Kliniğimizde doğum yapan gebelerde postpartum depresyonun prospektif incelenmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ECEM KASAP
Danışman: Arzu Bilge TEKİN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:AMAÇ: Bu çalışma postpartum depresyonun sosyodemografik, obstetrik ve klinik değişkenlerle ilişkisini araştırmak, risk grubundaki anneleri tespit ederek erken tanı ve tedavi imkânı sunmak amacıyla yapılmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Bu tek merkezli prospektif klinik çalışma, T.C. Sağlık Bilimler Üniversitesi Sancaktepe Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Eğitim Araştırma Hastanesi'nde postpartum dönemdeki kadınlarda depresyon varlığını ve depresyonla ilişkili klinik, obstetrik ve sosyodemografik faktörleri değerlendirmek amacıyla kesitsel ve tanımlayıcı tipte planlanmıştır. Araştırmada katılımcıların sosyodemografik özellikleri, obstetrik öyküleri, gebelik ve doğum sürecine ilişkin klinik verileri kaydedilmiştir. Ayrıca doğum öncesi ve sonrası hemoglobin düzeyleri, yenidoğanın kilosu, APGAR skorları, yenidoğan yoğun bakım ünitesi yatışı ve endikasyonları incelenmiştir. Katılımcıların postpartum depresyon düzeyleri, Edinburgh Doğum Sonrası Depresyon Ölçeği (EPDS) kullanılarak değerlendirilmiştir. Ölçekten elde edilen toplam puanlar sürekli değişken olarak analiz edilmiş, ayrıca belirlenen kesme puanına göre "depresyon var" ve "depresyon yok" şeklinde kategorize edilerek değerlendirmeye alınmıştır. BULGULAR: Çalışmaya toplam 150 postpartum kadın dahil edilmiştir. Edinburgh Postpartum Depresyon Ölçeği (EPDS) için ≥13 kesme puanı dikkate alındığında, katılımcıların %20'sinde postpartum depresyon saptanmıştır. EPDS puan ortalaması 8.37±5.25 olup medyan değer 8 (IQR: 7) olarak bulunmuştur. EPDS puanları ile klinik ve obstetrik değişkenler arasındaki ilişkiler değerlendirildiğinde yaş, parite, gebelik haftası, vücut kitle indeksi, ek hastalık varlığı, hemoglobin düzeyleri, doğumhanede kalış süresi, doğum şekli, spontan eylem, indüksiyon, sezaryen endikasyonları, preterm doğum, yenidoğanın kilosu, APGAR skorları ve yenidoğan yoğun bakım ünitesi (YDYBÜ) yatışı arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmamıştır (tüm p>0.05). Bununla birlikte, depresyon grubunda doğumhanede kalış süresinin daha uzun ve gravida değerlerinin daha düşük olduğu gözlenmiş, ancak bu farklılıklar istatistiksel anlamlılığa ulaşmamıştır. Benzer şekilde, gebelikte hastane yatışı olan grupta depresyon oranının daha yüksek olduğu görülmüştür (%35.0'a karşı %17.7). Abortus öyküsü olmayan grupta EPDS puanlarının daha yüksek olduğu saptanmış, ve bu fark istatistiksel anlamlılığa oldukça yakın bulunmuştur (p=0.053). Sosyodemografik değişkenler incelendiğinde, çalışan kadınların EPDS puanlarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir (9.90±5.60'a karşı 7.80±5.00; p=0.019). Benzer şekilde, gebe eğitimi alan kadınlarda da EPDS puanlarının daha yüksek olduğu saptanmıştır (9.90±5.60'a karşı 7.80±5.00; p=0.024). Eğitim durumu açısından anlamlılığa yakın bir eğilim gözlenmiş (p=0.083), okuryazar olmayan ve yalnızca okuryazar olan gruplarda EPDS puanlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Geliri giderinden az olan grupta EPDS puanları daha yüksek bulunmasına rağmen, bu fark istatistiksel olarak anlamlılığa ulaşmamıştır (p=0.266). Sigara kullanan bireylerde EPDS puanları anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (10.80±5.80'e karşı 7.90±5.00; p=0.012). Ayrıca sigara kullanan bireylerde EPDS puanının ortalama 2.88 puan daha yüksek olduğu ve postpartum depresyon görülme olasılığının yaklaşık 3.7 kat arttığı saptanmıştır (OR=3.69; %95 GA: 1.18–11.57; p=0.025). Çok değişkenli analiz sonucunda sigara kullanımının postpartum depresyon varlığı ile bağımsız olarak ilişkili olduğu belirlenmiştir. SONUÇ: Bu çalışmada postpartum depresyon prevalansı %20 olarak saptanmıştır. Postpartum depresyonun klinik, obstetrik ve sosyodemografik belirleyicileri değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular postpartum depresyonun klinik ve obstetrik değişkenlerden ziyade sosyodemografik ve davranışsal faktörlerle daha yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Çalışmanın en önemli bulgusu, sigara kullanımının postpartum depresyon için bağımsız bir risk faktörü olarak belirlenmesidir. Sigara kullanan kadınlarda postpartum depresyon görülme olasılığının yaklaşık 3,7 kat arttığı saptanmıştır.Ayrıca çalışan kadınlarda ve gebe eğitimi alan kadınlarda da EPDS puanlarının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Elde edilen bulgular, postpartum depresyonun çok faktörlü bir yapıya sahip olduğunu ve doğum sonrası bakım hizmetlerinde yalnızca fiziksel iyilik halinin değil, annenin ruhsal durumunun da rutin olarak değerlendirilmesinin önemini göstermektedir. Özellikle sigara kullanan kadınlar başta olmak üzere risk altındaki annelerin erken dönemde belirlenmesi, uygun danışmanlık ve psikososyal destek hizmetlerinin sağlanması postpartum depresyonun olumsuz etkilerinin azaltılmasına katkıda bulunabilir.