Yoğun bakım ünitesinde COVİD-19 tanısı ile takip edilen hastalarda gelişen ventilatör ilişkili pnömoni için risk faktörleri, mikrobiyolojik etkenler ve prognozun değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HİLAL IRCI

Danışman: İlhami ÇELİK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Çin'in Wuhan şehrinde, 2019 yılı sonlarına doğru pnömoni vakalarında artış görülmesi üzerine yapılan araştırmalarda hastalık etkeninin daha önce insanlarda saptanmamış yeni bir koronavirüs (2019 novel Corona Virus; 2019-nCoV) türü olduğu saptanmıştır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından 11 Mart 2020'de ise pandemi ilan edilmiştir. Literatürde COVID-19'da ARDS gelişimi ve mekanik ventilatör ihtiyacı ile ilgili birçok çalışma mevcuttur. Yoğun bakımda yatan hastalarda risk faktörlerini saptamak ve verilen immunsüpresif tedavi ventilatör ilişkili pnömoniyi (VİP) ön görmede yol göstericidir. Yerel epidemiyolojinin saptanması VİP tedavisinde önemli bir basamaktır. COVID-19 tanılı yoğun bakımda mekanik ventilatörde takipli 311 hastada VİP gelişimi için risk faktörlerini belirlemek, VİP gelişen hastalarda mortalite için risk faktörlerini belirlemek ve izole edilen etkenlerin direnç oranlarını belirlemek üzere 01.07.2021-30.07.2022 tarihleri arasında retrospektif gözlemsel kohort bir çalışma olarak gerçekleştirildi. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya nazo-orofarengeal örnekte SARS CoV-2 polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) pozitifliği saptanan 18 yaş ve üzeri hastalar dahil edildi. Hastaların demografik bilgileri, risk faktörleri ve altta yatan ek hastalıkları, yatış süreleri, laboratuvar değerleri, aldıkları immunsüpresif ve antimikrobiyal tedaviler değerlendirildi. Hastalar yoğun bakım yatışının 14. gününde ölenler ve sağ kalanlar olarak iki gruba ayrılarak risk faktörleri değerlendirildi. VİP gelişen ve gelişmeyen hastalar arasında risk faktörleri değerlendirildi. Etkenler ve antimikrobiyal direnç oranları saptandı. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 72,6±11,9 yıl ve %62,7'si erkek (195/311) idi. Hastaların çoğunun 60-75 yaş grubu %43,7 (136/311) grubunda olduğu gözlenmiştir. En sık tespit edilen komorbid durumlar; hipertansiyon %48,6 (151/311) ve diabetes mellitus %33,1 (103/311) olmuştur. Yoğun bakım ünitesine yatışın 14.gününde sağ kalan grupta metilprednizolon kullanımı 36/50 kişi ile daha fazla (p= 0,019), kullanılanım günü ortalama 11,3±8,7 gün ile daha uzun (p <0,001) ve toplam doz 620,8±591,3 mg daha fazla (p <0,001) bulunmuştur. Yine ölen hastaların %13'ü (34/261), sağ kalanların %28'ine (14/50) pulse steroid verilmişti (p=0,007). VİP gelişen hastaların %26,9'unda (28/104) KOAH vardı ve VİP gelişmeyenlere (%14,5, 30/207) göre anlamlı derecede yüksek saptandı (p=0,008). VİP gelişen hastaların metilprednizolon kullanım günü ortalama 8,5±7,9 gün (p <0,001) ve toplamda 495,4±560 mg dozunda (p <0,001) daha yüksek bulunmuştu. VİP gelişen hastaların hastane yatışının 14. günündeki laboratuvar bulguları incelendiğinde sağ kalan grupta kreatinin değeri ortalama 1,0±1,1 mg/dL ile daha düşük bulunmuştur (p=0,021). Yine bu gruptakilerin C-reaktif protein değeri 69,2±67,4 mg/dl ile daha düşük saptanmıştır (p=0,024). VİP gelişen hastalarda 14. günde verilen antibiyoterapi irdelendiğinde başta makrolid %59,6 (62/104), üçüncü kuşak sefalosporinler %36,5 (38/104), beta laktam/beta laktamaz inhibitörü %33,7 (35/104) kullanımı tespit edilmiştir İzole edilen bakterilerin %96,3'ünü Gram-negatif bakteriler oluştururken, %3,7'sini Gram-pozitif bakteriler oluşturmaktadır. En sık izole edilen Gram-negatif patojen Acinetobacter baumannii %62,5 (n=35), Gram-pozitif patojen ise Enterococcus spp. %3,7 (n=2) idi. Üçüncü kuşak sefalosporinlere karşı Acinetobacter spp. suşlarında %100 ve K. pneumoniae suşlarında %83,3 oranında direnç saptanmıştır. Acinetobacter baumannii, K. pneumoniae ve E. coli suşlarının tümü karbapenemlere dirençliydi Sonuç: Çalışmaya dahil edilen hastalarda 14. günde sağ kalan hastaların daha fazla kortikosteroid tedavi almış olduğu deksametazon kullanılan gün, günlük doz ve total dozun da daha yüksek olduğu tespit edildi. Hipertansiyon ve KOAH varlığı VİP gelişimi için risk faktörü olarak tespit edilmiştir. Metilprednizolon kullanım günü ile toplam dozu, tosilizumab ve pulse steroid kullanımı VİP gelişen grupta daha fazla tespit edilmiştir. VİP gelişen hastaların 14. günde sağ kalan hasta grubunda deksametazon ve metilprednizolon kullanım günü daha uzun bulunmuştur. COVID 19 pnömonisi ile MV'de takip edilen hastalarda VİP gelişimi ve mortalite açısından komorbid hastalıklar iyi değerlendirilmelidir. İmmünsüpresif tedavinin VİP gelişimine neden olabileceği akılda tutularak hasta bazlı tedaviler seçilmelidir. YBÜ'lerinde görülen enfeksiyon etkenleri arasında artan Acinetobacter baumannii oranı ve karbapenem direnci göz önüne alınarak antibiyotik seçimi yapılmalıdır. Anahtar Kelimeler: COVID-19, VİP, YBÜ