Kan ve follikül sıvısında antioksidan (melatonin,homosistein) seviyeleri arasında farklılıklar var mıdır? ın vıtro fertilizasyon (IVF) başarısı üzerine etkilerinin araştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA GÜLHANE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: İSMET ERİNÇ SALMAN
Danışman: Mustafa ÖZTÜRK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:ÖZET Amaç: Bu araştırmada 20-45 yaş arası IVF(İn Vitro Fertilizasyon) uygulanan hastalarda kan ve folikül sıvısında antioksidan (melatonin, homosistein) seviyelerinin karşılaştırılması ve gebelik başarısına antioksidan (melatonin, homosistein) seviyelerinin etkisinin açıklanması amaçlanmıştır. Materyal ve Metod: Çalışmamız tek merkezli prospektif tanımlayıcı bir çalışmadır. Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi (GEAH) Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği Üremeye Yardımcı Teknikler (ÜYTE) Merkezi'ne 10.06.2023– 10.02.2024 tarihleri arasında müracaat eden ve çalışmaya alınmayı kabul ederek bilgilendirilmiş gönüllü olur formu imzalayan 80 hasta üzerinden yapılmıştır. Hastalara rutin tedavi protokolleri uygulanmış ve çalışma için farklı herhangi bir tedavi uygulaması yapılmamıştır. Hastalardan OPU (Oocyte Pick Up) işlemine başlanmadan hemen öncesinde kan örneği ve OPU işleminde folikül sıvısı alındı. Alınan numuneler -80℃ sıcaklıktaki saklama ünitelerine soğuk zincir kurallarına uyularak nakledildi. Numuneler çalışma sonlanana kadar saklandı. Bu süreçte IVF uygulamaları tamamlanan hastalar gebelik açısından takip edildi ve gebelik oluşması veya oluşmaması durumu kayıt altına alındı. Yeterli hasta sayısına ulaşıldıktan sonra çalışma tamamlandı ve numuneler toplu olarak laboratuvarda çalışıldı. Elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) v25.0 programı kullanılarak analiz edildi. Gebelik durumu bazal hormon seviyeleri arası ilişki ve gebelik durumu yaş-VKİ Mann-Whitney testleri ile analiz edildi. Gebelik durumu ile boy-kilo durumu analizi t-testi ile yapıldı. Grupların tanımlayıcı istatistiği ve gebelik durumu ile melatonin-homosistein ilişkisi Mann-Whitney testi ile analiz edildi. Gebelik durumuna göre melatonin kaynağı ilişkisi Kruskall Wallis ve Mann-Whitney U testleri kullanılarak analiz edildi. Gebelik durumuna göre homosistein kaynağı ilişkisi Bağımsız değişken Kruskall Wallis ve Mann-Whitney testleri ile değerlendirildi. Kan ve folikül melatonini gebe kalma durumu ilişkisi Receiver Operating Characteristic – ROC analizi ile değerlendirilmiştir. Analiz sonuçlarında P <0,05 olması istatistiksel olarak anlamlı olarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Gruplar karşılaştırıldığında melatoninin hem kan serumundaki hem de folikül sıvısındaki değerleri istatistiksel olarak anlamlı sonuçlandı. Gebe kalan grupta serum melatonin değeri, gebe kalamayan gruptakine göre yüksek saptandı. Grupların serum melatonin değerleri istatiksel olarak incelendiğinde ROC analizi için kabul edilebilir seviyede ayrım gücüne sahip olduğu ve pozitiflik sınır değerinin ≥ 324,52 olduğu belirlendi. Folikül sıvısından elde edilen melatonin seviyesi ise gebe kalan grupta daha yüksek saptandı. Grupların folikül melatonin değerleri istatistiksel olarak incelendiğinde ROC analizi için çok iyi bir ayrım gücüne sahip olduğu ve pozitiflik sınır değerinin ≥307,02 olduğu belirlendi. Homosisteinin serum ve folikül düzeyindeki seviyleri gebe kalan grupta yüksek saptanmıştır.Demografik veriler istatistiksel olarak değerlendirildiğinde yaş parametresinin istatiksel olarak anlamlı olduğu gebe kalamayan grupta yaşın daha yüksek olduğu saptanmıştır. İncelenen demografik bilgilerden olan boy, kilo, vücut kitle indeksi (VKI) değerleri ile gebe kalma durumu arasında istatiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Grupların bazal hormon parametreleri gebelik durumu ilişkisi incelendiğinde antimüllerian hormon (AMH) ve estradiol seviyeleri istatiksel olarak anlamlı bulunurken diğer bazal hormon parametreleri istatiksel olarak anlamsız olarak saptanmıştır. Sonuç: Çalışmamızda gebe kalan grupta serum ve folikül düzeyinde melatonin seviyeleri yüksek saptanmıştır. Gebe kalamayan grupta oksidatif stres ve serbest oksijen radikallerinin yüksek olabileceği ve bunların detoksifiye edilmesi sürecinde melatoninin kullanılması sonucu melatoninin tüketimi olabilir. Gebe kalan hasta grubunda hem serum hem folikül düzeyinde melatonin hormonunun yüksek saptanmış olması IVF yapılan hastalarda ilerleyen süreçte melatoninin gebelik başarısında bir indikatör olarak kullanılabileceğini ve eksojen melatonin desteği ile gebelik başarısının da arttırılabileceğini düşündürmektedir. Homosistein seviyelerinin folikül ve serum seviyelerinde gebe kalan grupta yüksek gelmesi literatür ile uyumsuz olarak değerlendirilmiş, örneklemdeki hastalara ait rutin olarak MTHFR mutasyonu analizi yapılmaması sebebiyle verilerin kısıtlı olması veya kullanılan kitin istikrarsız olması sebebiyle bu şekilde bir sonuç elde edildiği öngörülmüştür.