Spina bifida tanılı hastalarımızda vezikoüreteral reflü (VUR) sıklığının ve düzenli takibin son dönem böbrek yetmezliğine gidişe etkisinin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, HAMİDİYE ULUSLARARASI TIP FAKÜLTESİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: CUMALİ BERKAN ÜNAL

Danışman: Fatma SARAÇ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Spina bifida (SB) en sık görülen ve en karmaşık olan doğumsal anomalilerden biridir. Gelişiminde çevresel ve genetik faktörler etkilidir. Beyin ve sinir sistemi, gastrointestinal sistem, kas-iskelet sistemi, genitoüriner sistem gibi birçok sistemi etkilemektedir. Tedavi ve takibinde mutlaka multidisipliner yaklaşım gerekmektedir. Bozulmuş mesane ve barsak fonksiyonlarının göstergesi olarak, kabızlık, enkoprezis, fekal inkontinans, nörojen mesane, vezikoüreteral reflü (VUR), idrar inkontinansı, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları ve kronik böbrek yetmezliği (KBY) önemli morbidite nedenidir. KBY yaşamın ilk yılından sonra en yüksek mortalite sebeplerinden biridir. SB' li hastaların tedavi ve takibinde yaşamın erken dönemlerinden itibaren proaktif yaklaşım (temiz aralıklı kateterizasyon, proflaktik antibiyoterapi ve antikolinerjik tedavi) en önemli tedavi basamaklarından biridir. Gelişebilecek komplikasyonların erken tanınıp erken müdahale edilebilmesi için hastaların düzenli takip edilmesi gerekmektedir. Çalışmamızda spina bifidalı, nörojen mesaneye sahip olan hastalarda VUR sıklığı, düzenli takip ve düzenli temiz aralıklı kateterizasyon ( TAK) yapılmasının son dönem böbrek yetmezliğine gidişe (SDYB) etkisini araştırmayı hedefledik. Gereç ve Yöntemler: Çalışma, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Çocuk Cerrahisi kliniğinde takip ve tedavi edilen spina bifida tanısı olan hastaların geriye dönük taranmasıyla gerçekleştirilmiştir. Hasta dosyaları; Tüm hastaların biyokimyasal üre-kreatin değerleri, radyolojik olarak voiding sistoüretrografi (VCUG) sonuçları, Statik Böbrek Sintigrafi (DMSA) sonuçları, ürodinami sonuçları, başlanılan ve devam eden tedaviler, yapılan cerrahi işlemler açısından incelenmiştir. Bulgular: Çalışmamızda spina bifida tanısı olan 236 hastanın dosyası incelenmiştir. 18 yaşından büyük, takipten çıkan ve dosyasına ulaşılamayan hastalar çalışma dışı bırakılmıştır. Hastaların %50' si kadın %50' si erkekti. Ortalama yaş 12,03 ± 4,55 yıldı. VCUG testi sonuçlarına göre spina bifida hastalarının %34,7' sinde vezikoüreral reflü bulunduğu belirlenmiştir, hastaların %88,6' sının düzenli takip edildiği ve %81,4' üne düzenli temiz aralıklı kateterizasyon uygulandığı belirlenmiştir. Hastaların %13,1' inde kronik böbrek yetmezliği olduğu belirlenmiştir. KBY bulunan hastaların %45,2' sinin, KBY bulunmayan hastaların %95,1' inin düzenli takip edildiği saptanmıştır. KBY bulunan hastalar ile bulunmayan hastalar arasında düzenli takip edilme oranları açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (X 2 =66,340; p<0,001). KBY bulunanların düzenli takip edilme oranlarının kronik KBY bulunmayanlara göre daha düşük olduğu saptanmıştır. KBY bulunan hastaların %32,3' üne, KBY bulunmayan hastaların %88,8' ine düzenli TAK uygulandığı belirlenmiştir. KBY bulunan hastalar ile bulunmayan hastalar arasında düzenli TAK uygulanma oranları açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (X 2 =56,717; p<0,001). KBY bulunanların düzenli TAK uygulanma oranlarının KBY bulunmayanlara göre daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Çalışmamızda VUR sıklığının spina bifidalı hastalarda normal popülasyondaki hastalara göre daha yüksek oranda görüldüğünü saptadık. VUR saptanan spina bifida tanılı hastalarda kronik böbrek yetmezliğinin önemli kriterlerinden olan renal skarın VUR saptanmayan hastalara göre daha yüksek olduğunu gördük. Proaktif tedavi ile bunun önüne geçilebilmektedir. Bunun yanında proaktif yaklaşıma yeterli cevap alınamayan VUR' lu hastalarda alternatif olarak cerrahi yöntemler düşünülmelidir. Çalışmamızda düzenli takip ve düzenli temiz aralıklı kateterizasyon yapılan spina bifida tanılı hastaların düzenli TAK yapmayan ve düzenli takibe gelmeyen hastalara göre kronik böbrek yetmezliğine gidişin azalabileceğini gösterdik. Hastaların yenidoğan döneminden itibaren uygun zamanda başlanan TAK ile birlikte oluşabilecek nefrolojik/ürolojik komplikasyonların ve bununla beraber KBY' nin de önüne geçilebileceği öngörülmektedir. Anahtar Kelimeler: Spina Bifida, Temiz Aralıklı Kateterizasyon, Vezikoüreteral Reflü, Kronik Böbrek Yetmezliği