Çocukluk çağındaki kolelitiazisli olguların klinik ve etiyolojik özellikleri : On yıllık tek merkezli deneyim


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ÜMRANİYE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ZEYNEP GÖKDEMİR

Danışman: Nelgin GERENLİ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Safra kesesi taşları çocukluk çağında nadir görülmekle birlikte bulantı, kusma ve sağ üst kadran ağrısı gibi semptomlarla başvurabilen; akut kolesistit, kolanjit ve akut pankreatit gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilen klinik açıdan önemli bir gastrointestinal sistem hastalığıdır. Çoğunlukla asemptomatik seyreden bu hastalık son yıllarda ultrasonografi başta olmak üzere görüntüleme yöntemlerine erişimin artmasıyla birlikte tanı sıklığında belirgin bir artış gözlenmektedir. Safra taşı oluşumunda cinsiyet, genetik yatkınlık, hematolojik hastalıklar, hepatobiliyer hastalıklar, obezite ve bazı ilaçların kullanımı gibi birçok faktörün rol oynadığı bilinmektedir. Buna rağmen, pediatrik yaş grubunda safra taşı hastalığının tanı, izlem ve tedavisine yönelik uluslararası düzeyde kabul görmüş standart bir yaklaşım henüz bulunmamaktadır. Bu çalışmanın amacı; çocukluk çağında giderek daha sık tanı alan safra taşı hastalığını yaş grupları, semptomatik olma durumu ve vücut kitle indeksi sınıflamalarına göre değerlendirerek hastaların demografik özelliklerini, risk faktörlerini, laboratuvar ve görüntüleme bulgularını ile uygulanan medikal ve cerrahi tedavi yaklaşımlarını incelemek ve 10 yıllık tek merkez deneyimini ortaya koymaktır. Gereç ve Yöntem: 01.11.2015 – 01.11.2025 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ümraniye Eğitim Araştırma Hastanesi Çocuk Gastroenteroloji polikliniğine başvuran ve safra kesesinde taş saptanan 401 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaların demografik verileri, aile öyküleri, başvuru şikayetleri, muayene bulguları, laboratuvar sonuçları ve görüntüleme bulguları hastane bilgi yönetim sistemi üzerinden retrospektif olarak elde edildi. Tanı sonrasında yapılan etiyolojik incelemeler, komplikasyonları ve uygulanan medikal ve cerrahi tedavi yaklaşımları da dosya kayıtlarından değerlendirildi. Çalışmamız tek merkezli, retrospektif ve kesitseldir. Bulgular: 01.11.2015–01.11.2025 tarihleri arasında Ümraniye EAH Çocuk Gastroenteroloji Polikliniği'ne başvuran ve safra taşı tanısı alan 0–18 yaş arası 401 hasta çalışmaya dahil edildi; tanı yaşı ortalaması 8,65±5,63 yıl (medyan 9,06) olup olguların %17,7'si 1 cm taş oranı (%29) anlamlı olarak daha yüksekti (p<0,05). Hastaların %98'ine UDKA uygulanmış, tedavi ile taş kaybolma oranı %24,9 olup yaşla azalmıştır (<2 yaş %43,7; 2–12 yaş %27; 12–18 yaş %13,1; p=0,001); kolesistektomi oranı %16 ve yaşla artış göstermiştir (12–18 yaş %29; p=0,001). Safra taşına bağlı komplikasyon oranı %11,7 (kolesistit %8,5; kolanjit %2,7; pankreatit %2,2) olup komplikasyonlu olgularda ALT/AST, GGT, CRP, bilirubin ve lipaz düzeyleri anlamlı olarak daha yüksek saptandı (p<0,05). Sonuç: Bu çalışma, 01.11.2015–01.11.2025 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniveristesi Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Gastroenteroloji Polikliniği'ne başvuran ve safra kesesi taşı tanısı alan 0–18 yaş arası 401 hastanın klinik, laboratuvar, görüntüleme ve demografik verilerinin değerlendirilmesiyle gerçekleştirilmiştir. Olguların tanı yaşı ortalaması 8,65±5,63 yıl olup hastaların önemli bir kısmı 2–12 yaş grubunda yer almakta ve kız cinsiyet hafif baskın görülmektedir. Hastaların %42,9'u asemptomatik iken en sık başvuru semptomu karın ağrısı olarak saptanmış ve semptom görülme sıklığının yaşla birlikte arttığı belirlenmiştir. Etiyolojik değerlendirmede en sık risk faktörleri sırasıyla ilaç kullanımı, özellikle seftriakson kullanımı ve obezite olarak bulunmuştur. Ultrasonografik incelemede taşların çoğunlukla safra kesesi içinde, 1 cm'den küçük ve multiple olduğu; adölesan yaş grubunda taş boyutu ve sayısının anlamlı olarak arttığı görülmüştür. Tedavi sonlanımları incelendiğinde, iki yaş altındaki hastalarda UDKA tedavisine yanıtın daha yüksek olduğu ve cerrahi gereksinimin düşük seyrettiği, buna karşılık ileri yaş gruplarında kolesistektomi oranlarının belirgin olarak arttığı saptanmıştır. Safra taşı komplikasyonu gelişen olgularda karaciğer enzimleri, bilirubin ve pankreatik enzim düzeylerinin anlamlı derecede yüksek olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, pediatrik safra taşı hastalığında yaş, VKİ, altta yatan risk faktörleri ve ultrasonografik taş özelliklerinin birlikte ve bütüncül olarak değerlendirilmesi; hastaların prognozunun öngörülmesi, uygun izlem ve tedavi stratejisinin belirlenmesi, gereksiz medikal tedaviler ile erken veya kaçınılabilir cerrahi girişimlerin önlenmesi ve hasta bazlı bireyselleştirilmiş klinik yaklaşımların geliştirilmesi açısından kritik önem taşımaktadır.