Nazofarenks kanseri olgularında radyoterapi sonrası Olfaktor bulbus ve beyin gri cevher volüm değişikliklerinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL PROF. DR. CEMİL TAŞÇIOĞLU ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SİNEM AYDEMİR

Danışman: Hakan ÖNDER

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Radyoterapi sonrası hem olfaktör bulbus hem beyin gri -beyaz cevher volümlerinde etkilenmeler meydana gelebilmektedir. Bu çalışmada, nazofarenks kanseri hastalarında radyoterapiye bağlı olfaktor bulbus ve beyin anatomik yapılarındaki hacimsel değişiklikleri incelemeyi ve bununla koku alma duyusu arasındaki ilişkiyi açıklamayı amaçladık. Gereç-Yöntem: Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi Radyasyon Onkolojisi kliniği arşivinde radyoterapi tedavisi görmüş hastalar arasından Ocak 2018 ve Şubat 2024 tarihleri arasında takipli nazofarenks kanseri hasta dosyaları seçildi. Hastalar koku duyusunda azalma saptanan ve normal koku duyusuna sahip olmak üzere iki gruba ayrıldı, sırasıyla grup 1 ve grup 2 olarak isimlendirildi. Kontrol grubu, sistemde koku duyusu ile ilgili şikayeti bulunmayan, olfaktor bulbus volumunda azalmaya neden olabilecek herhangi bir patoloji bulunmayan, hasta grubu ile benzer yaş cinsiyet özeliklerine sahip, baş ağrısı nedeniyle kranial MRG'si çekilmiş olgulardan seçilerek oluşturuldu. Sonrasında sistemde mevcut kranial MRG incelemesinde T2 ve T1 ağırlıklı görüntüler üzerinden volbrain ve 3D slicer adlı arayüzler ile olfaktör bulbus ve beyin beyaz-gri cevher volümlerinin ölçümleri yapıldı. İstatistiksel analiz için SPSS 15.0 for Windows programı kullanıldı. Tanımlayıcı istatistikler; kategorik değişkenler için sayı ve yüzde, sayısal değişkenler için ortalama, standart sapma, olarak verildi. Gruplarda oranlar Ki Kare Testi ile karşılaştırıldı. Sayısal değişkenlerin karşılaştırmaları normal dağılım koşulu sağlandığında bağımsız ikiden çok grupta Oneway ANOVA Testi ile koşul sağlanmadığında Kruskal Wallis testi ile yapıldı. İkiden çok grupta nonparametrik testte alt grup analizleri Mann Whitney U testi ile yapılıp Bonferroni düzeltmesi ile yorumlandı. Alfa anlamlılık seviyesi p˂0,05 olarak kabul edildi. Sonuçlar: 3D slicer arayüzü kullanılarak manuel segmentasyonla yapılan ölçümlerde sağ olfaktör bulbus hacmi alt grup analizlerinde koku kaybı bulunan grup 1'de kontrol grubuna kıyasla anlamlı düşüş izlenmiştir (p < 0,001). Grup 1 ve koku kaybı izlenmeyen grup 2 arasında veya grup 2 ve kontrol grubu arasında hacim değerleri açısından anlamlı fark saptanmadı. Sol olfaktör bulbus hacmi alt grup analizlerinde grup1'de, hem grup 2 hem de kontrol grubuna göre istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde düşüş bulunmuştur (sırasıyla p= 0,004, p<0,001). Grup 2 ve kontrol grubu hacim değerleri alt grup analizlerinde istatistiksel açıdan anlamlı fark izlenmedi. Total, sağ, sol serebellum ve serebellum BC volüm değerleri, RT sonrası koku kaybı gelişen grup 1 ve kontrol grubu arasında yapılan istatistiksel alt grup analizinde anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur (sırasıyla p=0,034, p=0,043, p=0,30, p=0,011, p=0,009, p= 0,015). Subkortikal yapıların volüm değişikliklerine bakıldığında, grup1'de kontrol grubuyla yapılan karşılaştırmalı analizde sağ talamus volümünde (p= 0,022) anlamlı düşüş izlenirken nükleus akumbens, nükleus kaudatus, amigdala, putamen, pallidum, hipokampüs hacimlerinde anlamlı düşüş gözlenmemiştir. Grup 2 ve kontrol grubu arasındaki istatistiksel analizde hasta grubunda total hipokampüs (p=0,015) ve sağ hipokampüs (p=0,008) hacimlerinde anlamlı düzeyde azalma bulunmuştur. Frontal giral yapıların volümetrik analizinde, grup1'de kontrol grubu ile karşılaştırmada sol lateral orbital girus'ta istatistiksel açıdan anlamlı hacimsel düşüş izlenmiştir (p= 0,032). Total superior pariyetal lobda grup1 de (p=0,023) ve sol superior pariyetal lobda her iki hasta alt grubunda kontrol grubuna göre volümde anlamlı düşüş göstermiştir (grup1 p=0,022, grup2 p= 0,049). Buna karşılık supramarjinal girusta, grup1 hastalarında volümetrik artış olduğu dikkati çekmiştir (P=0,023). Temporal lob volüm analizlerine bakıldığında grup1 hastalarında kontrol grubuna kıyasla planum temporale volümlerinde anlamlı artış izlenmiştir (total PTe için p= 0,009; sağ PTe için p= 0,033; sol PTe için p=0,014). Aynı zamanda inferior temporal girus (total ITG için p= 0,009; sağ ITG için p= 0,049; sol ITG için p=0,010) ve medial temporal girus (total MTG için p= 0,018; sağ MTG için p= 0,029; sol MTG için p=0,031) hacimlerindeki artış da anlamlı düzeydeydi. Grup 2'de, grup 1'e benzer şekilde planum temporale volümleri kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı artış göstermiştir (total PTe için p= 0,012; sağ PTe için p= 0,033; sol PTe için p=0,023). Sonuç: Sonuç olarak radyasyona bağlı oluşan beyindeki volüm değişikliklerini incelemek, bu popülasyonda oluşabilecek nörobilişsel problemleri önlemek açısından önemlidir ve RT planlamasında hangi yapıların korunması gerektiğini anlamada yol gösterebilir. Gelecekte, daha büyük nazofarenks kanseri hasta gruplarında radyoterapinin beyin yapısı üzerindeki doz ile zamana bağlı etkilerini ve bunların bilişsel ve duyusal fonksiyonlarla arasındaki ilişkiyi araştıran geniş kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: Nazofarenks kanseri, radyoterapi, olfaktör bulbus, beyin, volüm