Primiparlarda postpartum transperineal ultrasonografik bulguların ve üriner inkontinans ilişkili semptomların karşılaştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, KONYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MELİKE ÜNLÜ
Danışman: Nur Gözde KULHAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Pelvik taban; pelvik organlara destek sağlama, sfinkterik etki gösterme ve cinsel fonksiyona katkıda bulunma işlevleriyle kas ve ligamanların koordine çalıştığı bir sistemdir. Artan yaşam kalite beklentisiyle birlikte pelvik taban bozuklukları için sağlık hizmeti arayışı doğurganlık çağına kaymış olup, doğum şeklinin bu bozukluklara etkisinin değerlendirilmesi önem kazanmıştır. Özellikle son yirmi yılda; klinik değerlendirmelere ek olarak ultrasonografik yaklaşımlar gelişmiş, transperineal ultrasonografi (TPUS) yöntemi pelvik organların dinamik değişimlerini ve fonksiyonlarını değerlendirmede ön plana çıkmıştır. Bu çalışma; TPUS ile "Pelvic Organ Prolapse Quantification" (POP-Q) sınıflandırması ve "The International Consultation on Incontinence Questionnaire Short Form" (ICIQ-SF) anketini kullanarak doğumun pelvik taban fonksiyonları üzerindeki etkilerini karşılaştırmayı amaçlamakta olup, ürojinekoloji alanındaki sınırlı literatüre katkı sağlayarak hastaların postpartum dönemde uygun tedavi ve yaşam tarzı değişikliklerinin belirlenmesine yardımcı olmayı hedeflemektedir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma; 15.12.2024-15.02.2025 tarihleri arasında Konya Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniği'ne postpartum 1. ay kontrolü için başvuran hastalar arasından rastgele seçilen, vajinal doğum yapan 64 ve sezaryen olan 64 primipar hastayı kapsamakta olup toplam 128 kişilik bir örneklem ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların bilgilendirilmiş onam formunu imzalamasının ardından sosyodemografik verileri kaydedilmiş; Hasta Bilgi Yönetim Sistemi (HBYS) üzerinden doğum bilgileri edinilmiş, endikasyon görülen hastalar TPUS ile değerlendirilip sonuçlar POP-Q ile standardize edilmiş; rest halinde ve valsalva ile bakılan retrovezikal açı (RVA), üretral kalınlık, puboüretral mesafe, rest halinde ve valsalva ile bakılan symphysis pubis ile mesane boynu arasındaki mesafe, mesane boynu inişi (BND), üretral hunileşme varlığı, servikal yer değiştirme, anorektal açı ve enterosel varlığı parametreleri bakılmış ardından hastalara ICIQ-SF üriner inkontinans anketi uygulanarak, elde edilen tüm veriler hasta bazında kayıt altına alınmıştır. Verilerin analizinde IBM SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. Bulgular: Bu araştırmada, vajinal doğum yapan ve sezaryen olan primipar kadınların sosyodemografik özellikleri (yaş, "body mass index [BMI]", eğitim durumu, meslek) arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Benzer şekilde, gebelik haftası ve fetal ağırlık gibi doğum parametreleri açısından da gruplar arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Vajinal doğum yapan ve üriner inkontinans şikâyeti olan kadınlarda POP-Q "total vaginal length (tvl)" ve valsalva ile symphysis-üretra arası mesafe ölçümlerinin inkontinans olmayanlara göre anlamlı düzeyde düşük olması, anatomik değişikliklerin fonksiyonel sonuçlarla ilişkili olabileceğini göstermektedir. Korelasyon analizinde, ICI-Q skoru ile POP-Q tvl ölçümü arasında negatif yönde korelasyon saptanmıştır. Bu bulgu, total vajinal uzunluğun azalmasının üriner inkontinans şiddetinde artış ile ilişkili oluğunu düşündürmektedir. Benzer şekilde, vajinal doğum yapan kadınlarda ICI-Q skoru ile valsalva halinde symphysis-üretra arası mesafe ölçümü arasında negatif yönde korelasyon kaydedilmiştir. Bu ilişki, üretra pozisyonunun inkontinans patogenezindeki önemini vurgulamaktadır. ROC analizi sonucunda, POP-Q tvl değerinin 8 cm ve altında olmasının inkontinans riskini %77,42 duyarlılık ve %43,30 özgüllük ile öngörebileceği belirlenmiştir. Sonuç: Bu çalışma, vajinal doğum ve sezaryen sonrası pelvik taban anatomisindeki değişiklikleri ve bu değişikliklerin üriner inkontinans ile ilişkisini ortaya koymaktadır. Bulgularımız, vajinal doğumun pelvik taban anatomisi üzerinde daha belirgin değişikliklere neden olduğunu ancak üriner inkontinans prevalansı açısından doğum şekilleri arasında anlamlı bir fark olmadığını göstermektedir. POP-Q tvl değerinin düşük olması, üriner inkontinans için potansiyel bir risk faktörü olarak tanımlanmıştır. Postpartum dönemde pelvik taban disfonksiyonu ve üriner inkontinans, kadınların yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilen ve sıklıkla göz ardı edilen önemli sağlık sorunlarıdır. Bu nedenle erken tanı, risk faktörlerinin belirlenmesi ve koruyucu stratejilerin geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Mevcut çalışma ve gelecekte bu konu üzerine yapılacak araştırmalar, bu alandaki bilgi birikimimizi genişletecek ve klinik uygulamaları iyileştirecektir. Anahtar Kelimeler: POP-Q, sezaryen, transperineal ultrasonografi, vajinal doğum.