Aile hekimliğine başvuran hastalarda saptanan kardiyovasküler riskin koroner arter kalsiyum skoru ile ilişkisinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL KARTAL DR. LÜTFİ KIRDAR ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BETÜL ERCAN

Danışman: Engin Ersin ŞİMŞEK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Aile hekimliğine başvuran hastalarda hesaplanan kardiyovasküler hastalık riski ile koroner arter kalsiyum skoru arasındaki ilişkiyi değerlendirmek ve hesaplanan riskin birinci basamakta alınan koruyucu önlemlere, başlanan medikasyona ve bir üst basamağa sevk zincirine olan etkisinin belirlenmesidir. Yöntem: Kesitsel ve tanımlayıcı nitelikteki araştırmamıza Aile hekimliği polikliniğine başvurmuş, kardiyovasküler hastalık riski orta ve yüksek saptanan, ardından kardiyoloji tarafından değerlendirilip gerekli tetkikler yapıldıktan sonra koroner bt endikasyonu konan 171 hasta dâhil edilmiştir. Hastalarımızın sosyodemografik verileri çalışmacı tarafından yüzyüze görüşülerek elde edilmiş, laboratuvar verileri hastane veri tabanından belirlenerek risk parametreleri hesaplanmıştır. Ardından radyoloji tarafından hesaplanan koroner arter kalsiyum skorları ele alınmıştır. Bulgular: Hem PRCAE hem de SCORE risk skalaları ile KAK skoru arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmış (p<0,05) ancak aralarındaki korelasyon zayıf bulunmuştur (r=0,29; r=0,22). SCORE ve PRCAE risk skalaları birbiriyle karşılaştırıldığında ise aralarında istatistiksel olarak anlamlı derecede fark (p<0,05) ve anlamlı derecede korelasyon saptanmıştır (r=0,74). Risk faktörlerinden yaş, sistolik kan basıncı ve hipertansiyon öyküsünün KAK skoru üzerinde anlamlı etkisi olduğu gösterilmiştir. Sonuç: KAK skoru koroner olay riskini belirlemede, geleneksel risk faktörlerinden bağımsızdır ve asemptomatik hasta popülasyonunda risk analizinde kullanılmaktadır. Günümüzde pek çok kılavuzda orta risk grubu bireyde kullanımı önerilmektedir. Semptomatik hastada da bağımsız prognostik değerinin olmasıyla beraber negatif öngörü değeri çok yüksek olduğu için, bu grupta invazif yöntemlere başvurulmadan önce filtreleme amacıyla kullanılabilir. Ancak obstrüktif plak varlığını belirlemede spesifitesi düşük olduğu için, yüksek KAK skorları baz alınarak girişimsel işlemlere karar verilemez. Bu hastalarda iskemi varlığına yönelik testler uygulanması daha doğru bir karar olur. Birinci basamakta oldukça kolay uygulanma özelliğine sahip her iki skalanın KAK skoru ile arasındaki istatistiksel ilişkinin gösterilmesi, alınan profilaktik önlemler ve uygun hastalarda başlanan medikasyon açısından oldukça önemlidir. Hastaların en sık başvurduğu birim olan aile hekimlikleri SCORE ve PRCAE gibi birinci basamakta uygulanabilmesi kolay ve ucuz olan risk skalaları ile hastaya yönelik primer ve sekonder profilaksi kararını daha net bir şekilde verebilir ve hangi hastanın bir üst basamağa sevk edilmesi gerektiğini daha net bir şekilde ortaya koyabilirler. Anahtar Kelimeler: Kardiyovasküler hastalık, kardiyovasküler risk hesaplama modelleri, SCORE, PRCAE, koroner arter kalsiyum skoru