Fenilketonüri tanısı ile izlenen hastaların demografik, klinik, biyokimyasal ve moleküler genetik özelliklerinin incelenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DR. SAMİ ULUS KADIN DOĞUM ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FATMA NUR KUZUCU

Danışman: Mustafa KILIÇ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve amaç: Fenilketonüri (FKU); fenilalanin hidroksilaz enzimini kodlayan PAH genindeki patojenik varyantlar sonucu ortaya çıkan, mental motor retardasyon, davranış bozuklukları ile seyreden otozomal resesif geçişli bir metabolik hastalıktır. Fenilalanin hidroksilaz enzimi; fenilalaninin tirozine dönüşümünden sorumludur. Enzim aktivitesindeki azalmaya bağlı olarak kanda fenilalanin metabolitlerinin birikimi olmakta ve hastalığın fenotipi; hiperfenilalaninemiden (HFA) klasik FKU'ya kadar değişkenlik göstermektedir. Gereç ve yöntem: Çalışmamızda; HFA, FKU, maternal FKU sendromu, geçici HFA veya tetrahidrobiopterin (BH4) metabolizma bozukluğu ile kliniğimizde takipli 99 hastanın; demografik verileri, sınıflandırması, klinik özellikleri, kan fenilalanin düzeyleri, tedavileri, diyete uyumları, moleküler genetik analizleri ve gelişim değerlendirmeleri retrospektif olarak incelendi. Anne-baba arasında akrabalık durumu, ailede benzer hastalık öyküsü, eşlik eden hastalıklar ve eşlik eden nöbet varlığı araştırıldı. Tanı anındaki kan fenilalanin düzeylerine bakılarak HFA, hafif FKU, orta FKU, klasik FKU olmak üzere sınıflandırıldı. Elde edilen varyantların popülasyon, hastalığa özgü ve 'in-silico' tahmin araçları veri tabanlarında patojenitesi araştırıldı. Bulgular: Hastaların çoğunun Ulusal Yenidoğan Tarama Programı ile erken dönemde klinik bulgular orta çıkmadan tanı aldıkları görüldü. Ortanca başvuru yaşı 20 gün ve ortanca tanı yaşı 26 gündü. Başvuru yaşları ile tanı anındaki kan fenilalanin düzeyleri karşılaştırıldığında pozitif korelasyon gösterdiği görüldü. Çalışmaya dâhil edilen hastaların %59,6'sı tedavisiz izlemdeydi. Diğer hastalarda tedavinin tama yakınını diyet tedavisi oluşturmaktaydı. Hastaların büyük çoğunluğunun diyete uyumu iyi olup, uyumsuzların geç tanı alan hastalar olduğu görüldü. Klinik bulgular büyük çoğunlukla az sayıdaki geç tanı alan ve tedaviye uyumsuz hastalarda belirgindi. Hastaların 50'sine yapılabilen PAH gen analizi sonuçlarına bakıldığında; 27'sinde (%54) birleşik heterozigot, 17'sinde (%32) homozigot ve 3'ünde tek allelde heterozigot varyant tespit edildi. Hastlarımızın PAH geninde 32 farklı allel ve 39 farklı genotip belirlendi. Saptanan varyantlar arasında en büyük grubu yanlış anlamlı varyantlar oluşturuyordu. PAH geninde varyant tespit edilemeyen üç hastanın ikisi BH4 metabolizma bozukluğu, biri ise geçici HFA tanısı aldı. Hastalarımızda PAH geninde sık görülen varyantlar sırası ile çoktan aza doğru; c.898G>T (%15,4), c.1066-11G>A (%8,8) ve c.1208 C>T (%8,8) ve c.631C>A (%7,7) idi. En sık görülen genotip c.898G>T/c.898G>T (%6,1) ve c.898G>T/c.1066-11G>A (%6,1)idi. HFA hastalarında en sık c.898G>T/c.898G>T(%8,3), c.898G>T/c.1066-11G>A (%8,3), c.1208C>T/c.1208C>T (%5,6) ve c.631C>A/c.631C>A (%5,6) genotipleri, klasik FKU hastalarında ise en sık c.842C>T/c.842C>T (%33,3) genotipi saptandı. Hastalarımızdasaptanan varyantların tamamı (PTS genindekiyeni varyant hariç) daha önce literatürde bildirilmişti. Sonuç: Ulusal Yenidoğan Tarama Programı; erken tanı ve tedavi ile daha iyi prognoz ve yaşam kalitesine kavuşma imkânı sağlamıştır. Hastalarda genotip- fenotip ilişkisini ortaya koymak için daha geniş çalışmalara ihtiyaç vardır.