekler niteliktedir. Glial hücrelerin hem fizyolojik hem de patolojik süreçlerde yer alabileceği düşünülmekte, EKT'nin etki mekanizmasını aydınlatmakta bu hücrelerin önemli rol oynayabileceği düşünülmüş; daha geniş hasta gruplarında, daha uzun süreli gözlem ve görüntüleme yöntemlerini içeren çalışmalara ihtiyaç vardır.