Nörojenik mesaneli çocuk hastalarda klinik radyolojik ve ürolojik izlem sonuçları


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ILHAM BAYRAMOV

Danışman: Demet EĞLENOĞLU ALAYGUT

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Nörojen mesane konjenital spinal disrafizmlerin farklı tipleri veya edinsel (travma, kaza, cerrahi) gibi nedenlerle karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada nörojen mesane tanısı alan çocuk hastaların demografik, radyolojik ve klinik izlem sonuçlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve yöntem: Çalışma, Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Tepecik Uygulama ve Araştırma Merkezi, Çocuk Nefroloji Kliniği'nde Ocak 2010–Ocak 2020 tarihleri arasında izlenmiş nörojen mesane tanılı hastaların geriye dönük değerlendirmesi ile yapılmıştır. 153 çocuk olgunun demografik, klinik, radyolojik ve tedavi parametreleri retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Hastaların cinsiyeti, tanı yaşı, başvuru yakınmaları, nörojen mesane etyolojisi, antenatal tanısının olup olmadığı not edildi. Başvuru yakınması olarak mesanede glob gelişimi, idrar kaçırma, idrar yaparken zorlanma, sık idrar yolu enfeksiyonu (İYE) geçirme, şant enfeksiyonu, rutin takip olarak belirlendi. Nörojen mesane etyoloji olarak ise olgular anorektal malformasyon, hidrosefali, edinsel nedenler opere meningomyelosel (MMC), posterior üretral valv (PUV), spina bifida, tetherede kord, üreterosel olarak gruplandı. Olguların eşlik eden anomalilerine bakıldı. Arnold Chiari, hidrosefali, ventriküloperitoneal şant (VP), renal anomali varlığı ve eşlik eden sendromlara bakıldı. Tanı anındaki görüntüleme ve labaratuvar sonuçları değerlendirildi. Yine olguların tanı anındaki ultrasonografilerine göre üriner sistem dilatasyon (UTD) sınıflamasına göre mevcut hidronefrozları UTD 1,2,3 olarak gruplanmıştır. hastaların ilk tanı anındaki ürodinami sonuçları mesane kapasitesi (normal, düşük, artmış) ve komplians (normal, azalmış) olarak değerlendirildi. Tedavi bulguları hastaların TAK yapıp yapmaması, antikolinerjik tedavi alıyor olup olmamak ve uygulanan cerrahi tedaviler olarak değerlendirildi. İzlem ile ilgili olarak olguların İYE sıklıkları, izlem süreleri, son kontrol sıraısndaki UTD leri, son vezikoüreteral reflü durumları, son DMSA'lar ve varsa izlem sonu ürodinamide mesane kapasitesi kompliansı ve son böbrek fonksiyon testleri (BFT) değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya 92 'si (% 60,1) kız toplam 153 hasta dahil edildi. Olguların ortalama tanı yaşı median 15 ay (0-301) idi. En sık başvuru yakınmalarına bakıldığında 85'i (%55,6) yakınması olmaksızın takip amaçlı başvurmuştu. Bunu ikinci sıklıkta %26,1 (40 olgu) ile sık idrar yolu enfeksiyonu geçirme izledi. Toplamda glob gelişimi ve idrar yolu enfeksiyonu da dahil alt üriner sistem semptomları ve takip olarak iki gruba ayırdığımızda olguların %55,6 sı (68 vaka) diğer nedenler içerisinde idi. Nörojen mesane etyolojisine bakıldığında 114 olgu (%74.5) opere meningmyelosel vakası idi. İkinci sıklıkta ise 18 olgu (%11,8) ile edinsel nedenler vardı. Antenatal tanı 105 (% 68,6) olguda var idi. Eşilk eden renal patolojilere bakıldığında toplamda 19 hasta vardı ve ve bunların 6'sında (%31,6) at nalı böbrek ve 6'sında da böbrek taşı varlığı ile en çok oranda eşil eden anomalilerdi. Tanı anında olguların 7'sinde (%4,6) kronik böbrek hastalığı vardı. Tanı anında 45 hasta (%29,4) vezikoüreteral reflü, 22 hstada ise (%36,7) UTD 3 dilatasyon vardı. DMSA sı olan 141 hastanın %7,8 inde bilateral renal skar mevcuttu. Toplamda 122 hasta (%85,3) TAK yapmakta idi. 16 hastaya ise farklı cerrahiler uygulanmıştı. Olguların medyan izlem süresi 40 ay idi. Nörojen mesane tipinin, VP şant varlığının son izlem UTD'si, son VUR durumu ve mesane değerlendirmesi ile ilgisi istatistiksel olarak gösterilemedi. Ancak renal anomalisi olan grupta izlem sonu DMSA'lar daha kötü saptandı (p=0,029). Olguların tanı anındaki UTD değerleri ile tanı sonu UTD değerleri farklı idi (p< 0,003) Yine TAK yapılan grup ilke yapılmayan grup arasında ilk ve son UTD dağılımları farklı bulundu (p<0,001) Son UTD'de değeri 3 olan olgularda İYE sıklığı istatistiksel olarak UTD si olmayan ve daha düşük değerlerde olanlardan yüksek idi (p<0,001). Sonuç: Bu çalışma da tanı anında UTD değeri yüksek olan vakalarda tekrarlayan İYE nin daha sık olduğu, tanı anında skarlı böbreğe sahip olanların ve renal anomalisi olanların izlem sonunda daha ilerleyici renal skarları olduğu, mesane kapasitesi düşük olanlarda VUR olasılığının daha az olduğu, nörojen mesane tipinin, tedavi şeklinin, TAK yapmanın renal skar, VUR ve İYE ile ilişkisi olmadığı gösterilmiştir. Belli izlem protokollerinin uygulandığı prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır.