1000 gram altı prematürelerde birden fazla sürfaktan kullanım risk faktörleri ve morbidite üzerine etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ZEYNEP KAMİL KADIN VE ÇOCUK HASTALIKLARI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MERVE KÜSKÜ POLAT

Danışman: Elif ÖZALKAYA

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş: Respiratuar Distres Sendromu (RDS), sürfaktan eksikliği nedeniyle özellikle 34.gestasyon haftasından küçük prematürelerde görülen ciddi bir solunum yetmezliği nedenidir. Sürfaktan tedavisi ve antenatal steroidler ile RDS yönetiminde önemli başarılar elde edilse de ileri derecede prematüre bebeklerde morbidite halen azımsanmayacak düzeydedir. RDS'nin tanısı postnatal ilk saatlerde konur ve erken müdahaleyle sürfaktan uygulaması prognozu olumlu etkiler. Tek doz replasman aşırı düşük doğum ağırlıklı (ADDA) bebeklerde yetersiz kalabilir, sürfaktanın inaktivasyonu veya yetersiz dağılımı nedeniyle tekrarlayan dozlara ihtiyaç duyulabilir. Literatürde tekrarlayan dozun mortalite ve pnömotoraksı azalttığı gösterilmekle birlikte, bazı çalışmalarda artan bronkopulmoner displazi (BPD) ve diğer morbidite oranları bildirilmiştir. Amaç: Çalışmamızda RDS tanısı alan 1000 gram altı ileri derece immatür prematürelerde sürfaktanın birden fazla kullanımının risk faktörleri ve morbidite üzerine etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) İstanbul Zeynep Kamil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi (YDYBÜ)'nde 01.01.2020-01.01.2023 tarihleri arasında 1000 gram ve altında doğan ve RDS tanısı alan prematüreler çalışmaya dahil edildi. Hastalar aldıkları sürfaktan doz sayısına göre tedavi almayanlar, tek doz ve tekrarlayan dozda alanlar olarak gruplandırıldı. Hasta dosyaları retrospektif olarak tarandı ve demografik veriler, prenatal, natal ve postnatal özellikler kaydedildi. Hastalar risk faktörleri, morbidite ve mortalite oranları açısından karşılaştırıldı. 1000 gram üstü yenidoğanlar, term yenidoğanlar, majör kongenital anomalili bebekler, hidrops fetalis bebekler çalışmaya dahil edilmedi. İstatistiksel analizler NCSS (Number Cruncher Statistical System) 2007 Statistical Software (Utah, USA) paket programı ile yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel metotların (ortalama, standart sapma, median, interquartil range) yanı sıra Shapiro-Wilk normallik testi ile değişkenlerin dağılımına bakılmış, normal dağılım gösteren değişkenlerin gruplar arası karşılaştırmalarında tek yönlü varyans analizi, alt grup karşılaştırmalarında Tukey çoklu karşılaştırma testi, normal dağılım göstermeyen değişkenlerin gruplar arası karşılaştırmalarında Kruskal Wallis testi, alt grup karşılaştırmalarında Dunn's çoklu karşılaştırma testi, nitel verilerin karşılaştırmalarında ki-kare testi kullanılmıştır. Sonuçlar, anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Bulgular: Üç yıllık dönemde incelenen 212 ADDA prematürenin %9,4'ü sürfaktan tedavisi almazken %33,9'u tek doz, %56,6'sı ise tekrarlayan dozda tedavi almıştır. Sürfaktan doz sayısı arttıkça doğum haftası (p=0,0001) ve doğum ağırlığında (p<0,001) anlamlı azalma saptanmış, düşük gestasyon haftası (OD; 0,84, %95 CI; 0,76-0,94, p=0,0014) tekrarlayan doz sürfaktan kullanımında bağımsız risk faktörü olarak belirlenmiştir. Gestasyon haftasındaki her 1 haftalık düşüşte tekrarlayan doz sürfaktan kullanımı %16 artmıştır. Tekrarlayan doz sürfaktan kullanımı prematüre morbiditelerinden IVK [evre 1; (OD; 2,51, %95 CI; 1,07-5,91, p=0,0035), parakimal; (OD; 2,73, %95 CI; 1,17-6,37, p=0,02)], pulmoner kanama (OD; 4,73, %95 CI; 2,07-10,78, p=0,0002) ve pulmoner hipertansiyon (OD; 5,59, %95 CI; 2,62-11,93, p<0,001) riskini belirgin arttırırken; PDA kapatma tedavisi ihtiyacı (OD; 1,88, %95 CI; 1,03-3,45, p=0,041) ve inotrop tedavi gereksinimini (OD; 2,51, %95 CI; 1,29-4,86, p=0,006) de anlamlı düzeyde artırmıştır. Tekrarlayan doz grubunda non-invaziv ventilatör ihtiyacı %44 daha azken (OD; 0,56, %95 CI; 0,31-1,01, p=0,0031) invaziv ventilatörde kalış süresi daha uzun saptandı (OD; 1,02, %95 CI; 1,00-1,04, p=0,0012). Ayrıca sağkalım oranı bu grupta %49 oranında azalmıştır (OD; 0,51, %95 CI; 0,28-0,94, p=0,031). Sonuç: Sonuç olarak, sürfaktan tedavisi alan bebeklerde doz sayısındaki artış; daha prematür, düşük doğum ağırlıklı ve yoğun bakım destek ihtiyacı yüksek profili yansıtmakta, invaziv ventilatör ihtiyacında ve ciddi neonatal morbiditelerde artışla seyretmektedir. Tek doz uygulama, birçok açıdan daha stabil bir klinik seyirle ilişkili bulunmuştur.