İç hastalıkları ve endokrinoloji servislerinde yatan 60 yaş ve üzeri diyabetik hastalarda kapsamlı geriatrik değerlendirme yapılarak kırılganlık ve fonksiyonellik düzeyine göre sıkı glisemik kontrol prevalansının değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ŞİŞLİ HAMİDİYE ETFAL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HAKAN KAYGUSUZ
Danışman: Aslıhan ÇALIM
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Hastanemiz İç Hastalıkları ve Endokrinoloji servisine yatan 60 yaş ve üzeri diyabet hastalarında kapsamlı geriatrik değerlendirme yapılması sonucu, hastaların fonksiyonel durumu ve kırılganlık düzeyi göz önüne alınarak bireyselleştirilmiş glisemik hedeflerine göre, hastalarda sıkı glisemik kontrol prevalansının belirlenmesi, bu duruma neden olan faktörler ve bu durumun yarattığı sonuçların gözden geçirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Servislerine yatışı yapılarak takip edilen 60 yaş ve üzeri en az 6 aydır diabetes mellitus (DM) tanısı almış olan hastalar çalışmaya alınmıştır. Çalışma tek merkezli, kesitsel olarak yapılmıştır. Hastaların DM açısından kullanmakta olduğu tedaviler, takibi, komplikasyonları, laboratuvar parametreleri incelenmiştir. Hastalara yatışı esnasında KGD yapılıp geriatrik sendromları taranmıştır. Hastalar fonksiyonellik, kırılganlık, eşlik eden komorbiditeler ve geriatrik sendromlarına göre 3 gruba ayrılarak değerlendirilmiştir. Güncel kılavuzların önerileri doğrultusunda fonksiyonelliği korunmuş, kırılgan olmayan, yaşam beklentisi yüksek olan hasta grubunda (1. Grup) HbA1c<%7; fonksiyonel kapasitesi azalmış, pre-frail, yaşam beklentisi orta hasta grubunda (2. Grup) HbA1c<%7,5; fonksiyonellik açısından bağımlı, kırılgan, yaşam beklentisi düşük hasta grubunda (3. Grup) HbA1c<%8 olması sıkı glisemik kontrol olarak değerlendirilmiştir. Bu bilgiler ışığında hastaların başvuru anındaki sıkı glisemik kontrol prevalansı değerlendirilmiştir. Bu duruma neden olan faktörler ve bu durumun yarattığı sonuçlar gözden geçirilmiştir. Bulgular: Araştırmaya 372 hasta dahil edildi. 111 (%29,84) hasta 1. grupta, 137 (%36,83) hasta 2. grupta ve 124 (%33,33) hasta 3. grupta yer aldı. Sıkı glisemik kontrol prevalansı tüm hastalarda %52,15, 1. grupta %31,53, 2. grupta %47,45 ve 3. grupta %75,81 olarak saptandı. Sıkı glisemik kontrol altında olan bireylerde hipoglisemi görülme yüzdesi daha yüksek olarak saptandı(p<0,001). Sıkı glisemik kontrol altında olan ve olmayan bireyler arasında mikrovasküler komplikasyonlar, makrovasküler komplikasyonlar ve hastanede yatış süresi açısından anlamlı fark bulunmadı. H olan hastalarda yatış süresi daha kısa bulundu(p=0,017), mikrovasküler komplikasyon (p=0,008) ve nöropati (p=0,008) yüzdesi daha düşük bulundu. İkinci ve üçüncü gruptaki hastalarda hipoglisemi görülme yüzdesi sıkı glisemik kontrol altında olan bireylerde daha yüksek bulundu (p<0,001). DM için kullanılan ilaç sayısı azaldıkça (OR: 0,478; %95 GA: 0,367-0,622; p<0,001) ve hemoglobin değerleri düştükçe (OR: 0,775; 95% GA: 0,694-0,866; p<0,001) sıkı glisemik kontrol riskinin arttığı saptandı. Düşme öyküsü olan hastalarda (OR: 1,839; 95% GA: 1,075-3,146; p=0,026) ve malnütre hastalarda (OR: 4,785; %95 GA: 2,313-9,897; p<0,001) sıkı glisemik kontrol riski daha yüksek bulundu. Sıkı glisemik kontrole sahip hastalarda DM için kullanılan ilaç sayısı arttıkça (OR: 1,844; %95 GA: 1,213 - 2,804; p=0,004), MNA skoru düştükçe (OR: 0,918; %95 GA: 0,868 - 0,970; p=0,002), düşme öyküsü bulunması durumunda (OR: 2,724; %95 GA: 1,363 - 5,442; p=0,005) hipoglisemi riskinin arttığı saptandı. HbA1c<6.5 ve beraberinde 2 tane diyabetik ilaç veya tek başına insülin kullanımı fazla tedavi olarak tanımlandığında; 50 (%25,77) hastada fazla tedavi uygulaması saptandı. Sonuç: Çalışmamızda servislerimizde yatan DM tanılı yaşlı hastaların %52,15'inin bireyselleştirilmiş hedeflere göre sıkı glisemik kontrol altında takip edildiği sonucuna ulaştık. Bu hastaların birçoğunun genel sağlık durumu, fonksiyonellik durumu ve kırılganlık düzeyi açısından normal popülasyona göre zayıf olan hastalardan oluştuğunu gözlemledik. Sıkı glisemik kontrol ile düşme öyküsü ve malnütrisyon arasında anlamlı ilişki bulunduğu, ayrıca sıkı glisemik kontrole sahip hastalarda da düşme öyküsü bulunması ve malnütrisyon tarama aracı olarak kullanılan MNA skoru düştükçe hipoglisemi görülme riskinin arttığını saptadık. Sıkı glisemik kontrolün, nispeten daha sağlıklı yaşlı grubunda hipoglisemi riskinin artışına sebep olmadığı, mikrovasküler komplikasyonlarda ve hastane yatış süresinde azalma sağlayabileceği görülmesine karşın; fonksiyonelliği bozulmuş ve daha kırılgan yaşlı grubunda hipoglisemi görülmesini anlamlı olarak artırdığı, diyabetik komplikasyonlar ve hastane yatış süresinde önemli bir değişim sağlamadığı görüldü. Her yaşlı birey fizyolojik durumu, fonksiyonellik düzeyi, kırılganlık durumu, kognitif fonksiyonları açısından birbirinden farklıdır. Bu durumda hastaların klinik durumunu ortaya koymak adına, her diyabetik hastaya KGD yapılması; yapılan bu değerlendirme sonucunda hastaların tedavi hedefleri ve stratejilerinin ortaya konmasının doğru bir yaklaşım olduğu kanaatindeyiz. Anahtar Kelimeler: Diabetes Mellitus, geriatrik değerlendirme, kırılganlık, glisemik kontrol, fazla tedavi