Skar tedavisinde yağ grefti, fraksiyonel CO₂ lazer ve rekombinant enzim tedavilerinin uygulamalarının karşılaştırılması ve sinerjistik etkilerinin araştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAŞAKŞEHİR ÇAM VE SAKURA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, PLASTİK REKONSTRÜKTİF VE ESTETİK CERRAHİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AGİT SULHAN
Danışman: Perçin CAŞKAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:ÖZET Amaç: Bu çalışmada, yağ grefti, fraksiyonel CO₂ lazer ve rekombinant enzim tedavisinin (kollajenaz, lipaz ve liyaz içeren) sıçanlarda oluşturulan insizyonel skar modeli üzerindeki histopatolojik etkileri ayrı ayrı ve kombine olarak değerlendirilmiştir. Yöntem: Çalışmada, 8–12 haftalık yaşta ve 280–320 gram ağırlığında toplam 40 adet Sprague-Dawley tip sıçan kullanılmıştır. Her sıçanın sırt bölgesine 1 cm uzunluğunda iki tam kat insizyon yapılmış; kraniyal insizyona tedavi uygulanmış, kaudal insizyon kontrol olarak bırakılmıştır. İkinci haftada skar oluşumunun ardından gruplara göre şu tedaviler uygulanmıştır: Grup 1: yağ grefti; Grup 2: fraksiyonel CO₂ lazer; Grup 3: rekombinant enzim tedavisi; Grup 4 : üçlü kombinasyon (yağ grefti, fraksiyonel Co2 lazer ve rekombinant enzim) tedavisi. Tedaviden 14 gün sonra doku örnekleri alınarak H&E ve Masson Trikrom ile boyanmış ve histopatolojik olarak değerlendirilmiştir. Değerlendirilen parametreler inflamatuar hücre tipi ve şiddeti, anjiogenez, kollajen dizilimi, fusiform hücre dansitesi, dens bağ doku oranı ve epidermis kalınlığıdır. Bulgular: İnflamatuar hücre tipi, inflamasyon şiddeti, fusiform hücre dansitesi ve dens bağ doku oranı açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır (p>0,05). Anjiogenez yalnızca fraksiyonel CO₂ lazer grubunda kendi kontrolüne kıyasla anlamlı şekilde azalmıştır (p=0,031). Kollajen dizilimi, yağ grefti (p=0,016) ve CO₂ lazer (p=0,008) uygulanan gruplarda anlamlı şekilde daha paralel olarak gözlenmiş; bu gruplar kombinasyon grubuyla karşılaştırıldığında da anlamlı fark saptanmıştır (p=0,020). Kombine ve enzim gruplarında ise anlamlı iyileşme izlenmemiştir. Epidermis kalınlığı genel grup karşılaştırmalarında anlamlı farklılık göstermemiştir (p>0,05); ancak işlem uygulanan skarlarda yağ grefti (107,0 µm) ve kombinasyon grubunda (98,7 µm) epidermis kalınlığı, CO₂ lazer grubuna (62,3 µm) göre anlamlı şekilde daha yüksek bulunmuştur (p<0,001 ve p=0,001). Sonuç: Otolog yağ grefti ve fraksiyonel CO₂ lazer uygulamaları, özellikle kollajen organizasyonu ve epidermis kalınlığı açısından olumlu etkiler göstermiştir. Bu bulgular, ilgili tedavi modalitelerinin skar dokusunu yeniden şekillendirme potansiyelini vurgulayan literatürle uyumludur. Ancak kombine tedavi grubu beklenen etkiyi istatistiksel olarak göstermemiştir. Multimodal skar tedavilerinde ideal uygulama sırasının ve dozlarının belirlenmesi için ileri çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.