Hiperbarik oksijen tedavisi uygulanan femur başı avasküler nekrozu hastalarının değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, KONYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: RECEP FURKAN ÇALIK
Danışman: Abdullah ARSLAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Femur başı avasküler nekrozu (FBAVN) olan hastalarda, 30 seans hiperbarik oksijen tedavisinin (HBOT) kalça ağrısı, kemik iliği ödemi ve nekrotik alan yaygınlığı üzerindeki etkisini; ayrıca klinik ve radyolojik parametreler ile tedavi yanıtı arasındaki ilişkileri değerlendirmek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif çalışmaya, Mart 2023 – Mart 2025 tarihleri arasında T.C. Konya Şehir Hastanesi Hiperbarik Tıp Kliniği'nde FBAVN tanısıyla 30 seans HBOT uygulanan ve çalışma kriterlerini karşılayan 43 hasta ve bu hastalara ait 59 kalça dahil edilmiştir. Travma öyküsü, steroid kullanımı, alkol ilişkili veya cerrahi işlem gibi sekonder nedenlere bağlı AVN olguları dışlanmıştır. Tüm hastalarda tedavi öncesi ve sonrası kalça ağrısı Vizüel Analog Skala (VAS) ile değerlendirilmiş; femur başı ve kemik iliği ödem alanları manyetik rezonans görüntüleme (MRG) üzerinde PACS sistemi üzerinden manuel bir şekilde ölçülerek femur başı alanına oranlanmıştır. Radyolojik evreleme Steinberg sınıflamasına göre yapılmıştır. HBOT, çok kişilik basınç odasında 2,4 ATA'da, her biri 25 dakika süren üç oksijen periyodu ve aralarda hava molaları ile günde tek seans, haftada 5 gün, toplam 30 seans şeklinde uygulanmıştır. Bulgular: Çalışma grubunun yaş ortalaması 50,5±11,2 yıl olup, hastaların %72,1'i erkekti. Toplam 59 kalçanın %42,4'ü erken evre (Steinberg evre 1–2), %57,6'sı ileri evre (evre 3–4) olarak sınıflandırıldı. Tedavi sonrası VAS skorlarında anlamlı azalma saptandı (3,76±2,96'dan 1,61±1,93'e; p<0,001). Kemik iliği ödem oranı tedavi öncesi ortalama %59,84 iken tedavi sonrası %40,67'ye geriledi (p<0,001). Buna karşın nekroz oranında anlamlı değişiklik gözlenmedi (tedavi öncesi %15,76; tedavi sonrası %16,81; p=0,081) ve Steinberg evrelerinde genel olarak stabil seyir izlendi (kalçaların %78'inde evre değişimi yok, %10,2'sinde ilerleme, %11,9'unda gerileme; p=0,782). Korelasyon analizinde tedavi öncesi kemik iliği ödem miktarı ile tedavi öncesi VAS arasında orta düzey pozitif ilişki (p=0,003), tedavi sonrası ödem miktarı ile tedavi sonrası VAS arasında düşük düzey pozitif ilişki saptandı (p=0,036). Çoklu lineer regresyon analizlerinde; tedavi öncesi evre ve pelviste kemik iliği ödemi varlığının tedavi sonrası ödem miktarı için bağımsız belirleyici değişkenler olduğu, tedavi öncesi evrenin ise tedavi sonrası nekroz oranı üzerinde bağımsız ve güçlü bir belirleyici olduğu gösterildi (p<0,05). Sonuç: FBAVN olgularında 30 seans HBOT, kısa-orta dönem takipte kalça ağrısında ve kemik iliği ödeminde anlamlı azalma sağlamasına karşın, nekrotik alan yüzdesi ve Steinberg evresinde belirgin bir değişiklik oluşturmamıştır. Tedavi öncesi hastalık evresi ve pelviste kemik iliği ödemi varlığı, tedavi sonrası radyolojik yükü belirleyen temel faktörler olarak öne çıkmaktadır. HBOT'nin özellikle ağrı kontrolü ve ödem çözülmesi açısından, eklem koruyucu yaklaşımlarla birlikte tamamlayıcı bir tedavi seçeneği olarak değerlendirilmesi uygun görünmektedir. Daha uzun süreli ve prospektif, kontrol gruplu çalışmalarla HBOT'nin yapısal progresyon ve cerrahi gereksinimi üzerine etkisinin netleştirilmesine ihtiyaç vardır.