Klinik ve subklinik hipotiroidili hastalarda hormon regülasyonunun hastanın yaşam kalitesi, ruhsal durum ve öfke kontrolü üzerine etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, GÜLHANE TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SÜLEYMAN ŞAHİNER
Danışman: Oktay SARI
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Klinik ve subklinik hipotiroidi hastalığı ile anksiyete ve depresyon sık birliktelik göstermektedir. Bu durum hastaların yasam kalitelerini ve ruhsal durumlarını da olumsuz olarak etkilemektedir. Böyle olgularda, hormon replasman tedavisi ile hastaların yaşam kalitesinde ve ruhsal durumunda düzelmeler olabilmektedir. Çalışmamızın amacı klinik ve subklinik hipotiroidi hastalarında hormon regülasyonunun, yaşam kalitesi, ruhsal durum ve öfke kontrolü üzerine etkinliğini araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmada edinilen veriler, 15.01.2020-01.01.2021 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Kliniğine ait polikliniğe başvuran çalışmaya katılmayı kabul eden ve dahil olma kriterlerini sağlayan hastalara, sosyodemografik özellikleri, hastane anksiyete ve depresyon ölçeği (HAD), EQ-5D genel yaşam kalite ölçeği, ilaç uyum bildirim ölçeği (IUBÖ), saldırganlık ölçeğinden oluşan anket formu yüz yüze görüşme tekniği ile uygulanmıştır. Hastaların tiroit fonksiyon testleri (TSH, sT4, sT3) ve diğer biyokimyasal değerleri hastane bilgi sisteminden veri toplama formuna kaydedilmiştir. Hastalara tedavi planlandıktan en az 3 hafta sonra TSH regülasyonu sağlandığı ilk kontrole gelişinde anket formu tekrar uygulandı. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 82 hastanın ortalama yaşları 40,77±13,43 (min= 18- max= 68) idi. Katılımcıların büyük bölümü (%69,5) kadınlardan oluşuyordu. Katılımcıların %57,3 (n=47)'ünü subklinik hipotiroidi vakaları oluşturuyordu. Tedavi öncesi dönemde hasta grupları arasında sosyodemografik veriler açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yoktu. Klinik hipotiroidi hasta grubunda anksiyete belirtisi %40, depresyon belirtisi %37,1 oranında bulunurken subklinik hipotiroidi hasta grubunda ise anksiyete belirtisi %31,9, depresyon belirtisi %23,4 oranında bulundu. Tedavi öncesinde EQ-5D yaşam kalitesi ölçeği ortalaması, klinik hipotiroidi hasta grubunda 0,754±0,12 iken subklinik hasta grubunda 0,772±0,15 olarak hesaplandı. Depresyon düzeyleri ile TSH arasında pozitif (r=0,218), sT4 arasında ise negatif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulundu (r=-0,250). Yaşam kalitesi ve saldırganlık düzeyleri ile TSH ve sT4 arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamadı. Hasta gruplarının her ikisinde de tedavi öncesi ve sonrası karşılaştırıldığında anksiyete (p<0,001), depresyon (p<0,001) ve saldırganlık (p<0,05) düzeyi ortalama skorlarında tedavi sonrasında anlamlı bir düşüş saptandı. Yaşam kalitesi ölçek skorlarında ise tedavi sonrasında anlamlı bir artış görüldü (p=0,018). Hastaların ilaç uyum skorlarında tedavi öncesi ve sonrası arasında anlamlı bir farklılık görülmedi. Sonuç: Hastaların hormon replasman tedavisi sonrasında, depresyon ve anksiyete belirtileri ile saldırganlık düzeylerinde azalma, yaşam kalitelerinde ise artış görüldü. Katılımcıların ilaç uyum düzeyleri arasında tedavi öncesi ve sonrası arasında anlamlı fark yoktu. Birinci basamakta hastanın şikâyetlerini değerlendirirken biyopsikososyal yaklaşım göz önünde bulundurarak, klinik ve subklinik hipotiroidide psikiyatrik belirtilerin sık görüldüğü, bazen hipotiroidinin psikiyatrik belirtilerle ortaya çıkabileceği, hastanın yaşam kalitesi ve ruhsal durumunun etkilenebileceği akılda tutulmalıdır.